BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzünde huzur dolu bir tebessüm vardı

Yüzünde huzur dolu bir tebessüm vardı

Pelin o sabah erken kalkmıştı. Eşyaları toplamış, Murat’ın ilçeden kamyonet getirmesini bekliyordu.



Pelin o sabah erken kalkmıştı. Eşyaları toplamış, Murat’ın ilçeden kamyonet getirmesini bekliyordu. Bir gün önce birlikte gidip ilişkisini kesmişti. Gece geç vakte kadar oturmuşlardı. Ahraz Ana her zaman erken yatardı ama o gece uyumamıştı. Bütün gece Pelin’e ve Murat’a bakmış, sessizce onları seyretmişti. Genç çift ise heyecanlı bir şekilde gelecekte yapacakları şeyler için planlar kurmuşlardı. Murat gece Muhtarın evinde kalmıştı. Oldukça geç bir vakitte artık uyumak için kalktığında Ahraz Kadın yavaşça hareketlenmişti. Sedirden usulca inmiş, kapıya kadar gelmişti Murat’ı yolcu etmek için. Genç adam şaşkın bir şekilde gülümsemişti: - Anacığım, neden zahmet ettin. Ben giderdim, aha karşı eve gideceğim zaten. Sabah görüşürüz. Kolunu tutmuş Ahraz Kadın genç adamın. Herkesin şaşkın bakışları karşısında hiç duraksamadan çekti genç adamı kendine, onu alnından öpmüştü: - Allah seni her türlü kötülükten, beladan korusun oğlum! dedikten sonra arkasına dönüp yeniden sedirine oturmuştu. Pelin ve Murat birbirlerine bakmışlardı bu harekete bir anlama veremeden. Murat gülümseyerek çıkmıştı dışarı. Pelin akşamki bu olayı hatırlayıp sakin bir tebessümle başını uzattı. Sofada yoktu Ahraz Kadın. Meraklandı. Bahçeye çıktı, ağılın oraya baktı, orada da yoktu. Bu sırada Murat’ın geldiğin gördü: - Murat Ahraz Ana yok. - Nasıl yok, nereye gitti? Omuzlarını kaldırdı Pelin. O sırada köyün öteki başından koşarak gelen iki çocuk bir yandan da feryat ediyorlardı: - Mezarlıkta Ahraz Ana yatıyor... Ahraz Ana ölmüş! Bir bomba gibi düştü bu çığlıklar ortaya. Pelin feryat etmeye başladı: - Murat, Murat, koş çabuk... Ahraz Ana ölmüş diyorlar bunlar... Bu sırada Muhtar çıkmıştı dışarı. - Ne oluyor komutan? - Ahraz Ana... Çocuklar mezarlıkta yattığını söylüyorlar. Muhtar, Pelin ve Murat âdeta uçarak gittiler mezarlığın olduğu yere... Hakikaten de Gülbahar, yıllar önce ölen ve kendi bebeği diye buraya defnedilen aslında Fazıl Sabri Beyle Leyla Hanımın bebeklerinin gömüldüğü mezarın başına uzanıp kalmıştı... Soğumuş cesede bakılırsa daha gün ağarmadan buraya geldiği anlaşılıyordu. Murat gözyaşlarına engel olmak için dudaklarını ısırdı. Pelin’in hıçkırıkları sabahın sessizliğinde yankılanmaya başlamıştı. Usulca yaklaştı yaşlı kadının cansız bedenine ve irkildi. Gülbahar’ın yüzünde huzur dolu bir tebessüm vardı ve sanki dünyanın en mutlu insanı gibiydi... -SON-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT