BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milli Eğitim ne yapmak istiyor?

Milli Eğitim ne yapmak istiyor?

Bizler 1999 çıkışlı Beden Eğitimi Öğretmen adaylarıyız. Yaklaşık 2500 BESYO mezunu görev beklemekte. Milli Eğitim Bakanlığı’na sormak istiyorum: -Atamalarımız ne zaman yapılacak?



Bizler 1999 çıkışlı Beden Eğitimi Öğretmen adaylarıyız. Yaklaşık 2500 BESYO mezunu görev beklemekte. Milli Eğitim Bakanlığı’na sormak istiyorum: -Atamalarımız ne zaman yapılacak? -Avrupa Birliği’ne girmeye hazırlanırken, Avrupa’da spor eğitimi haftanın her gününe yayılırken, bizde neden bir-iki saatle geçiştiriliyor? -İlköğretime 2 ay kurs gören sınıf öğretmenleri mi beden öğretmeni olacak, liselere de boş geçen derslere ek ders alma hevesi ile fizik-kimya öğretmenleri mi dolduracak? -Bizler neden DMS’ye tabi tutuluyoruz? Devlet öğretmenine güvenmiyor mu? 4 sene boyunca sınav ve yine sınav, bu sınavların sonu gelmeyecek mi? -Bizler üniversiteye ÖSS özel yetenek sınavı ile girdik. Bizi diğer ÖYS lisanslı mezunları ile bir tutup aynı kategoride sınava sokmaları yanlış değil mi? -Devlet bizi yeterli bulmuyorsa branşımızda yeterlilik sınavı yapamaz mı? - Eğer öğretmen çıkışı çoksa devlet bunun önlemini alamıyor mu? Bir Grup Öğretmen Adayı Adına Ender Balcı- BALIKESİR Kendinizi benim yerime koyun! Saygıdeğer yetkililer,Avrupa Birliği’ne aday olduğumuz bu ikibinli yıllarda sık sık “insan hakları”ndan sözederiz. Biz, yağımızla kavrulan küçük bir esnaf idik. Birbuçuk yıl önce akciğer kanseri olan beyim 5 ay önce vefat etti. Hem maddi hem de manevi olarak tükendik. BAĞ-KUR’dan zamla birlikte 60 milyon lira maaş alıyorum, asgari ücretten bile az... 40 milyonunu ev kirası olarak ödüyorum. Elektrik, su, telefon gibi giderler ve ikisi öğrenci olan üç çocuk... Dahası geride Maliye’den bir borç, faiziyle beraber 1 milyar 200 milyon, ödeyemiyorum tabii... Küçük esnafı kanser edip 33 yaşında toprağa veren yetkililere seslenmek istiyorum, kendilerini bir an için benim yerime koysunlar. Ve lütfen ne yapmam gerektiğini söylesinler... Bu çığlığımı duysunlar artık... Yasemin T.-MALATYA “Bana ne” diyebilir miyiz? Rahmetli dedem nur içinde yatsın, bize hep derdi ki; “Yavrum! Bizim dinimiz öyle yüce bir din ki dünyanın neresinde olursa olsun bir din kardeşin zor durumdaysa elden geleni yapmayı buyurur. Bizler öyle durumlarda kayıtsız kalamayız. Maddi gücümüz elvermiyorsa bütün samimiyetimizle dua etmeliyiz.Velev ki zulme uğrayan başka dinden olsa bile...” Bir millet katlediliyor. Hem de yiğit bir millet. Hatta gözbebeğimiz. Kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden... Onlar bizim kardeşlerimiz. Acılarını paylaşmalıyız. Hatta lokmalarımızı, bütün yüreğimizle... “Bize ne” diyemeyiz. Gözlerimizi, yüreklerimizi kapayamayız. Diyorlar ki; “Bizi ölmek korkutmuyor. Bizi başka ülkelerdeki kardeşlerimizin kayıtsızlığı kahrediyor.” Şimdi yardım zamanı, şimdi dua zamanı. Haydi! Kardeşlerimiz “imdat” diyorlar... Nusret Tezcan-İkitelli/İSTANBUL İlgililere sesleniyorum Haberleşme araçlarımızdan biri olan televizyonun önemi çok büyük. Toplumumuzun da televizyona olan düşkünlüğü malum. Dünyaya açılan bu küçük pencere keşke güzel yönlere açılabilse ve bizlere faydalı şeyler verebilse... Birçok kanalda yayınlanan programların faydasız olduğuna inanıyorum. Yapılan bu programlar insanın zamanını çalmaktan başka bir işe yaramıyor. Eğitim ve öğretimin arka plana atılması beni çok üzüyor. Başımıza gelen felaketlerin anası olan cehaleti yenmek için bilgiyi her yere taşıyalım. Lütfen artık televizyon kanallarında eğitici ve öğretici programlar yapılsın... Zeynep Kalyoncu-İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT