BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir konferansın ardından...

Bir konferansın ardından...

George Mason Üniversitesi uluslararası politik bilimler bölümü öğretim üyelerinden birisi olan Dr. Adeed Dawisha, Kuzey Irak (Asuri) asıllı, Hıristiyan-Amerikalı bir bilimadamı. Arap Dünyası’ndaki siyasal gelişmeler kendisinin özel ilgi alanını oluşturuyor.



George Mason Üniversitesi uluslararası politik bilimler bölümü öğretim üyelerinden birisi olan Dr. Adeed Dawisha, Kuzey Irak (Asuri) asıllı, Hıristiyan-Amerikalı bir bilimadamı. Arap Dünyası’ndaki siyasal gelişmeler kendisinin özel ilgi alanını oluşturuyor. Dr. Dawisha sözlerine İslamiyet adına konuşmaya yetkili olmadığını ve Arap Dünyası’ndaki siyasal akımların durumunu, Arap milliyetçiliği ile siyasal İslami akımları anlatacağını belirterek sözlerine başladı. DİNİ KİMLER NİYE KULLANIYOR Abduh’tan Seyyid Kutub’a, Nasır’a ve Saad El Husri’ye kadar birçok aydın, politikacı ve din adamından alıntılarla, ta Osmanlı döneminden günümüze genel bir durum değerlendirmesi yaptı. Dawisha’nın en ilginç değerlendirmesi, Arap dünyasındaki milliyetçilik ve İslamcılık akımlarını, ‘radikal’ ve ‘ihtilalci’ olarak nitelemesi idi. Bir başka ilginç tesbiti ise, hem Arapçılık hem de İslamcılık akımlarının, ‘siyasal amaçla kullanıldığını ve geliştiğini’ belirtmesi oldu. Arap ülkelerinin Osmanlı’dan koparılması amacıyla başlayan her iki akımın da, özellikle 1930-60 döneminde kök salıp geliştiğini vurguladı. İçte Baas rejimlerinin, sosyalist diktatörlüklerin ve dinsel karakterli totaliter devlet yapılarının oluşmasına katkı sağlayan bu politik akımların dışta, Arap Dünyası’nı Batı’dan tecrit ettiğini belirtti. Politik amaçlar uğruna dinin istismar edilmesi ve ırkçılığın kullanılması elbet yeni birşey değil. Güç sahibi olmak isteyenler, halka tahakküm emelinde olanlar, maksatlarına ulaşmada ‘dini’ ve başka evrensel değerleri de, milletin ayranını kabartacak şovenist duyguları da kullanmayı, daima ‘en kestirme yol’ olarak görüyorlar. Ayrıca bu istismarcılar öylesine mahirler ki, kimsenin aklına yüce değerlerin kullanıldığını getirtmemeyi doğrusu iyi beceriyorlar. Zaten özellikle günümüz Müslümanlarının en belirleyici ortak vasfı, din bilgilerinin ya ‘yetersiz’ ya da ‘hiç’ denecek seviyede olması.. İslamiyet’in, kalblerde yaşayan ‘sevgi’ halinde kalması. Doğru İslamiyet’i takip eden ve anlatan alimlerin giderek azalması. Böyle olunca istismarcıların işleri daha da kolaylaşıyor. HANGİSİ İSLAM HANGİSİ DOĞRU Dawisha’dan ‘politik İslam’dan neyi kastettiğini ve bunun bizzat din ile ne kadar bağdaştığını biraz daha açmasını’ istedim. Ayrıca ‘Suriye, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Sudan ve Libya’da ‘İslami’ olarak tanımlanan rejimlerden ve akımlardan, hangisinin esas İslamı temsil ettiğini ve aralarında niye -birbirlerini düşman-kafir olarak niteleyecek kadar- farklılıklar bulunduğunu’ sordum. Prof. Dr. Dawisha’nın buna cevabı basitti.. “-Ben bunlar dini demiyorum ki.. İslamın politik amaçla, ülkeler bazında ayrı ayrı kullanıldığını görüyoruz. Benimki sadece bir tesbit.. Zaten ben İslamiyet adına konuşmuyorum. Mevcut durumun resmini vermeye çalışıyorum” dedi. Kullanılma, hem de kişiden kişiye ve ülkeden ülkeye değişen tarzda ve dozajda din istismarı ile siyasal İslam aldatmacası konularında, derin düşüncelere daldım.. Seyyid Kutup ve daha bilmem ne ‘Kutup’ isimli sosyalist fikirli, Arap milliyetçisi, Osmanlı düşmanı, ihtilalci, din cahili istismarcıları 60’lı ve 70’li yıllarda, güzel Türkiyem’de, “İslam Alimi” olarak empoze edenler hatırıma geldi. Camilerde, İmam-Hatip mekteplerinde, Yüksek İslam Enstitüleri’nde yıllarca, bu ‘İslamcı’ ve ‘Arap Milliyetçisi’ ihtilalcilere, dinde reformcu tefrikacılara, nasıl çanak tutulduğunu, methiyeler dizildiğini acı acı hatırladım.. İslamiyet’e yüzlerce yıl bayraktarlık yapmış aziz bir milletin evlatlarını, gençlerini, temiz kalplerini, körpe dimağlarını, din adına abuk sabuk fikirlerle o yıllarda, cehaletle veya -dilimiz varmıyor ama- art niyetle zehirleyenler, beni acı acı düşündürdü. Yazık ki ne yazık... Ne büyük zarara yolaçtıklarını, inşallah anlamış ve nadim olmuşlardır... (Vicdan azabı duyanlar ve nadim olanlar varsa) şimdi tövbe etmeleri ve değişmeleri elbette büyük bir kazanç!. Ama, ya kafasına-gönlüne girdikleri zavallılar ne olacak? Bu vebalden nasıl kurtulacaklar?.. Siyasetle uğraşanların ve gelecekte politikaya niyetli olanların artık dini söylemleri ve din istismarını bırakmalarının şimdi tam zamanı.. Yüce dinimiz kimsenin ve hiçbir partinin-poltikacının tekelinde olmamalı.. Değil istismar, bunu çağrıştıracak en küçük tutum ve davranışlardan bile sakınılmalı.. Yüce Allah güzel ülkemizi böyle fitnelerden ve Arap Alemi’nin acınacak durumuna düşmekten korusun..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT