BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Askerlik

Askerlik

Çocukluğumuzda ilk dinlediğimiz hatıralar galiba askerlik hatıralarıydı. Cümle erkeklerin anlattığı bitip tükenmek bilmez bu hâtıralar, o günlerin sinemasıydı, tiyatrosuydu, televizyonuydu. Karlı kış geceleri bu hâtıralarla ısınırdı.



Çocukluğumuzda ilk dinlediğimiz hatıralar galiba askerlik hatıralarıydı. Cümle erkeklerin anlattığı bitip tükenmek bilmez bu hâtıralar, o günlerin sinemasıydı, tiyatrosuydu, televizyonuydu. Karlı kış geceleri bu hâtıralarla ısınırdı. Anlatılanlarla biz de büyüklerimizin onbaşıları, çavuşları, bölük komutanlarını tanırdık. Onlar öz ailemizin birer parçası olurdu. Nöbetler, küçük kaytarmalar, sıradan haşarılıklar, talimler ve yenilen dayaklar. İnsan, hiç yediği dayaktan büyük bir zevkle bahseder mi? Çocukluğumuzun büyükleri, o dayakları naklederken büyük haz duyarlardı. Askerlik onlar için ilk gurbetti, ilk hasretti, trenle ilk tanışmaydı, ilk alfabeydi, hayatla ilk yüzleşmeydi. Ve daha bir sürü ilkti... Askere giderlerdi, sanki bir daha gelmemecesine. Onların askerliği, uzun, upuzundu. Çünkü, kendilerinden önceki seferberlik neslinin de uzundu, hem de kendilerininkinden iki kat, üç kat fazlaydı. Seferberlik nesli, Muş’a veya Huş’a gidip gelmeyenlerden arta kalanlardı. Bizim büyüklerimiz, kendi büyüklerinden göğüs göğüse muharebeleri, onlar değil belki yüzlerce kere dinlemişlerdi. O yüzden, bu yönde bir gelenek oluşmuştu. Geceleri yatsılıklar yenirken askerlik günlerine dönmek aynı zamanda bir vazifeydi de. Zaten onlar onbaşı olmuşlarsa sivilde de lakapları “onbaşı” olurdu, çavuşsa “çavuş”. Hanımları sadece bu isimlerle onlara seslenirlerdi. Hatıraları uzun, canlı ve tazeydi. Bunda mektep-medrese görmemiş Anadolu insanının engin muhayyilesinin büyük payı vardır. O devre göre tezkere almak aynı zamanda adam sayılmanın da belgesidir. Bu belgeye sahip olunduktan sonra eş sahibi olunurdu. Askerlik yapmamışa kız verilmezdi. Onlardan bazıları II. Cihan Harbi döneminde askerlik yapmıştı. Bu askerlikler, tam dört yıldı. Seferberliktekinin yarısı... Lise yıllarımıza kadar askerlik müddeti sınıfına göre farklıydı. Bahriyeli denen deniz askerleri 3 yıl, jandarmalar 2.5, diğerleri iki yıl yapıyorlardı. Sonra bütün sınıflar 24 ay oldu. Askerlikle ilk oynama ise 1974’te yaşandı. Büyük yığılma olmuştu. Üniversite mezunları, askere gidemedikleri için iş ve yuva kuramıyorlardı. Bu yolu açmak, “kısa dönem askerlik” denen bir uygulama ile yüksek tahsillilere 4 ay askerlik yaptırılarak sağlandı. Sonra aynı usul birkaç kere daha tekrarlandı. Dört aylıklar terhis olurken, onlardan önce gelenler “uzun dönem”e devam ediyorlardı. Bundan sonra kademeli kısalmalar görüldü. Erat 24 ay askerlik yaparken yedeksubaylık 22 aya düşmüştü. Müteakiben birincilerinki 20 ay, diğerlerinin 18, daha sonra da 18’e 16 oldu. Biz, Polatlı Topçu Okulu’ndan içeriye adım atarken yedeksubaylık 18 aydı. İçeriye adım attıktan sonra 3 hafta müddetle “çarşı iznine çıkartılmadık.” Bir ânda bütün dünyamız hâki renge boyanmıştı. Okul bahçesinden geçen trenlerin kompartıman pencerelerinden görünen siviller tek farktı. Burada 4 ay yedeksubay öğrenci olarak tahsil görüp mezun olduktan sonra Sarıkamış’a, kıtaya gittik. Fakat orada da 2 hafta “oryantasyon” denen intibak dönemi yaşadık. Açıkçası Polatlı’daki o ilk üç haftanın eğitimini bir kere daha yaşadık. Fakat biz, bizim nesiller, dedelerimiz, babalarımız gibi heybelerimiz bitip-tükenmek bilmez hatıralarla dönemedik. Gitmiş, askerlik yapmış ve dönmüştük, o kadar. Acaba hatıra fukaralığımız, er olarak askerlik yapmamış olmaktan mı, tahsilli olmaktan mıydı? Eski insanların köyden kasabaya gidip gelişleri bile günlerce anlatılacak malzeme sebebi olurdu. Bugün askerlik, erler için 18, yedeksubaylar için 16 ay. Bazıları bu müddetle hizmetlerini ifa ediyor. Onlardan binlercesi terör yüzünden şehîd oldu. Er olanları daha ziyade okuyamamış, Anadolu evladları. Bu gençler, kurşunlara kalkan olarak ülkeyi parçalatmadılar. Şimdiyse askerlikte giderek süreden öte döviz ağırlığını hissettirmeye başladı. Kaç yıldır, yurt dışında asgari üç sene çalışmış olanlar 10 bin Alman markı ödeyerek 1 ay müddetle “bedelli askerlik” yapıyorlar. Bugün bu konuda bir adım daha atılarak depremzedelere yardım maksadı ile 40 yaşından küçük kaçaklara 15 bin Alman markı ödemesi şartı ile fiilen 28 gün askerlik yaptırılıyor, 40 yaşını geçmişlerse 20 bin DM ile askerlikten muaf tutuluyorlar. Doğrusu 28 günlük askerlikten sonra iftiharla muhabirlere poz verenlerin fotoğraflarını gazetelerde görünce fevkalade müteessir olduk. Kim bilir daha kaç bin vatandaş, anne-baba, şehîd yakını aynı teessürü yaşamıştır. Çünkü canla para eşitleniyor. Türkiye, geçen asrın başından beri ağır savunma şartlarından geçmiştir. Bu savunma insan ağırlıklıydı, süngü harbi mantığına dayanıyordu. Bugün, şartlar, teknoloji ve mantıklar değişmiştir. Onun için profesyonel askerliğe geçmek lazım. Yalnızca maddî imkânı olmayanlar askerlik yapmamalı. Askerlik, bu mesleği seçmiş olanların işi olmalı. Bugün artık insanlara aylarca emek verdikten sonra onları evlerine yollamak zaman ve kaynak israfıdır. Mesela 5 yüz bin vatandaşa profesyonel askerlik yaptırmak bu kadar kişi için aynı zamanda iş temin etmek demek olur. Düşünmek ve değişmek zamanı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT