BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ankara’dan

Ankara’dan

Bu kış Ankara’yı fena vurmuş. Yollar açık; ama karlar topak olmuş kaldırımlarda. Ayaz felâket. Eksilerde. Hem de enflasyon gibi çift rakamlarda.



Bu kış Ankara’yı fena vurmuş. Yollar açık; ama karlar topak olmuş kaldırımlarda. Ayaz felâket. Eksilerde. Hem de enflasyon gibi çift rakamlarda. İç mekânlar da soğuk. Doğalgazın “kalorisini” düşük veriyorlarmış. Gelen eksik olunca, ne yapsınlar. Trafik, bizim İstanbul’dan beter olmuş. Ne Karum, ne Atatukle, ne Teras villalar. Ankara yine “gri”. Canlı, neşeli, renkli değil. Neyse işimize bakalım. Meclis kütüphanesinde çalışacağız. Hepsi yardımsever, candan insanlar. Meclis’in Genel Kurul Salonu iyi olmuş; ama keşke israf o kadar olmasaydı da diğer üniteleri de bakıma, revizyona, hatta toptan yenilemeye alsalardı. Genel Kurul’un post-modern üslubu ile diğer ünitelerin 30’lardan kalma stili çok sırıtıyor. Meclis’te ilmi bir sempozyum vardı Baktım dinleyenler eski parlamenterler. Ne halk, ne halkın temsilcileri. En iyi tarafı ikram edilen yemekti. Demokratlar Kulübü’ne uğradım. Yaşlarına rağmen coşkusunu kaybetmemiş “gençlerle” sohbet ettik. Nahit Menteşe de bize katıldı. Kulislere uğramadım Ankara’da. Dünde yarını aradım. Bugünle ilgilenmedim. BİTTİ Mİ? Tunus Caddesi’nde önümü kesti ak saçlı bir bey. “Bitti mi?” dedi. Tek kelime ile cevap istiyorum, diye ekledi. Neyi? Kimi soruyordu. “Çeçenler!” Ne desem? O aşk biter mi? Dünya döndükçe... Ankara’da nutkum tutulmuştu. Halbuki, konuşmaya gelmiştim, eski dostlarla. Akademik sohbete... Prof. Ş. Gürel, Prof. A.İ. Bağış, Prof. S. Bölükbaşı ile. Dost Prof. İ. Sezai imdada yetişti. “Alaca dünya” adlı bir kitabını vermişti. Cevap, oradandı: “Çok yakın mı dersiniz/Baharın başlaması Kışı iliklerinde/Yaşayan özyurdumda” 50 KM Yeşilköy’ü o meşhur fıskiyeli meydandan havaalanına bağlayan dörtlü gidiş, dörtlü geliş bir asfalt var. Hani havaalanının sınırından dolaşan. Tabela koymuşlar: “Radarla hız kontrolü yapılıyor.” İyi, yapsınlar. Zaten ben hızlı kullanmam. Ama, hız tabelasına bakıyorsunuz. “50 km.” Yani aşmayacaksınız. Hemen frenledim. O rakama indim. İyi de kaplumbağa hızı oldu! En sağ şeritte bile gitsem, arkadan işittiğim küfürlerin haddi hesabı yok. Ben kuralcı adamım, ama o tabelayı yazan ya hesap bilmiyor, ya da o rakam eğer inen uçaklar için yazılmadıysa, küfür yedirmeğe hakkı yok.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT