BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Keşke onu da öpseydim!’

‘Keşke onu da öpseydim!’

Babam bazen çıkartıp dondurma parasını verir, bazen de elini havaya kaldırıp azarlardı: “-Şu tokadı görüyor musun?” Öyle söyleyince, sessizce yanından ayrılırdım. Oysa ne olurdu ben de diğer kardeşlerim gibi sevilebilseydim... Bu farklılığı yıllar geçtikçe daha net anladım.



Bugün de, İstanbul’dan Dr. Müşerref Görgan’ın aile terbiyesi ve çocukların yetiştirilmesiyle ilgili hatırasına yer veriyoruz. “Bilecik’in bir kasabasında oturuyoruz. İlkokula yeni başlamışım. Bir gün okul dönüşü evimizin sokak kapısını çalıyorum. Bir taraftan da kapının budak deliğinden “Annem geliyor mu?” diye bakıyorum. Annem o anda bahçede çamaşır yıkıyormuş. Elini kurulayıp kapıya yöneliyor. Galiba kapı deliğinden içeri bakıldığını da farkediyor. “Ah benim mavi gözlü oğlum, nasıl da maviş maviş bakarmış” diye sevincini belli eden sözlerle kapıyı açıyor. Fakat karşısında beni görünce şaşırıyor. “-Aa, Müşerref sen misin?” Umursamaz halde içeriye dönüyor. Kaldığı yerden çamaşırları yıkamaya devam ediyor. Oysa küçük bir çocuğum ben. Benim de sevilmeye ihtiyacım yok muydu? Ama hiç sesimi çıkarmadım. Bana ilgisizlik benim ikinci doğan kız çocuğu olmamdı. Ablam, “ilk torun” olduğu için el üstünde tutuluyordu. Benden sonra doğan Mehmet Nuri de “erkek çocuk” olduğundan özel ilgiyle büyüyordu. Hatta babam ona çikolatalar alır, “Ablanlara söyleme” diye tembih edermiş. Yine babaannemin inekleri vardı. Elbette ineklerden süt de sağılıyordu. Yoğurt da yapılıyordu, tereyağı da... Babaannem bile, nedense ablamın ekmeğine tereyağı sürerken, benim ekmeğime yoğurt sürermiş. Ben bu ayırımı fark edecek yaşta olmadığım için birşey demez, hatta kendi yoğurtlu ekmeğimi bitirdikten sonra, ablamın tereyağlı ekmek olduğu halde naz yapıp yarısını bıraktığı ekmeğin kalanını da yermişim. Ben çok sağlıklı bir çocukmuşum. Ablamsa nazlı, narin, iştahsız. Babamın mali durumu oldukça iyiydi. Dondurma almak için babamın yanına vardığımda korka çekine derdim ki: -Baba dondurma parası versene! Babam bazen çıkartıp dondurma parasını verir, bazen de elini havaya kaldırıp azarlardı: “-Şu tokadı görüyor musun?” Öyle söyleyince, sessizce yanından ayrılırdım. Oysa ne olurdu ben de diğer kardeşlerim gibi sevilebilseydim. Bu farklılığı yıllar geçtikçe daha net anladım. Kendi kendime söz verdim: “-Büyüyünce ben böyle yapmayacağım!” Yıllar geçti. Hepimiz evlenip çoluk çocuğa karıştık. Ben gerçekten çocukluğumda yaşadıklarım sebebiyle, kızıma ilk okula giderken haftalık verirdim. Diğer okullarda da aylık... O da parasına göre düzenli alış veriş yapmayı öğrendi. Ben çocukluğumda, ne annemin ne de babamın beni kucaklarına alıp sevdiklerini hatırlamıyorum. Gerçi o yıllar kolay değil elbet... Annem 16 yaşında, yaşı büyütülerek evlendirilmiş. Annesiz ve babasızmış. 21 yaşında 3 çocuk annesi olmuş. O da sevgi nedir görmemiş. Babam 6 yaşına kadar baba yüzü görmemiş. Dedem yedi yıl Yemen cephesinde savaşmış, gazi olarak dönmüş. Babaannem öküzleri arabaya koşar, babamı yanına alıp tarlaya gidermiş. Babam, o günleri anlatırken “Çocukluğumda bir gün olsun sabah uykusu uyumadım” derdi. O günler çok zormuş. Tarlada mısırlar buğdaylar olacak ki parasıyla yağ, tuz Amerikan bezi, pazen alınsın. Öyle yokluk içerisinde çoluk çocuk sahibi olununca elbette ki, dört dörtlük çocuk terbiyesi beklemek mümkün değil. Ama bugünler başka... Zamanla ben meslek sahibi oldum. Her ay aileme maaşımın bir bölümünü verdim. İstanbul’a yerleştik, onları bahçeli müstakil bir evde oturttum. 4 numaralı kardeşim de doktor oldu, o da ben de ailemize maddi destekte kusur etmedik. Ablam da onlara şevkatle baktı, dualarını aldı. Bir gün annemin yanında kızıma sarılıp öptüm. Annem 80 yaşındaydı. Ne dedi biliyor musunuz? “Ah annem olsaydı da bana sarılıp öpseydi” İnsan seksen yaşına da gelse, çocuk gibi sevilmeye muhtaç biliyor musunuz? İnanın o günden sonra ben kızımı gizli gizli öptüm. Ama annemi hiç öpmedim. Annemin bizleri büyütürken çektiği meşakkatleri unutmuş muydum? Sabahları erkenden sobayı yakar, çayımızı kaynatır, ekmeğimizi kızartır bizi doyurmadan okula salmazdı. Bunlar sevgi değil miydi. Annem şimdi hayatta değil, “Keşke onu da sık sık öpseydim” diyorum. Meğer ben onları ne çok seviyormuşum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT