BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği ve koordinasyon

Avrupa Birliği ve koordinasyon

Tam üyeliğe adaylık statüsünün kabulünden sonra, Avrupa Birliği ile ilişkilerin koordinasyonunun, yeni kurumsal bir yapıya oturtulması vacip hale gelmiştir.



Tam üyeliğe adaylık statüsünün kabulünden sonra, Avrupa Birliği ile ilişkilerin koordinasyonunun, yeni kurumsal bir yapıya oturtulması vacip hale gelmiştir. Başbakanlığın, son defa, konuya ilişkin olarak çıkarmış olduğu genelge de, bu ihtiyacın öneminin kabul edildiğini ortaya koyuyor. Böylesine kapsamlı bir egzersize girişildiğinde, yeniliklere açık olmak yanında, bazı temel verilerden hareket etmek doğru olur. Bunların başında, Avrupa Birliği ile ilişkilerin, öteden beri olduğu gibi, şimdi de, bütünüyle, bir dış politika fonksiyonu olduğu gerçeği gelmektedir. İkinci, gözardı edilmeyecek husus da, Ankara Anlaşması’ndan, Katma Protokolden ve son olarak, Gümrük Birliği’nden bu yana, konuların teknik ve ekonomik veçheleri hakkında ilgili kuruluşlarla ve özel sektörle koordinasyonda, şimdiye kadar, iyi, kötü, bir şablonun, bir uygulamanın teşekkül etmiş olduğu keyfiyetidir. Bu birikimi, herhalde, bir kalemde silip atmamak gerekir. Şimdiye kadar, bir yandan, Birlikle kurum olarak, çok taraflı diplomasiyi sürdüren, diğer taraftan da, Birliği oluşturan üye ülkelerle, teker teker, ikili ilişkilerimizin hatır ve ağırlığını kullanan Dışişlerinin bu rolü, filhakika, genelgede, prensip itibariyle kabul edilmiştir. Ancak, genelgenin, Avrupa Birliği İç Ekonomik ve Teknik Koordinasyon Kurulu teşkiline ilişkin paragrafına geçildiğinde, burada, koalisyon olmanın açık ve bariz baskısı altında kalındığı izlenimi edinilmektedir. Kurula, Dışişleri Bakanı yanında, koalisyonu oluşturan diğer partilerden birer Devlet Bakanı alınmış. Bunun adına, siyasi denge denmiş olsa bile, koordinasyonda ne kadar denge sağlayacağı doğrusu bilinmemektedir. Bir işin bir sahibi olur, diğerleri katkı sağlar. Bugünkü yapıda, Dışişleri Bakanlığı, DSP’nin uhdesinde ise, başka dış politika konularında bu yetki nasıl paylaşılmıyorsa, burada da, bu yapıyı korumak gerekmez mi? Bana kalırsa, koordinasyon sağlayalım derken, ilk gediği açmış bulunuyoruz. Diğer bir dağınıklık da, İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi’nde yapılmıştır. Bu komiteye, neredeyse Bakanlar Kurulu’na dahil Bakanlıkların tümü dahil edilmiştir. Halbuki, komitenin daha kolay ve etkin iş görebilmesini ön planda tutarak, ayrı ayrı Bakanlık temsilcileri yerine, ekonominin bütün verilerini elde bulunduran ve bu maksatla, Bakanlıklardan, sürekli girdi temin ederek, işleyen Devlet Planlama Teşkilatı’yla, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları ve Devlet İstatistik Enstitüsü gibi kuruluşlar komitenin asli ve pilot üyeleri olarak alınabilir, ancak, çok spesifik hallerde, gerektiğinde, diğer bakanlıklardan, yerine göre, oturum veya toplantılara temsilci çağrılması yoluna gidilebilirdi. Komite, öngörülen haliyle, ne kadar verim alınabildiği münakaşalı, modası geçmiş KEK’leri andırıyor. Danışma Kurulu’na gelince, burada, iyice içinden çıkılmaz bir şişkinlikle karşı karşıyayız. Serbest piyasa dinamiği üzerine bina edilmiş Avrupa Birliği ile ilişkilerde, özel sektörün iştiraki ve katkısı elbette esastır. Bunun için de, Avrupa Birliği ile ilgili tüm bilgi ve gelişmelerin ve şu sıradaki hazırlık çalışmalarının, özel sektöre aktarılması gerekir. Bu bilgi akışının, hemen herkesin katıldığı toplantılar yerine, örneğin, Uyum Komitesi Sekreteryası tarafından sağlanması ve sektörden istenilen katkıların da, aynı Sekreterya tarafından toplanarak, ilgili değerlendirme organlarına aktarılması daha pratik olurdu. Danışma Kurulu’nda, Dış Politika Enstitüsü’ne kadar, akla gelebilecek hemen her kuruluşa yer verilmiş, buna karşılık, ekonominin güçlü lokomotifini oluşturmakta olan müteahhitlik sektörü ve bu sektörün çatı temsilcileri,Türkiye Müteahhitler Birliği ile, Uluslararası Müteahhitler Birliği unutulmuş. Danışmanlar Grubuna gelince, bu da, ayrı ve ilave kadrolar yeri. Bir şartla ki, danışmanlar, sektörel bazda araştırma yapmak ve görüş hazırlamak üzere, sektör temsilcilerine danışılarak atanmış olsunlar. Yoksa, Koordinasyon kurulunu oluşturan Bakanların esasen, sayıları bir türlü azaltılamayan müşavirlerine, dolaylı olarak, yenilerinin katılmasından öteye gidilemeyecektir. Yetkililerin yerinde olsaydım, bir başka şey daha yapardım. Avrupa Birliği hukuk ve içtihadını inceleyecek ve tüm sektörlerin bilgisi için, sonuçlarını yayınlayacak, bir ünite kurardım. Bunu, uygulamada yanlışlar yapmamak ve neticede, büyük tazminatla karşı karşıya gelmemek için yapardım. Geç kalınmış olmakla beraber, bir de, Avrupa Birliği ile ilgili düşünce üretecek (think tank)lerin kurulmalarını teşvik ederdim, memurları dinlerken, bir de onlara kulak verirdim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT