BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hikmet Sami Türk

Hikmet Sami Türk

Ben siyaset ile ilgili yazılar yazmam pek. Çünkü özellikle bizim ülkemizdeki siyaset çizgisi benim gönlüme göre değil. Oturup da fikirlerini ve icraatlarını hayranlıkla takip edebileceğim siyasetçi sayısı o kadar az ki.



Ben siyaset ile ilgili yazılar yazmam pek. Çünkü özellikle bizim ülkemizdeki siyaset çizgisi benim gönlüme göre değil. Oturup da fikirlerini ve icraatlarını hayranlıkla takip edebileceğim siyasetçi sayısı o kadar az ki. Kendime ait dünya görüşümü pek bir kalıba da oturtamıyorum. Hani eskiden sağcılarla solcuları ayırmak mümkündü. Herkes fikrinin ismini kolaylıkla koyuverirdi. Şimdi her şey birbirine karışmış vaziyette. Bu karışıklık içinde benim durumum nedir, kestiremiyorum. Muhafazakar olduğum kesin. Ama muhafaza etmek istediğimiz verileri gözden geçirmemiz gerektiğine de inanıyorum. İşlemeyen bir sistemi muhafaza etmek, herhalde zekice olmaz. Kendi değerlerimizi kaybetmeden çağdaş ve insan haklarına saygılı bir ülke olabilmenin hayalini kuruyorum belki de. Ve her zaman olduğu gibi saygı kavramına takılıyorum. Kişiye saygı, kendine saygı ve makamlara saygı. Dolayısı ile topluma saygı... Şimdi bütün bunların nereden çıktığını merak ediyorsunuzdur. Geçenlerde Adalet Bakanlığı’ndan bir davet aldım. Davet edilen başka köşe yazarlarıyla birlikte Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk ile sohbet edecektik. Kısacası yemekli bir sohbet toplantısı. Kendi adıma heyecanlandım. Olmam gereken yere, olmam gereken saatten biraz daha erken gittim geç kalma korkusuyla. Orada beni bir beyefendi karşıladı. Elbette Sayın Bakan’dan söz ediyorum. Tepeden tırnağa bir beyefendi... Her geleni ayağa kalkarak ve elini sıkarak karşılayan, halini hatırını soran ve yazılarımı zaman zaman okuduğunu belirten bir centilmen... Abarttığımı zannetmeyin. Genel olarak bu görüntülere alışık değilim. Bırakın devletin Adalet Bakanı’nı, sıradan bir işadamına bile böyle samimiyetle yaklaşamazsınız bu ülkede. Önce korumalarını aşmanız sonra adeta el etek öpmeniz gerekir. Benim gibiyseniz yani bunları yapmaya tarzınız müsaade etmiyorsa o zaman hiç yaklaşmaz, uzak durursunuz. Sayın Bakan’ın ince davranışları ve üslubu beni çok etkiledi. Sonra diğer misafirleri inceledim. Gördüm ki kişiye saygı ve makama saygı konuları unutulmaya yüz tutmuş. Ya da ben gerçekten sıkı bir muhafazakarım. Mesela bir Bakan’ın karşısında bacak bacak üstüne atmak ve sözleri hiç tartmadan söyleyivermek benim gözümde kendine güven değil. Özgürlük de değil. Sayın Türk’ün o akşam yapmak istediği, bakanlığının gerçekleştirmekte olduğu çalışmalardan gazetecileri haberdar etmekti. Yani gazetecilere değer vermiş, konular hakkında birinci ağızdan bilgi sahibi olmalarını sağlamayı hedeflemişti. Anlattıklarını dikkatle dinledim. Ve gördüm ki Türk Medeni Kanunu Tasarısı, cezaevlerinin ıslahı ve daha bir çok önemli konularda inanılmaz çalışmalar gerçekleştirilmiş. Önümüzdeki günlerde, o toplantıda öğrendiklerimi sizlerle paylaşacağım. Daha doğrusu sizlere müjdeleyeceğim. Ama bugün her zamanki duygusal yaklaşımımla önce insandan ve insan ilişkilerinden dem vurmak istedim. Gururla ve sevinerek şunu belirtmek istiyorum. Adalet Bakanlığı’nın başında sayın Türk ve ekibi olduğu müddetçe her türlü düzeltme ve iyileştirme çalışmasının başarı ile sonuçlanacağı bana göre kesin. Çünkü onlar işlerini iyi bilen, konularında uzman, çalışkan ve hepsinden önemlisi iyi kalpli insanlar. Ne mutlu bize ki Sayın Türk gibi bir Adalet Bakanımız var. sözün özü Bir kez dürüstlükten vazgeçerseniz, geriye dönemezsiniz. LEVHA En açık gerçeğin görülebilmesi bazen yıllar alır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT