BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konumuz terör

Konumuz terör

Eski zamanların problemi savaşlardı, insanlar, savaşlardan, onların sonuçlarından çekiyordu. Mevzii olanlar bir tarafa büyük savaşlar, II. Dünya Harbi’nin bitmesi ile 1945’in ötesinde kaldı.



Eski zamanların problemi savaşlardı, insanlar, savaşlardan, onların sonuçlarından çekiyordu. Mevzii olanlar bir tarafa büyük savaşlar, II. Dünya Harbi’nin bitmesi ile 1945’in ötesinde kaldı. Kimbilir o yıllar insanlar açlıkları, yoklukları, kayıpları arkada bırakarak barışa kavuşmakla ne kadar sevinmişlerdir. Öyle sanmışlardır ki artık insanlığın yüzü hep gülecek... Ümid ne güzel... Fakat işte adı üzerinde “ümid”, bir hoş bekleyiş. Bekleyiş meyvesini vermeyince acılarla karşılaşıyoruz. Belki de insanlık umduğu ölçüde hiçbir zaman gülemeyecek. Çünkü... Büyük savaşlar bitti ama bu defa dünyanın karşısına “terör” denen bir şiddet hadisesi çıktı. 60’lı yıllardan bu tarafa dünya, bilhassa aralarında Türkiye’nin de olduğu bazı memleketler Terör derdi ile malûl. Türkiye’yi düşünelim... 1968’den itibaren yavaş yavaş “öğrenci olayları” ile tanıştık. Önce masum gençlik istekleri sanılan olaylar, ‘70’lerde dehşet manzaraları gösterdi. Sokak, kan ve ateş içindeydi. Anarşi ve terör, 12 Eylül 1980’de durdurulduğunda tam beşbin kayıp vermiştik... Sonra Asala adlı Ermeni örgütü, dünyanın çeşitli yerlerinde Türkleri takip ederek diplomatlarımızı şehîd etmeye başladı. Ardından PKK çıktı... PKK’nın 1984-1999 arası bu yurda verdirdiği insan kaybı 30 bin kişi. Rakkam, birçok vilayetimizin nüfusuna denktir. Demek ki PKK terörü, bir vilayetimizi topyekûn haritadan silmiştir. Maddi kaybın izahı zaten mümkün değil. Şimdi de Hizbulvahşet... Bu örgütün yapıp ettiklerini gördükçe zalimliğin ne demek olduğunu çok açık biçimde kavrıyoruz. Anlaşılan sinsi şekilde çalışarak müthiş bir teşkilatlanmaya gitmişler. Belki biraz daha geç kalınsaydı bir 15 yılımızı da o alacak, 30 bin kişi de bu vahşiler yüzünden ölecekti. Evet, terör, bütün dünyada nerede ise 40 yıldır insanlığın baş belası. 40 yıldır gündemin bir numaralı maddesi... Terörsüz ne bir haber dinlemek mümkün ne de gazete okumak... Mesele Hizbulvahşet’le de bitmiyor. bakınız, sanal terörle de tanışmış bulunuyoruz... Bu terör, belki kimseyi katletmeyecek ama haysiyetleri, maddiyatları, şerefleri ayaklar altına alacak. Çağın bulduğu bu son terör, Bill Clinton’ı bile zora soktu. Yeni bir problem, herkesin evinde, masasında, çantasında. Üstelik, sınır ve milliyet tanımadan yaygınlaşıyor. Bu sebeple ABD, sanal terörle mücadele için bir buçuk milyar dolarlık bir bütçe ayırmış. En az bu kadar para harcayarak meseleyi aşacaklarını tahmin etmekteymişler. Zor, çok zor. Sanal veya hakîki neticede terör var ve 40 yıldır bir numaralı problem. Niçin, eskiden mertçe savaşılırken terör adlı bir bela çıktı? İnsanın ruhuna kötülük virüsü girdiğinden.... Veya şöyle diyelim, zaten mevcut olan kötülük virüsü yaygınlaştı. Modern zamanlar her şeyi maddiyatla halledeceğine, teknoloji ile her alanda zafere kavuşacağına inandı. Ve hüsrana uğradı. İnsan; ruhu, onun ihtiyaçları, onu terbiye eden faktörleri inkâr ederek veya görmezden gelerek teröre saha hazırlandı. Terörün en insafsızı iç âlemde yaşanandır. İnsan bugün ona sürükleniyor. Sanal terör onu beslemekte.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT