BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > O eski sevgililer

O eski sevgililer

Yıllar önce çevrilmiş bir Amerikan filminin adını hatırlayanlarınız vardır. “Aşk Güzel Şeydir”. Başrollerini William Holden, Jennifer Jones oynuyorlardı. Romantik, hüzünlü bir yapım idi.



Yıllar önce çevrilmiş bir Amerikan filminin adını hatırlayanlarınız vardır. “Aşk Güzel Şeydir”. Başrollerini William Holden, Jennifer Jones oynuyorlardı. Romantik, hüzünlü bir yapım idi. Bir de aynı adı taşıyan ve o dönem gençliğinin dilinden hiç düşmemiş duygulu bir şarkısı vardı. “Love is a many splendor thing.” Aşkın akla gelebilecek en kolay ifade şekli bu cümle olsa gerek. Aşk güzel şeydir... O tarihten bu yana aşk anlayışı biraz değişti. Aşkın örtüsü kalktı. Mesafeler daraldı. Geçmişteki o büyük ulaşılmazlıkla yaşayan aşklara pek rastlanmıyor. Bakın divan şairi Nedim-i Kadim, sevdiğine böyle bir uzaklıktan ve erişilmezlikten seslenmiş: Sevdiğim cemâlin çünkü göremem Çıkmasın hayalim dil-i şeydâdan Hâk-i pâye çünkü yüzler süremem Alayım peyâmın (haberini) bâd-ı sabâdan. O zamanlar yani 18. asırda Nedim yüzünü göremediği sevdiğinin ancak hayalini kurabiliyor, ayağının bastığı toprağa yüzünü süremese de sabâ rüzgarının getirdiği haber onu avutmaya yetiyordu. Platonik bir aşkın tanımı bu. Aşk konusunda elbette dünle bugün arasında büyük fark var. Öyle de şarkılar yine aşk üzerine, şiirler de öyle... Bunca madde hesaplarına, değer yargılarının farklılaşmasına karşılık aşk bütün bütün ölmedi. Galiba 14 Şubat Sevgililer Günü onu büsbütün ölmekten kurtarmak gayesiyle kutlanıyor. Aslında böylesi hatırlama günleri hemen ticari kazanç vesilesi yapılıyor. Bir sürü kırmızı ağırlıklı hediyelik eşya vitrinleri dolduruyor... Pastalar, çikolatalar, çiçekler ve daha başka hediyeler... Uzakdoğuda Sevgililer Günü için konuşan, yapma güller yapılmış. İngiltere’de birkaç yıl önce sevgilisiyle birlikte kazada ölen Prenses Diana’nın sevdiği pembe renkli bir tür yıldız çiçeği bu günün sembolü olarak yetiştirilip piyasaya sürülmüş. Aşkın böylesi kalıplara konması, hele başkalarının buldukları fabrikasyon sözcüklerle anlatılması bana ters geliyor. Aşk bütünüyle açığa konmaması gereken, yarı anlatılan yarı anlatılmayan birşey. Bu ara seyrettiğim ve büyük ilgi uyandıran Türk filmi “Güle Güle”de mektuplaşmalarla yıllar yılı sürmüş bir aşk söz konusu... Türk filmleri içersinde işlenişi, oyuncuların başarılarıyla çok ayrı bir yere koyabileceğimiz bu eserde şair Nedim’in anlattığı biçimde bir aşk var. Ama sonra soruyor insan kendi kendine. “Olabilir mi?” Üstelik Küba ve Türkiye arasındaki o büyük mesafede ve geçen yıllarla o aşk aynı tazelikte kalabilir mi? Geçmişte oluyormuş, ama şimdi? Fakat “Küba Uzak Değil” kitabının yazarı şair Dursun Özden, meğer böyle mektuplarla sürmüş bir aşkın kahramanıymış. Üstelik sevdiği Kübalıymış. Özden ve Kübalı Lory hâlâ mektuplaşıyorlarmış. Evet, aşk olmalıdır; aşk ve dostluk hayatın o en parlak renkleri silinirse geriye sahi ne kalır?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT