BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hagi, Suat... Mmm!

Hagi, Suat... Mmm!

Hagi, bu ülkede 4. yılını tamamlamak üzere...Bugüne kadar hiç bir maçında, hiç bu kadar uslu olmamıştı. Ensesine vur, lokmasını al! Sessiz, terbiyeli, soğukkanlı...Sert giriyorlar, faul yapıyorlar, formasından çekiştiriyorlar. Ses yok... Çıt yok!



Hagi, bu ülkede 4. yılını tamamlamak üzere... Bugüne kadar hiç bir maçında, hiç bu kadar uslu olmamıştı. Ensesine vur, lokmasını al! Sessiz, terbiyeli, soğukkanlı... Sert giriyorlar, faul yapıyorlar, formasından çekiştiriyorlar. Ses yok... Çıt yok! Hakeme itiraz etmiyor... Arkadaşlarına bağırmıyor... Klasik profesyonel hilesi, dirsek atmıyor... Dün gece; şeker gibi, lokum gibi bir şeydi! “Türkiye’de son senem, bari edebimle gideyim” der gibi; son derece uyumlu bir futbol sergiledi. Aman nazar değmesin, maşallah! * * * Attığı gol; Hagi’nin alıştığımız eserlerinden biri... Yani muhteşem! Üstelik Sergen; çift vuruşun topa ilk temasında, hatalıydı... Pas vermedi, adeta topu dürttü. Hagi; dengesiz gelen topu önce düzeltti, sonra gümletti. Frikikte; aşk şiiri yazar gibi, mısralar üreten bir şair. Alişan delikanlılığın kitabını, Hagi futbolun romanını yazıyor. Şık, şok, şaşırtıcı... 75 baskı yapan Best Seller kitaplar gibi, frikikleri durmadan piyasaya sürüyor. Futbolcu değil, fenomen! Tutku... Aşk... İnadına hergele! * * * Sergen iyi niyetle, onu aşmaya değil; onun kadar olmaya çabalıyor. Ama birlikte oynarken, Hagi gölgesinin serinliğinde üşüyor. İkisi beraberken; beraber olamayacağı yanları daha çok ortaya çıkıyor. Farkın kolay farkedildiği farklar... Sergen elbette ihtiyaç... Ama Hagi, olmazsa olmaz ana madde! * * * G.Saray; Ankara’da gene sıkıntı çekmediği bir maç oynadı. Rakibini hamur gibi yoğurdu... Yufkasını açtı... Tepsiye yerleştirdi... Pişirdi, kızarttı, şerbetini döktü... Sofraya servis yapıp, afiyetle yedi... Sonra kürdanla, dişlerini karıştırdı. Rakipleri, oyunun hiç bir bölümünde; ocağın ateşini hiç olmazsa kısma becerisi bile gösteremedi. Tam aksine, kahkahalarla gülünen bir gol yediler... Golün hemen sonrasındaki bir pozisyonda; kaleci ile savunmanın daha komik durumlara düştüğünü gördük. Staddakiler, Charlie Chaplin seyrediyormuş gibi gene gülüştü. * * * G.Saray bildiğimiz özelliklerinden fazla med - cezir yapmadan oynarken; gecenin başrol oyuncusu Suat’tı... Karınca gibi mi diyeyim, arı gibi mi diyeyim bilmiyorum; saniye boş durmadı. Ben onu seyrederken, nefes nefese kaldım... Yoruldum! Halim - mecalim tükendi... Dermanım kalmadı. O hâlâ maraton koşmaya devam ediyordu. Ne yüce, ne güzel, ne değerli bir sorumluluk duygusu... Ne kadar saygın bir devamlılık... Alnından öpesim geldi!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT