BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kekilli farkı

Kekilli farkı

Bu Kekilli hikaye, roman da yazmalı. Çünkü çocuğun dünyaya alışılmışın dışında bir bakışı var. Kekilli’nin kişiliği söyledikleri, anlatmaya çalıştıkları sersemletiverdi insanları... O yüzden bu kadar uğraşmaya başladılar.



Bu Kekilli hikaye, roman da yazmalı. Çünkü çocuğun dünyaya alışılmışın dışında bir bakışı var. Kekilli’nin kişiliği söyledikleri, anlatmaya çalıştıkları sersemletiverdi insanları... O yüzden bu kadar uğraşmaya başladılar. Şimdiye kadar müzik piyasasında boy gösterenlerin çoğu sıradan çizgilerde dolaşıyor, para pul, eğlence, alemden kendilerini alamıyorlardı. Oysa bir Murat Kekilli çıktı; memleketinden, Toroslar’ın kekik kokan havasından, temiz, soylu insanlarından, dostluktan, sevgiden, aşktan, Fuzuli’den sözetmeye başladı. “Ben buyum!” dedi. “Neysem oyum!” dedi. Bir Yunus yalınlığında göründü; yalın fakat dolu mu dolu... Sevildi yerildi, hazmedilmedi, oturtulacak bir yer bulunamadı. Yahu siz neden onu şarkısıyla suçlamaya kalkıştınız? O kendini anlatıyordu, kendi özge dünyasından sesleniyordu. Ne örnek olmak, ne yol göstermekti gayesi anladığım kadarıyla. Bu özge dünyaya saygı duymalıydık biz. Çünkü sanat ferdidir, sanat sonradan topluma mal olabilir ama çıkışı ferdidir. Yani o şarkıdaki haykırış bireyin kendi iç azabıdır. Fuzuli de öyle değil midir? Sensiz geceler ah ü figânım meh işitti Ey meh! Sana yetdi ola bu ah ü figânım diyen Fuzuli genç kuşaktan bir gencin dilindeyse eğer, onda yabana atılmaz birşeyler var demektir. Fuzuli de aşk yolunda öleyazmış biri değil midir? Aşk için öleceğini, öldüğünü haykırmamış mıdır? Ey tegâfül birle her saat kılan şeydâ beni Vâkıf ol kim öldürür, âhır bu istignâ beni Bakın ne diyor Fuzuli: “Ey bilmezlikten gelerek beni her saat çılgınlığa iten sevgili! Şunu anla ki bu naz sonunda besbelli beni öldürür...” Buradaki çatışma ya da kavga şairin kendi beninde cereyan eden birşeydir. Bu mısralardan “Siz de benim gibi olun, benden örnek alın!” telkinini çıkaramayız. Kendimden pay biçiyorum; bir hikaye yazdığım zaman ben kendimle bir kavga vermekteyim.. Bu okuyanlara elbette birşeyler anlatacaktır ve belki okuyanının duygu ve düşünceleri onunla örtüşecektir ama hikayenin bana aitliğini hiç kimse elimden alamaz almamalı... Fuzuli’nin feryadı kendinedir, Murat Kekilli’nin şarkısı da kendine.. Kimse sanatkârı istediği yönde deşmeye var gücüyle çalışıp, onu arzu ettiği yere oturtmaya kalkışmamalı. Nitekim çocuk, medyanın ve insanların bu kadar üzerine gitmesinden ve son saldırı olayından o denli mustarip olmuş ki, müziği bırakıp dağlarına dönmeye karar vermiş... Kolay değil bir yerlere gelmek... Şeyh Galib’in kahramanları gibi bir menzile varmak için devlerle boğuşacak, imbiklerden süzüleceksiniz. Hemence kırılmamalı. Kekilli bir kez çok farklı çizgisi ve renkleriyle göründükten sonra “Daha iyi ürünler için varım!” demeli bence. Hatta başta da söylediğim gibi sadece müziğe bağlı kalmamalı, o yoğun dünyasını birikimlerini ve duyarlılığını yazmaya da aktarmalı, taşımalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT