BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözleri donuk ve dalgındı...

Gözleri donuk ve dalgındı...

Bir taksi çevirdi ve elindeki adresi verdi: - Kartal’a arkadaşım, biraz hızlı gidelim...



Bir taksi çevirdi ve elindeki adresi verdi: - Kartal’a arkadaşım, biraz hızlı gidelim... Araba hemen ters bir manevrayla sahil yoluna girdi. Çok güzel yerlerdi buralar. Keyifle yaslandı arkasına. Arabanın teybinde çalan şarkıya parmaklarıyla tempo tutarak eşlik etmeye başladı: - Sevdalıyım, sevdalıyım, yaban gülü, sevdalıyım... Kırk dakika kadar sonra Kartal’daki depoya malını teslim etmiş, aynı çantanın içine doldurduğu banknotları kucaklamış geri dönüyordu. Hiçbir aksilik yaşamadan halletmişti olayı. Bu aralar gözlerini dört açmaları gerekiyordu. Polis son günlerde kontrolleri oldukça sıkı tutuyor, birçok yere baskınlar düzenliyordu. Gözlerini dört açmak zorundaydılar. Hazım’ın adamlarından öğrendiği birkaç taktiği kullanarak peşinde birinin olup olmadığını kontrol etti. Kimse yoktu, rahatça dönebilirdi artık. Hemen dişlerinin arsından tiz bir ıslık çalarak taksilerden birine işaret etti. Atladı içine: - Çek ağabey, Bağdat caddesi, Çiftehavuzlar... Araba Kartal’ın içine girdi. Trafik sıkışıktı. Bu yüzden ağır ilerliyorlardı. Cengiz arkasına yaslanmış, hayatından memnun bir vaziyette etrafına bakınıyordu. Birden sağ tarafta, kaldırımda yürüyen omuzları çökmüş kadın dikkatini çekti. Dikkatle baktı. İrkildi. Gözlerine inanamıyordu. Dudaklarının arasından kendisi de farkında olmadan bir tek kelime döküldü: - Anne! Bu Seher’di. İşte yıllardır başına bağladığı örtüsü, eski pardösüsü, o hafif sallanarak yürüyüşü... Ne yapacağını şaşırdı. Burada ne işi vardı annesinin. Vücudundaki bütün hücreler uyuşmuş gibiydi. Araba zaten trafikten dolayı yavaş ilerliyor, bu yüzden hemen hemen Seher’le birlikte yürüyordu. Elinde bir naylon torba vardı annesinin. Gözleri donuk ve dalgındı. Hızlı adımlarla ilerliyordu. Ani bir kararla Şoförün omzuna dokundu: - Dur birader, ben şurada ineyim, bir şey unuttum. * * * Seher kapıyı dışarıdan kilitleyerek çıkmıştı sokağa. Evde yiyecek bir şey yoktu, alış veriş yapması lazımdı. Hem de bankaya gidip birkaç kuruş daha çekecekti. Belki bir iş de bulabilirdi. Sabahın köründe çıkmıştı. Şehnaz artık eve hapisti. Bir yere kımıldamasına izin yoktu. Koca kilidi üzerinden kilitlemişti. Önce bankaya gitmişti Ümraniye’ye. Oradaki işini hallettikten sonra alış veriş yapmak için Kartal’a gelmişti. Birkaç ilan görmüştü bu arada, oralara uğramış, yine her zaman olduğu gibi kimse onu eleman olarak kabul etmemişti. - İlkay hanıma söyleyeyim, anlatayım durumu, kızı işten aldım diyeyim, tanıdıkları vardır onun, birkaç yer daha bulsun bana. Dört gün gitsem haftada, yirmi milyon eder. Seksen eder ayda, aynı hesaba gelir... diye geçirdi içinden. Bir yandan da Şehnaz’ı evde, başıboş bırakmaya gönlü razı olmadığı için onu da yanında götürmeyi planlıyordu. Yine aynı parayı alırlardı ama iki kişi çalışırlardı. Kartal’da marketlerden birine girdi, biraz zeytin, biraz da ucuzundan peynir aldı. Bir paket de bulgur. Yoğurt yapmıştı ta evin önüne kadar gelen sütçüden iki kilo süt alıp. Ayran yaparlardı bulgur pilavının yanına. İki kilo da domates aldı seyyar satıcıdan. Elinden uçup gidiveriyordu paralar. Dün akşama kadar çalışıp kazandığı para erimişti sanki bu kadarcık şeyle... Eve dönmek için hareketlendi. Minibüse doğru yürüyordu Cengiz kendisini gördüğü zaman. * * * Şehnaz altları çürümüş kapıya olanca gücüyle bir yumruk attı. Öfkeyle inledi. Boğuk ve anlamsız bir ses çıktı boğazından. Eğer kendisini bulamazsa muhakkak kızlara sorardı Şahin. Onlar da bilmiyorlardı ki başına gelenleri. Sadece “bugün gelmedi Şehnaz” diyeceklerdi. Nedenini, niçinini söyleyemeyeceklerdi. Bir şekilde haber vermeliydi mutlaka. Şahin’in cep telefonu vardı. Numarasını da biliyordu ama mesele evden çıkıp bir kulübeye ulaşabilmekti. Kapının kolunu olanca gücüyle salladı... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT