BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu Beyt’e gelenlerin şerefini artır!”

“Bu Beyt’e gelenlerin şerefini artır!”

Resulullah efendimiz, Pazartesi günü uğradığı Merruzzahran’dan, akşama kadar ayrılıp gitmedi. Güneş batınca, akşam namazını kılmadan oradan hareket etti. Zahran, Mekke’nin yakınında bir vadi, Merre de onun yanında bir köydür.



Resulullah efendimiz, Pazartesi günü uğradığı Merruzzahran’dan, akşama kadar ayrılıp gitmedi. Güneş batınca, akşam namazını kılmadan oradan hareket etti. Zahran, Mekke’nin yakınında bir vadi, Merre de onun yanında bir köydür. Merruzzahran, her ikisinin müşterek ismidir. Merruzzahran’da birçok su kaynakları ve hurma bahçeleri vardır. Merruzzahran, Eslem, Hüzeyl ve Gadıraların yurdu idi. Merruzzahran vadisiyle Mekke arası on yedi mildir. Merruzzahran vadisinde Fetih Mescidi diye tanınan bir Mescid bulunmaktadır ki, Efendimiz, onun içinde namaz kılmıştır. Peygamberimiz, uğradığı yerlerde Müslümanlara imam olup namaz kıldırmış ve namaz kıldırdığı yerlere Mescidler yapılmıştır. Peygamberimiz, Merrüzzahran’dan ayrılıp Serif’e geldiği zaman, güneş battı. Serif’in, Mekke’ye uzaklığı 6-12 mil kadardır. Merruzzahran’a uzaklığı, yedi mildir. Orada, Serif Mescidi ile Hz. Meymune’nin kabri bulunmaktadır. Serif’e geldikleri sırada, Hz. Âişe, kadınlık hali gördü. Ağlamağa başladı. Peygamberimiz, ona “Seni, ağlatan nedir?” diye sordu. Hz. Âişe durumunu anlattı. Peygamberimiz “Bu, Allah’ın, Âdem kızlarına yazdığı bir şeydir. Sen, hacıların yaptığını yap! Yalnız, temizlenmedikçe, Beytullâh’ı tavaf etme!” buyurdu. Peygamberimiz, nihâyet Seniyyeteyn arasına (İki yokuş arasındaki yola) gelip kavuştu. Zîtuvâ vâdisi, Seniyyeteyn arası, Kedâ ve Küda arası diye tanınır. Zîtuvâ vâdisi, Muallâ’daki kabristan yokuşu ile Hadrâ yokuşu arasındaki vadi olup Muhacir kabirlerine kadar iner. Peygamberimiz, geceyi orada, Zîtuvâ vadisinde geçirdi. Sabah namazını, orada, sarp bir tepe üzerinde, bir Semüre ağacının altında kıldı. Efendimizin namaz kıldığı yer, Zîtuvâdaki Mescidin yapıldığı yer değildir. Fakat, bundan biraz aşağıdaki sarp tepe üzerindedir. Peygamberimiz, sabahleyin guslettikten sonra, devesi Kusvâ’ya binip Mekke’ye, gündüz, kaba kuşluk vaktinde, Hacun üzerindeki, Mekke’nin yukarı tarafına düşen Kedâ’dan, yokuştan girdi. Zâten, Peygamberimiz, Mekke’ye girerken, yukarı tarafından girer, Mekke’den çıkarken de aşağı tarafından Küde’den çıkardı. Peygamberimiz, Kâbe’nin Benî Şeybe kapısına kadar ilerledi. Beytullâh’ı görünce, Kusvâ’nın yularını sol eliyle tutup ellerini kaldırdı ve: “Ey Allahım! Şu Beyt’in şerefini, yüceliğini, heybetini, geçerliğini, sürümünü artır! Ona, hac ve umre ile tâzimde bulunanların da şereflerini, heybetlerini, tâzimlerini ve iyiliklerini artır!” diyerek duâ etti. Devesini, Beytullâhın kapısında çöktürdü. Yarın: Resulullahın Kabeyi tavaf etmesi
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT