BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiçbirine jübile yapılmadı

Hiçbirine jübile yapılmadı

Türk siyaset tarihinde bugüne kadar hiçbir siyasetçiye jübile yapılamadı. Buna ya politik iştihaları engel oldu.



Türk siyaset tarihinde bugüne kadar hiçbir siyasetçiye jübile yapılamadı. Buna ya politik iştihaları engel oldu. Veya rakibin kini. Yahut şartlar. Daha hiçbir siyasetçi ben buraya kadar hizmet ettim, bundan sonra yerime aday şunlardır, aralarından birini seçin diyemedi. Sevenleri tarafından muhteşem bir jübile yapılamadı. İttihatçıların sonu hüsrandır. Ne yazık ki ya Rus veya Ermeni kurşunlarıyla öldüler. İsmet İnönü’nün ilk mektep kitaplarında bize öğretildiği gibi Mustafa Kemal’le öyle can ciğer kuzu sarması olmadıkları şimdi şimdi öğreniliyor. Atatürk, eski arkadaşının bir şekilde ölmüş olduğuna kanarak ahirete göçtü. İnönü, CHP genel sekreteri Bülent Ecevit tarafından bir kongrede alaşağı edildi. Artık kulakları duymaz olmuştu. Yaşı gelmiş geçmişti. Yakışanı çoktan birini işaret olmalıydı. Hırsı piri buna engel oldu. Genel başkanlık elinden alınınca küplere binip CHP’den istifa etti. Böyle bir neticeyi hayal bile edemezdi. Adnan Menderes’in yolunu darağacı kestiği için tabiatı ile bu değerlendirmenin dışındadır. Şu var ki Menderes, Celal Bayar’a rağmen oradaydı. Bayar, halk sevgisine karşı duramadığından Menderes’e rıza gösteriyordu. Süleyman Demirel, kızım dediği halde Tansu Çiller seçilince köprüleri attı, küstü. Turgut Özal, Köşk’e çıkarken yanlış ata oynadı. Mesut Yılmaz’la fena aldanmıştı. Kahretti. Ömrü yetseydi Çankaya’dan inip parti kurarak eski ekibiyle, eski partisiyle mücadele edecekti. Bülent Ecevit, genel başkanlığı sadece eşiyle paslaştı. Bitmiş vaziyetlere geldiği günlerde bile yerine halef düşünmedi. Siyasetçiler yerlerine adam yetiştirmediler. Aksine rakip görülen biçildi. Acaba böylesi mi doğrudur? Bunun dünyadaki örnekleri nelerdir? Partiler, bir kurum olarak güçlenemediyse, umumiyetle partiler ömürlü olamadıysa bu dediğimiz unsurun büyük payı vardır. Genel başkanlar, işlerini bir şirket yönetimi gibi düşünüp bir gün yerlerini boşaltsalardı, onlara muhteşem teşekkür geceleri yapılsaydı ne iyi olurdu. İcradan danışma makamına geçemediler. Her birinin sonu başka hüzün oldu. Fakat Deniz Baykal’ın yaşadıkları ibret içinde ibretler taşıyor. Üç günde rüzgâr tam tersten esmeye başladı. İstifa karşısında kendini yerden yere atan mürailer şimdi tam numara aleyhtarlar. Haydi deyimi bir kere daha tekrarlayalım: Dünyada beka, insanda vefa olmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT