BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB’nin zor günleri

AB’nin zor günleri

Fransa, İtalya ve İspanya; Avusturya’nın AB üyeliğinin askıya alınması için temasları yoğunlaştırırken, bu yöndeki çalışmalara Belçika’nın da destek vereceği belirtiliyor



Avusturya krizi, AB’yi uluslararası kamuoyu önünde zor duruma soktu. Brüksel, krizi aşmaya çalışıyor. Burada en önemli görev Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas Klestil’e düşüyor. Klestil, aslında çok zor bir iş yaparak koalisyon hükümetini onayladı. Anayasaya uygun olarak kurulmuş, meşru Özgürlükçüler Partisi (FPÖ), ülkenin ikinci partisi durumunda. İkinci Dünya Savaşı tarihi ele alındığında, batı demokrasilerinin katettiği mesafe açısından Joerg Haider gerçeği, Avrupa için utanç verici bir durum. Yabancı düşmanı, ırkçı ve Nazi özentisi bir partinin iktidara gelmesi, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi’ye göre bir bütün olarak Avrupa’daki değer yargıları açısından kaygı verici. KENDİNİ SORGULUYOR Avrupa demokrasisi için sigorta anlamı taşıyan anayasa kapsamında hareket eden bir parti, radikal ve ırkçı düşüncelerine rağmen yaşayabiliyor ve genişce taban bulabiliyor. İşte FPÖ gibi partilerin hükümet kurma haklarını zorla ve tehditle engellemek yerine, bu tür partilerin neden bu kadar yükselebildiği konusunda, AB kendini sorgulamaya başladı bile. AB Komisyonu, Haider hükümetinin, Avrupa gerçeklerine uygun bir hükümet olmadığını düşünüyor. Ancak Viyana’ya karşı yaptırım uygulayacak fazla da bir gücü yok. AB antlaşmaları, Avusturya gerçeğini göz önüne alarak yaptırım konusuna fazla bir açıklık getirmemiş. Haider’li hükümetin Avrupa değerlerini karşılamaktan uzak olduğu görüşünü ortaya koyan AB Komsiyonu sözcüsü Ricardo Levi, Viyana’ya mesafeli durulacağını belirtiyor. Ricardo Levi, Haider’in AB’den gelen tepkiler üzerine, ‘’Avrupa kümesinde tilki görülmeden korku başladı’’ şeklindeki konuşmasını hatırlatarak, krizin tahmin edilenden de büyük olduğunun altını çiziyor. CHİRAC VE AZNAR Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Avusturya’nın AB ile imzaladığı kontrata uymadığının altını çizerek, 14 ‘lü düzeyde, AB üyesi ülkelerin gösterdiği tepkinin normal olduğunu söyledi. AB tarihinde ilk defa ırkçı ve yabancı düşmanı bir partinin hükümete ortak olduğunu ifade eden Chirac, “Bu gelişme küçümsenecek bir olay değildir. Viyana’nın, AB normlarına ve kurallarına uyması gerekir” dedi. Üye ülkeleri Avusturya’ya karşı uyanık olmaya davet eden Chirac, AB’nin değerler kurumu olduğunu söyledi. İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar da Avusturya hükümetinin izole edilmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, Viyana’ya karşı takınılan tutumun kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. BİR BAŞKA KRİZ Fransa, İtalya ve İspanya, Avusturya’nın AB üyeliğinin askıya alınması için dirsek temasını yoğunlaştırırlarken, bu yöndeki çalışmalara Belçika’nın da destek vereceği şimdiden açıklanmış durumda. Avrupalı Hıristiyan demokratları bünyesinde toplayan Avrupa Halkçı Partileri (PPE) krizin eşiğinde. Avrupa Parlamentosu’nda en fazla sandalyeye sahip PPE’ye üye Avusturya Halkçı Partisi’nin atılması tartışmaları giderek büyüyor. Belçika, Fransız ve İtalyan Hıristiyan demokratlar, başkanlığını Wolfgang Schüssel’in yaptığı Avusturya Halkçı Partisi’nin PPE’den çıkarılması için resmen başvuruda bulundular. PPE’nin Alman ve Avusturyalı üyeleri, Viyana hükümetine şans verilmesini isteyerek bu görüşe karşı çıkıyorlar. Bünyesinde 36 partiyi toplayan Avrupa Halkçı Partileri Başkanı Wilfried Martens, ortak bir yol arayışı içinde olduklarını, krizi çözmek için belirledikleri üç kişilik heyetin Viyana’ya giderek bir rapor hazırlayacağını bildirdi. KARAR NİSAN’DA Martens, Avusturya ile ilgili kararın, 22 Mart’ta yapılacak Avrupa Halkçı Partileri Başkanları Zirvesi’nde ele alınarak, 6 Nisan’daki siyasi büro toplantısında verileceğini bildirdi. Öte yandan bu hafta yapılacak Avrupa Parlamentosu Genel Kurul çalışmaları öncesi, Sosyalist, Yeşiller ve Sol İçin Birlik siyasi grupları, Avusturya’ya karşı ortak hareket edilmesi yönünde görüş birliğine vardılar. Avrupa genelinde gösteriler konferanslar başta olmak üzere kamuoyunu harekete geçirmeyi hedefleyen bu gruplar, AB’nin çok büyük bir krizin eşiğinde olduğunu kaydediyorlar. Hareketli hafta AB Genel İşler Konseyi, Avusturya krizi sonrası ilk defa bir araya geliyor. Hükümetlerarası konferans çalışmalarını bakanlar düzeyinde ele alacak olan AB Konseyi, 23-24 Mart tarihlerinde Lizbon’da danışma düzeyinde yapacağı liderler zirvesinin hazırlıklarını gözden gecirecek. Avrupa Savunma Gücü’nün kurulması çerçevesinde Brüksel’de göreve başlayacak askeri ve sivil komitelerin kurulması, milli askeri bölümler ile diyaloğu sağlayacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesi konusunda bir dizi kararlar alınacak. AB dışişleri bakanları, resmi olarak gündemde olmamasına rağmen, kapalı kapılar ardından Avusturya krizini tartışacaklar. Sivil toplum örgütleri Brüksel’de buluşuyor Ankara’nın, birçok aday ülkenin çalışmalarını gıpta ile takip ettiği Türk özel sektörünü, AB ile ilgili çalışma alanında bir çatı altında toplama girişimi, “Geriye mi gidiyoruz?” sorusunu akıllara getirdi. Özel sektör kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin Avrupa muhatapları ile yakınlaşarak ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Türkiye, diğer adaylardan daha organize bir konumdayken, Ankara’nın tek çatı altında örgütlenme ile AB ekseninde ilişkileri yürütme girişimi, Brüksel’de zihinlerin bulanmasına yol açtı. Bu konuda Ankara’nın müzakere ve esneklik payı olmadığını ifade eden Brüksel’deki uzmanlar, “Avrupa’da bu işin benzeri olmadığı gibi, her sektör kendi iş kolunda temsil ediliyor. Ankara’nın bu çerçevede danışma kurulu olusturarak herkesi aynı kefeye koyma girişimi örneğine bugüne kadar hiç bir ülkede rastlanmadı” dediler. Türkiye, AB sivil toplum örgütleri Helsinki Zirvesi’nden sonra Brüksel’de bir araya geliyor. Karma İstişare Komite (KİK), 17-18 Şubat tarihlerinde yapacağı toplantıda, Türkiye-AB ilişkilerini ele alacak. Ankara’nın, Türk özel sektörü ve sivil toplum örgütlerini temsil edecek tek bir çatı altında toplayıp yetki vermeyi planlaması, Ankara-Brüksel ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdı. Bu durum, Brüksel’de, AB gerçeklerine ve uygulamalarına farklı bir yaklaşım getirmek şeklinde değerlendiriliyor. KİK Avrupa kanadı temsilcileri, yeni müzakere ve uyum sürecinde, Ankara’nın, çok seslilik ve şeffaflık yerine, farklı bir yöntem izlediğine işaret ediyorlar. Hüsamettin Kavi başkanlığındaki Türk heyetinde, DİSK, Hak-İş,Türk-İş, TİSK, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Birliği, Bankalar Birliği, Barolar Birliği, Mimar ve Mühendisler Odası gibi sivil toplum örgütleri bulunurken, TÜSİAD, TÜGİAD, İKV ve Odalar Birliği gözlemci olarak katılacak. Türkiye masası güçlendiriliyor AB Komisyonu, Türkiye dışındaki 12 aday ülkenin genişleme ile ilgili çalışmalarını 268 personelle izliyor. Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Günder Verhuegen, Türkiye masasının en kısa zamanda istenilen düzeye getirileceğini belirterek, güçlü bir birim oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. AB’nin Ankara temsilciliğinde de personel artışının planlandığı, bu konudaki çalışmaların Eylül ayına kadar sonuçlandırılacağı bildirildi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT