BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Akletmek ne demek?

Akletmek ne demek?

Kur’an-ı kerimde, birçok yerde (Akletmez misiniz) ifadesi geçmektedir. Bid’at ehli kimseler, felsefeciler, bu âyet-i kerimeleri istismar ediyorlar. (Allah akledin, düşünün, diyor, kimisi bizi düşünmekten, akletmekten, akılla Kur’anı anlamaktan, dini hükümler çıkarmaktan bizi alıkoymaya çalışıyor) diyorlar.



Kur’an-ı kerimde, birçok yerde (Akletmez misiniz) ifadesi geçmektedir. Bid’at ehli kimseler, felsefeciler, bu âyet-i kerimeleri istismar ediyorlar. (Allah akledin, düşünün, diyor, kimisi bizi düşünmekten, akletmekten, akılla Kur’anı anlamaktan, dini hükümler çıkarmaktan bizi alıkoymaya çalışıyor) diyorlar. Akletmekle ilgili ayetlere bakın, hiç birinde, (Kur’anı anlamak için akledin veya dini hüküm çıkarmak için akledin diye bir ifade yoktur. Akletmekle ilgili birkaç örnek verelim: (Ey kavmim, buna karşlıkı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?) [Hud 51] Peygamber efendimiz, dini bildirirken ücret istemiyor, makam istemiyor, padişahlık istemiyor. Yani benim bu işte dünyalık bir menfaatim yok. Ben işi sırf Allah rızası için yapıyorum. Bu kadarını da akletmiyor musunuz, düşünmüyor musunuz anlamındadır. Akletmek, akıl ile hüküm çıkarmak demek değildir. (Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır.) [Nahl 12] Gecenin gündüzün gelişinde, ayın güneşin insanlara sağladığı faydalar ve yıldızlar Allahın emri ile var oldukları, hareket ettikleri akleden, düşünebilen kimseler için ibret dersleri vardır deniyor. Akıl ile hüküm çıkarın denmek istenmiyor. (İbrahim: “Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar veremeyen putlara niçin taparsınız? Size de, taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?” dedi. [Enbiya 66-7] Ellerinizle yaptığınız putların size bir fayda ve zarar vermediği meydanda iken, onlara tapmanın vereceği zararı akletmiyor musunuz deniyor. Yoksa aklını kullan da dini hükümler çıkar denmiyor. (Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah katında olanlar ise, daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?) [Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi?] {Kasas 60} Dünya hayatındaki şeyler ne kadar kıymetli olursa olsun, hepsi bir gün yok olacak, ama ahirette verilecek olanlar ise devamlıdır. Bunu düşünemiyor musunuz deniyor. Yoksa akledin de akıl ile hüküm çıkarın denmiyor. (Akledesiniz diye Kur’anı Arapça okunan bir Kitap kıldık.) [Zuhruf 2-3] Kur’an-ı kerimi herhangi bir dil ile değil, en geniş, en açık, en ahenkli olan Arapça olarak indirdik. Eğer iyi düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini görür, müslüman olmayı en büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki edersiniz. Ey Araplar, Kur’an-ı kerim, sizin dilinizle indi. Edebiyatçıların, şairlerin sözlerine benzemediğini gördünüz. Bunun insan sözü olmadığını, İlâhî bir kelam olduğunu düşünürseniz, anlarsınız. Demek ki ayetteki anlamak, bunun ilahi kelam olduğunu anlamaktır. Yoksa ahkamını anlamak değildir. Eğer öyle olsaydı, (Ey Resulüm, Kur’an-ı kerimi insanlara açıkla) buyurulmazdı. (Nahl 44) Bazıları da, (insanın namazda okuduğunu anlaması gerekir, onun için Kur’anın tercümesini okumalı) diyorlar. Böyle demek, ibâdetlerin ne demek olduğunu anlamamış olmayı gösterir. Çünkü, namazı, insanın kendisi tertip etmemiştir. Her ibâdetin nasıl yapılacağını Allahü teâlâ Peygamberine bildirmiştir. O da, bunları öğrendiği gibi Eshabına bildirmiştir. Din imamlarımız bunların hepsini Eshab-ı kiramdan anlamışlardır. Bu derin âlimler bildiriyor ki: Namazda okunacak Kur’anın, Allah kelamı olması gerekir. Tercümeleri Allah kelamı olmaz. Namaz dışında Müslümanlar, kendi dilleri ile de duâ edebilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT