BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milletvekili maaşları

Milletvekili maaşları

BİLDİK bileli bu mesele basında dert edinilir, vatandaş homurtusuna yaslanıp veryansın konusu yapılır: “Milletvekili üüüüff, çok para alıyor” “Oturup oturup milyarları götürüyorlar” “Bir şu milletin hâline bakın, bir vekilinin”



BİLDİK bileli bu mesele basında dert edinilir, vatandaş homurtusuna yaslanıp veryansın konusu yapılır: “Milletvekili üüüüff, çok para alıyor” “Oturup oturup milyarları götürüyorlar” “Bir şu milletin hâline bakın, bir vekilinin” * * * Bunca patırtıya gerek yok. Hayır hayır, “az-çok” meselesinde değiliz. Kopan ve kasten kopartılan gürültülere hayıflanıyoruz. İşin kolayı şudur, o konuda bir kanun maddesi getirilir, denir ki: “Milletvekili en yüksek devlet memuru kadar maaş alır. Ayrıca maaşının yarısı kadar da yolluğu hak eder” İşte bu kadar. Onlar rahat biz rahat. * * * Ama olmaz. İlle de ikide bir çengili-çalgılı çıngarlar çıkacak. Vakt-i zamanında varlıklı bir tüccar, mal yüklü kervan gelip de yükü indirdiğinde kervancıbaşını çağırıp taşıma ücretini öder, çekilirmiş. Ondan sonra da kervancıbaşı ile deve sahipleri arasında sabahlara kadar süren kavga başlarmış. “Sen şu kadar, hayır ben bu kadar” patırtısı bitmek bilmezmiş. Bir... üç... beş... Tüccarın tepesi atmış. Bir dahaki sefere deve sahiplerini tek tek çağırıp haklarını kendisi ödemiş. Paracıklarını alan deveciler duvar dibine çömelip kala kalmışlar. Ne ses, ne sedâ... Tüccar meraklanmış: -Yoksa, demiş. Az mı verdim, hakkınız mı kaldı? -Yoo demiş deveciler. Ne pazarlık ettikse onu verdiniz, sağolun. -Eeee? -Ee’si şu efendim. Patırtısız kazanılan paranın hiç keyfi olmuyor ki. Aynen öyle. İlle de patırtı kopacak. Kopacak ki, para denen meretin tadı, sıka sıka çıkarılsın. * * * Yazmıştım, bileceksiniz. Bazı ülkelerde milletvekillerine maaş yerine yılbaşlarında çek defteri verilir. Vekil de her ay kendi maaşını kendisi belirleyip çeke yazar ve gidip bankasından tahsil eder. Ne arayan vardır, ne soran. Sözgelimi İngiltere’de durum böyle. Orada kimse devecilik yapmaz. Şimdi siz: “Ooooo!. O kadar da değil” diyeceksiniz. Tamam. Tamam da... Millet olmak kolay değildir. * * * Gene de derim ki: Muhtac, borç içinde, emekli bir milletvekili görmek ister misiniz? Ya da ayın sonunu getiremeyen, daralmış elbiseli bir temsilcinize gönlünüz râzı mıdır? Cevabını mertçe veriniz. * * * Gazeteci Tekin Erer dostum 1970’lerde iki dönem milletvekilliği yapmıştı. Masrafına dayanamadı da, İstanbul’daki evini sattı rahmetli. Siyâseti ucuz zannetmeyelim. Milletvekilinin cimri olmaya hakkı yoktur. Misafirsiz, eşsiz-dostsuz kalmaya hakkı yoktur. O sebeple şu işin bir kolayı artık bulunmalı. Hatırlatırım: Milletvekili maaşlarını fazla bulan tartışmacı gazeteciler ayda ne kazanır bilir misiniz? Milletvekilinin üç katı. Bu da meselenin ayıplı, ama ibretli yüzüdür. ........... GÜNÜN KİTAPLARI: Kalem Kalesi, Çarpışan Sesler, Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Bir Yazarın Notları, Klâs Duruş... Bu beş kitabın da yazarı Nuri Pakdil. Harikulâde bir Türkçe, az rastlanır bir zekâ ve zenginlik örneği. Pakdil, bir iftihar adam... Edebiyat Dergisi Yayınları. Tel-Faks: (0312) 231 15 64
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT