BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rutinin tarihselliği

Rutinin tarihselliği

Siyasetle ilgilenenler veya siyasi kavram veya vakıaları tarihten örnek getirmeye çalışarak tesbitlerine “derin”lik kazandırmak isteyenler pek üzüyor, beni. Yanlış konuşuyorlar.



Siyasetle ilgilenenler veya siyasi kavram veya vakıaları tarihten örnek getirmeye çalışarak tesbitlerine “derin”lik kazandırmak isteyenler pek üzüyor, beni. Yanlış konuşuyorlar. Şu Batman ve Hizbullah olayına ilişkin Cumhurbaşkanı’nın “rutin” değinmesinden sonra tarihçilerimiz arttı. -Efendim, işte meşhur “komiteci” geleneği diye başlayıp, İttihatçılar’dan, Galip Hoca’dan çıkmak. İttihatçıları “komiteci” diye karalayanlarla, Sultan Hamid’e “Kızıl Sultan”lığı yapıştıranlar aynı batının ikizleridirler. Ayrılıkçıların ve onların emperyalist hamilerinin oyunlarını bozdu diye önce II. Abdülhamid, sonra İttihat ve Terakki aynı mihraklarca karalanmış ve biz de o kavramları nerede ise ders kitaplarımıza koyacak kadar düşman oyununa alet olmuşuzdur. İttihatçılar komiteci değillerdi. Komiteci olanlar; Ermeni, Rum, Bulgar, Sırp bölücülerdi. Onlarla mücadele eden resmi devlet güçleriydi. Zaptiyeydi. Komiteci diye adlandırılan II. Meşrutiyet sonrası Osmanlı entelijans servisi Teşkilat-ı Mahsusa ise, Türk ve yabancı ilim adamlarının araştırmaları ortadadır, disiplinli, hiyerarşik bir yapısı olan, emir-komuta zinciri içinde bir istihbarat şebekesiydi. Açın, okuyun. Bilmeden konuşmayın. O günlerin “rutin” olmayan işleri, bugün imâ edilen olaylarla benzeşmez. Galip Hoca, Milli Mücadele’nin efesine -Celal Bayar- verilen lakaptır. O ve onun gibilere komiteci demek vicdana sığmaz. İngilizler, M. Kemal Anadolu’da zuhur ettiğinde, gizli belgelerinde kahramanımıza “komiteci” demişlerdir. Ama, İstanbul’a en karşı olduğu dönemde bile Atatürk, Ankara’da Meclis’i toplamış, her hareketini milli iradenin murakabesine tabi tutmuştur. Meşruiyet içindedir. Ankara’da Meclis oluştuktan sonra Mustafa Kemal Paşa, “kuvve-i seyyareye” bile hoş bakmamıştır. Ben, bugün Çatlı’dan Hizbullah’a gördüğümüz filmler içinde şaşkına dönüyorum. Bunları rutin dışılığın tarihselliği diye maziiden dayanak bulmak, hem savunmak, hem eleştirmek için, yanlıştır. Tarihimizi kendine bırakın. Tarih icat etmeye kalkmayın. Yapılar, tarihimizi katletmektir ki, bu gördüğümüz cinayetlerden daha vahşi bir iştir. Lütfen, tarihi istismar etmeyi rutin hale getirmeyin.
Kapat
KAPAT