BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözleri yola kilitlendi...

Gözleri yola kilitlendi...

Çaresizlik içinde bakındı iki tarafına. İçinden isyan dalgaları yükseliyor, bütün benliğini sarıyordu. Ağlamamak için zor tuttu kendisini. Yapacak hiçbir şeyi olmadığını bildiği halde kabullenemiyor, yüksek sesle söyleniyordu hızlı adımlarla yürürken:



Çaresizlik içinde bakındı iki tarafına. İçinden isyan dalgaları yükseliyor, bütün benliğini sarıyordu. Ağlamamak için zor tuttu kendisini. Yapacak hiçbir şeyi olmadığını bildiği halde kabullenemiyor, yüksek sesle söyleniyordu hızlı adımlarla yürürken: - Nereye gitti bu Allah’ım, o adam kim... Bulmalıyım onu... Aşağı yukarı dolaştı caddede. Sonunda biraz daha sakin düşünmeye başlamıştı. Hemen eve dönmeye karar verdi. Mutlaka eve gelecekti kızı. Koşar adımlarla gitti minibüs durağına. Yol boyunca çevresinde olup biten hiçbir şeyin farkında olmadan oturdu arabanın en arkasında. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmiyordu. Sadece kızını öldüreceğini düşünüyordu. Bugüne kadar her şeyini kaybetmişti. Kocasını, oğlunu, evini, her şeyini. Bir sahip olduğu namusu ve şerefiydi. Onu korumak için her şey yapardı. Son durakta indi. Dudakları bir çizgi halindeydi. Yüzündeki çizgiler daha da derinleşmişti sanki. Yokuşu nasıl çıktığını fark etmedi bile. Koynundaki anahtarı çıkartıp kilidi açtı. Yandaki komşu gülümsedi kapının önünden. Her zamanki gibi eski tahta sandalyeyi kapının önüne koymuş, oynayan çocuklarına bakıyordu: - Hoş geldin abla, çok sıcak değil mi bugün? Başını salladı: - Sıcak, çok sıcak... Fazla oyalanmadan girdi içeriye. Öfkeden hızlı hızlı soluyarak bekliyordu kızını. Gidip elini yüzünü yıkadı mutfaktaki sarı çeşmede. Suların aktığını bile fark etmedi. Dışarı çıkmak istemiyor, yandaki komşuyla sohbet edecek gücü bulamıyordu kendinde. Dışarıdan onun çocuklarının sesi geliyordu. Evin tek penceresi yola bakıyordu. Kiloyla aldıkları basma parçalarından bir perde uydurmuştu cama. Onun arkasına geçip hafifçe araladı parmaklarıyla perdeyi. Gözleri yola kilitlenmişti sanki. Nihayet yolun başında göründü Şehnaz. Kalbi fırlayacaktı yerinden Seher’in. Sevinsin mi, üzülsün mü, kızsın mı bilemedi. Yüreğinde bir kırıntı halinde de olsa bir ferahlık duydu. En azından geliyordu kızı eve. Onu yitirmekten ne kadar da korktuğunu fark etti bir anda. Şehnaz yorgun tavırlarla girdi içeriye: - Merhaba anne... Ay, öldüm bittim, bu yokuş beni öldürecek... Kadın istifini hiç bozmadı. Kaşları çatılıydı. Hiddetle baktı kızına: - O araba getireydi kapının önüne kadar madem, ne diye bırakıyor yolun yarısında? Şehnaz kıpkırmızı oldu. Şaşkınlıktan dili dolandı: - Ne?.. Ne arabası?.. Neler saçmalıyorsun sen? - Bir de yalan söylüyorsun ha? Seher yerinden bir ok gibi fırladı. Sağ elini kaldırıp olanca gücüyle bir tokat patlattı kızının yüzüne. Sarsıldı Şehnaz, yan tarafa savruldu bir kağıt gibi. Dudağının kenarından ince bir şerit halinde süzüldü kan. Korkuyla açtı gözlerini eliyle yanağını tutarak: - Neden vuruyorsun yahu? Ne oluyor? Kadının bütün zembereği boşalmıştı bir anda. Haykırdı adeta kızının üzerine ikinci bir hamle yaparken: - Gördüm seni, bir adamla gördüm, gözlerimle gördüm. O arabaya binerken gördüm, o adamla sarmaş dolaş gördüm. Söyleyecek hiçbir sözü yoktu genç kızın. Her şey açıkça ortadaydı artık. Saklamaya çalışacak, arkasına saklanacak sudan bahaneler uyduracak durumda değildi. Tartışmasız çıkmıştı gerçek ortaya. Bir anda kilitlendi dudakları sanki. Seher o sustukça daha da hırslanıyor, bu işin en ince ayrıntısına kadar öğrenmek için adeta çırpınıyordu. Vurmaya devam etti yumruğuyla kızın sırtına. Hırsını alamıyor, hele o sustukça daha da öfkeleniyordu: - Konuş ahlaksız, cevap ver bana? Kim o adam? Kimin nesi, utanmaz namussuz... Çıt bile çıkmadı Şehnaz’dan. Yediği darbelerden bile korunmaya çalışmıyordu. Her silleden sonra aksi yöne savruluyor, dengesini kaybediyordu. - Konuş yoksa elimde kalacaksın, öldüreceğim seni. Bir tek namusum için yaşıyorum ben, gözümü kırpmadan öldürürüm seni. İpler kopmuş gibiydi. Tokatlar birbiri ardına patlıyor, her darbeden sonra daha da hırslanıp kıyasıya vuruyordu artık... -Ben bir tek namusum için yaşıyorum artık. Başka neyim kaldı? DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT