BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk milleti hiçbir zaman soykırımı yapmadı

Türk milleti hiçbir zaman soykırımı yapmadı

Her sene, Nisan ayı yaklaştıkça, yabancı basın, 1915 hayali Ermeni soykırımını gündeme getirir. Türk basını da bunu haber olarak verir. Sanki bu iftirayı kabullenir gibi bir duruma düşeriz. İlgililerin çıkıp bunların derslerini vermelerini boş yere beklerim.



Her sene, Nisan ayı yaklaştıkça, yabancı basın, 1915 hayali Ermeni soykırımını gündeme getirir. Türk basını da bunu haber olarak verir. Sanki bu iftirayı kabullenir gibi bir duruma düşeriz. İlgililerin çıkıp bunların derslerini vermelerini boş yere beklerim. 24 Nisan1915’te, Ermeniler’i Türkler’in soykırıma uğrattıkları, tamamen yalandır. Hiçbir tarihi belge ve bilgi gösteremezler. Böyle bir soykırım olmadığını, bugünkü Ermeni ileri gelenleri de biliyor. Ancak soykırım iftirası ile, Çukurova ve Doğu Anadolu’daki Ermenistan kurma hayallerini diri tutmak için, bile bile yalan söylüyorlar. Peki nedir bu dava? 1877, 1895, 1909 senelerinde uzun süren Ermeni ayaklanmaları, Osmanlı devletinin birçok şehrinde kan dökülmesine sebep oldu. Ortada görünen hiçbir haklı mesele yokken, Tokat, Amasya, Erzurum, Bitlis, Maraş, hatta Trabzon gibi kalabalık yerleşim yerlerinde ve aynı günde, Silahlı Ermeni ayaklanması oldu. Maraş Zeytun’da bir bölük Türk askerini gece baskını ile şehid edip, silah ve cephane depolarını yağmaladılar. Hatta Zeytun’da Ermeni bayrağı çekildi. İngiltere, Fransa ve Rusya aynı gün Zeytun köyünde konsolosluk açtılar. Yakalanan elebaşını, devlet idama mahkum etti. İngiltere bu adamın asılmaması için Osmanlı devletine ültimatom verdi ve bir harp gemisi ile İskenderun limanından alıp ülkesine götürdü, orada serbest bıraktı.. Adana, Çukurova’nın merkezidir. Buradaki Ermeniler, 1 Nisan 1909’da bölgesel olarak, Papaz Muşig’in emrinde ayaklandılar. Adana sokaklarında oluk gibi kan aktı. Mersin’deki İngiliz konsolosu, durumu keşfe geldi. Raporunda “olayları Ermeniler’in başlattığını, buna rağmen üç Ermeni, yüzlerce Türk öldüğünü” İstanbul’daki elçiliğine bildirdi. İngiliz elçisi, İttihat Terakki hükümetine baskı yaparak; suçluların yargılanması için divanı harp kurulmasını sağladı. Adana’da kurulan divanı harp, öldürülen üç Ermeni’ye karşılık, Dörtyol müftüsü ile 26 Türk’ü ölüme mahkum etti. Bunların çoğu eşraftan insanların delikanlı çağındaki çocukları idi. Ve maalesef bu hüküm kısa sürede infaz olundu. Başbakan Talat Paşa, olayların yatışması için bu infazın olduğunu sonradan itiraf etmiştir. Soykırımcılara soralım: Bu ayaklanmalar sırasında, bir tek Ermeni divanı harpte yargılanıp idam edildi mi? Tabii ki hayır. Türkler soykırımcı olsa idi, hukuki kılıfla ve ölümü haketmiş binlerce Ermeni’yi idam edebilirdi. Yapmadılar. Yapmazlar. Üstelik Ermeni iftiraları ve tehcir suçlamaları ile divanı harbe verilen Boğazlayan kaymakamı ve Yozgat mutasarrıfı Kemal Bey, iki defa yargılanıp beraat ettiği davadan, Ermeniler’in yalancı şahitliği ile Bayezid meydanında darağacında can vermiştir. Türk divanı harbi, bir Türk idareciyi, Ermeni hatırına idama mahkûm ediyor? 1915 senesinde Ermeniler, Güneydoğu’ya, Suriye-Halep’e doğru hükûmetin emriyle göçe zorlandılar. Bunu Enver ve Talat paşalar kararlaştırdı. Sebebi: 1914 Kasım’ında Doğubayezıd’da, Türk hududunu geçen Rus birliklerinin erleri tamamen Ermeni idi. O bölgede Ermenistan kurma hevesi ile kızlar bile orduya katılmıştı. Bu birliklerin askerleri yerli Ermeniler’in yardımı ile, sadece Erzurum şehir merkezinde, 3.000 erkeği bir gecede evlerinden bir bahane ile alıp Kanlıdere’de koyun gibi boğazladılar. Bu işgalciler, bir senede o kadar çok Türk öldürdüler ki, artık bu toprakların sahibi Türkler’den, toplu bir karşı hareket beklenir hale geldi. İşte Ermenileri bu toplu öç almadan korumak için Ermeni Azizaları’nın da ricası ile, hükümet göç emri çıkarttı. Göçmeyenleri zorla gönderdi. Sebep, onların canını korumak idi!.. Bugün bu yapılan iyilikler milletimizin aleyhine kullanılıyor. Suçlanıyoruz. Tarihteki olaylar meclis kararları ile değiştirilemez. ABD’nin Virginia eyalet meclisinin, Ermeni lobisinin para yedirmesi ile 24 Nisan’ı, soykırım günü kabul etmesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Eğer birazcık bilim haysiyetleri varsa, gelip Türk arşivlerini incelesinler. Hakikati göreceklerdir. O zamanın Diyarbekir Valisi Dr. Reşid Bey, ifadesinde, “bölgede Ermeniler’in bir orduyu donatacak kadar silah depo etmiş olduklarını” anlatıyor. Bugün de, falan, filân örgütlerinin aynı bölgede yine bir orduyu donatacak kadar silah depo ettiklerini görüyoruz. Bir memlekette bir tek örgüt olur. O da devlettir. Devletin haricindekiler ise devletin düşmanlarıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT