BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Besim Tibuk’un, Nazım Hikmet değerlendirmesi...

Besim Tibuk’un, Nazım Hikmet değerlendirmesi...

LDP Genel Başkanı Besim Tibuk’tan bir mektup aldık. Marksist şair etrafında yakın tarihe dair tahliller yapıp, hafızaları tazeleyen mektup, bu yönü ile çok önemli. Kısaltarak tartışmaya açıyoruz:



LDP Genel Başkanı Besim Tibuk’tan bir mektup aldık. Marksist şair etrafında yakın tarihe dair tahliller yapıp, hafızaları tazeleyen mektup, bu yönü ile çok önemli. Kısaltarak tartışmaya açıyoruz: Nazım Hikmet’in medya ve sanat çevrelerinde aldığı ölçüsüz methiyeler, beni yirmibeş senedir rahatsız etmekte idi. Bu rahatsızlığım son yıllarda daha da arttı. Nazım methiyesine karşı olanlarda başladılar. Bu kişiler Nazım’a övgüler düzerek entellektüel çevrelerde statü kazanma hevesine düştüler. Sağ çevreler, Nazım’dan şiirler okuyarak medyada takdir görme yarışına girdi. Türk medyasında, sanat dünyasında Nazım, bir tabu. Her vesiyleyle kutlamalar, törenler, lehte yazılar, tv. programları vs. Derken sayın Cumhurbaşkanımız da modaya uydu: AGİT konferansında Nazım’dan bir beyit okudu. Milenyumu karşılayan Hürriyet gazetesi 31 Aralık 1999 nüshasının başsayfasını Nazım Hikmet’in basit bir ideolojik şiirine ayırdı. Tüm bunlar yetmedi Kültür Bakanı İstemihan Talay 2002 yılının Nazım’ın yüzüncü doğum günü olarak UNESCO tarafından tüm dünyada kutlanması teklifiyle ortaya çıktı. Kim bu Nazım Hikmet, kendisi, ülkesi, insanlık, tabiat, sanat vs. için neler yapmış? Nazım Hizmet, zengin bir ailenin kültürlü çocuğu. O sıralar bir çok iyi halli aile çocuğunun başına geldiği gibi sosyalizme bağlanmış. Marks’ın dediği gibi sosyalizme zincirlerinden başka kaybedecek birşeyleri kalmayan işçi sınıfı öncülük etmedi. Rahat yaşayan aile çocukları biraz sosyalizmin hümanist ve romantik havası biraz da yaşadıkları göreceli rahat hayatın verdiği kompleks yüzünden takıldılar. 1920’lerde Nazım Hikmet, sosyalist bir şair. İnsanlığın sosyalizm sayesinde bütün kötülüklerden kurtulacağına samimi olarak inanıyor. Bu inancını mertçe ifade ediyor. Bu yüzden hapislerde yatıyor. Uğruna fedakârlık yaptığı işçi sınıfını ancak hapiste tanıyor. 1936 önemli bir tarih. Bahriyeyi isyana kışkırtıyor diye Nazım Hikmet çok uzun bir hapis cezasına çarptırılıyor. İşin garipliğine bakın ki 1930’dan beri Türkiye büyük ölçüde Stalin Rusyasının etkisi altında Ankara Rus müşavirlerle kaynıyor. İlk beş yıllık plan Ruslar tarafından yapılıyor. Cumhuriyetin ilk sanayi tesisleri modası geçmiş Rus teknolojisi ve yardımı ile kuruluyor. Tüm bunlar yetmiyor CHP sanat ve kültür hayatını tamamen kontrol altına almak için halkevlerini kuruyor. Köylüleri kontrol altına almak için de köy enstitüleri açılıyor. Bu şartlar altında sosyalist bir şairin ağır hapse mahkum olması tam bir komedi. Nazım Hikmet, özlediği, uğruna çok şey verdiği rejimin zaten Ankara’da iktidar olduğunun farkında değil. Meseleyi zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan özetliyor: “Size ne oluyor? Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz!” Derken 14 Mayıs 1950 seçimlerinde DP (aslında Türk Milleti) tüm baskılara, engellemelere rağmen iktidara geliyor. Ve çıkarılan büyük af sayesinde Nazım Hikmet hapisten çıkıyor. İşte bir garabet daha; bugün Nazım Hikmet hayranları, İnönü idaresini methede, methede bitiremiyorlar. O idare altında Nazım Hikmet’in zindanda olduğunu es geçiyorlar. Nazım’ı hapisten çıkaran DP iktidarına ise kötülemeyi görev biliyorlar. Nazım Hikmet rahat değil. Yaşı geçkin olmasına rağmen (yapmadığı için) askere alınmaktan korkuyor. Genç arkadaşı Refik Erduran sürat motoruyla Nazım Hikmet’i Karadeniz çıkışında bir Romen şilebine bindiriyor. Önce Romanya, sonra ver elini Moskova. İyi bir karşılama. Yıl bin dokuz yüz elli bir. Moskova’ya varıyor. O yıllarda Moskova’da üç-beş gün kalan vasat zekâlı bir insan bile sosyalist totaliter rejimin insanlık haysiyetini ayaklar altına alan, dünya tarihinin gördüğü en iğrenç yönetim tarzı olduğunu anlardı. Moskova’da tarihin en büyük katili olan Stalin -haşa- tanrı gibi SSCB’de “Sanat” demek Stalin’e ve onun iğrençliklerine dalkavukluk yapmaktan başka birşey değil. Bu ortamda Nazım ne yapıyor? Bir-iki ay içinde fırsatını bulup SSCB dışına mı gidiyor? Fransa’ya (büyük bir sosyalist partisi ve solcu büyük bir sanat çevresi var.) veya İngiltere’ye, olmadı İtalya’ya iltica talebinde mi bulunuyor? Hayır! Nazım’a Moskova’da bir yazlık, bir kışlık, sekreter ve maaş veriliyor. 1951-63 arası ölene kadar insanlık tarihinin en zararlı rejimine bile bile propogandistlik yapıyor. Bu arada zorla sosyalist yapılan Doğu Avrupa ülkelerinde çeşitli kalkışmaları var, bunlar vahşi şekilde eziliyor. Nazım’da çıt yok. En çarpıcısı 1956 Macaristan olayları. Zavallı Macarlar, istedikleri biraz hürriyetin bedelini çok ağır ödüyorlar. Nazım, gene sosyalizmin resmi propagandistliğine devam ediyor. Latin Amerika, Avrupa, Asya ülkelerini dolaşıyor. Oralarda sol çevrelere “büyük Türk şairi” olarak takdim ediliyor; görevini KGB gözetimi altında tam bir itaat ve sadakatla sürdüyor. Kore Harbi’nde BM emrinde komünistlere karşı savaşan Türk askerine hakaret eden şiirler kaleme alıyor. 1950-60 arası Türkiye çok başarılı işler yapmasına rağmen Nazım devamlı Türkiye’yi, Türk demokrasisini aşağılıyor. Bana göre Nazım zayıf karekterli bir zavallı; ülkemiz fikir hayatını uzun süredir zehirleyen bir zavallı. Düştüğümüz komik durumlara bakınız! Sosyalizm, yirminci yüzyılın en büyük belası. İnsanlık, büyük bedel ödemiş. Türkiye, bedel ödemeye devam ediyor. Türk halkının fakirliği, kalitesiz mutsuz bir hayata mahkum olmasında en büyük etken sosyalist-devletçi yapısıdır. Sosyalizm 1989’da çökmüşken biz, dünya tarihinin en zararlı rejimine kendi menfaati için propagandistlik yapmış birini dünya tarafından anılsın diye UNESCO’ya tavsiye ediyoruz. Sormazlar mı? Kimdir? Ne yapmış bu adam? Hürriyet gazetesi iki bin yılını karşılarken böyle birinin şiirini kapağına koyuyor. Ne diyor bu şiirde Nazım? “Bana yeter Yirminci asırda olduğum safta olmak, Bizim tarafta olmak Ve döğüşmek yeni bir âlem için...” Nazım’ın ideolojik olmayan bazı güzel hasret, aşk şiirleri var. Ancak Nazım şiiri sosyalist ideolojisi için kullanmış, şiire büyük saygısızlık yapmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT