BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayırlı ossun!

Hayırlı ossun!

Başbakan Ecevit’in başını çektiği cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili görüşler giderek kristalleşiyor...



Başbakan Ecevit’in başını çektiği cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili görüşler giderek kristalleşiyor... Aslında tartışılmaması gereken ve istenen Cumhurbaşkanlığı makâmının, tartışma odağı haline gelmesi hoş olmamıştır. Senfoni orkestrası ile başlayan çağdaş görünüm, giderek çok sesli koroya dönüşmektedir. Bu arada ince sazdan nağmelerin de hakkını yememek lâzımdır. Hatta ayrıca çatlak seslere de kulak verilirse fena olmaz deriz!.. Konunun lehinde ve aleyhinde yazılanlar, söylenenlerle uygulamalar arasındaki farklılık hayret verici boyutlardadır. İnsanların gönlünden geçenleri anlamak mümkün olmadığından, daha fazla bir yorum yapmak zordur. Ankara’dan izlediğimiz politik havanın “Günlük güneşlik” olmadığını söylersek yalan olmaz. Çünkü bize göre dervişlerin “fikri” ve “zikri” çok, ama çok farklı noktalarda seyretmektedir... Çok ince hesapların yapıldığı bu oyun; oyun olmaktan çıkmış, ciddi bir taktik savaşına dönüşmüştür. Gerçi savaş demek için de vakit erkendir. Ancak çok çeşitli dosyaların tekemmül ettirilerek, masaya yatırılması da gündemdedir. Bazıları bu taktik savaşını “tavla”ya benzeterek düşeş (6+6) veya dübeş (5+5)’lerle izaha çalışmaktadır. Bu görüşlere saygı duysak da, işin kaba bir “tavla” oyunu olmadığını belirtmek isteriz. “Tavla”da yedili zar olmadığını iyi bilen Sn. Demirel, işi satranca dönüştürmüş ve ilk hamleyi yapmıştır. Bunca tecrübeden imbiklenerek geçmiş olan Sn. Demirel’e “hayırlı ossun” demekten başka tercihimiz de yoktur. Doğru veya yanlış, ok yaydan çıkmıştır. Umarız kazasız belâsız hedefine varır. Bu oyunun yükü “şah”tan çok “vezir”in omuzlarındadır. Dikkat edilirse Sn. Ecevit ilk mektep çocukları kadar saf ve heyecanla çalışmaktadır. Koalisyon ortağı liderlerin imzalayarak hazırlıkları tamamlanan anayasa değişiklik teklifi; “5+5” olarak tecelli etmiştir. Bu teklif öncesinde DYP ve Fazilet Partisi’nin müşterek teklifi de “5+5” olmuştur. Peki iki teklif arasındaki fark nedir? Biri “5+5”i meclis; diğeri de halk seçsin demektedir. Bu sadece yöntem farkı olarak görülmemelidir. Halka gitmenin maliyet ve riskleri, Meclis’e gitmekle kıyaslanamayacak kadar çoktur. Biz her iki teklifin de gerekçelerine bakmak zorundayız. Gerçi gerekçeler teklifi sempatik hale getirmek için bulunan kılıflardır. Ancak buna rağmen önemlidirler. Sosyal demokrat bir parti olan ‘DSP’nin halka gitmek istemesi gerekirken; ‘Meclis’e dönmesi, bir bakıma çelişki sergilemektedir. Diğer taraftan DYP ve Fazilet’in halka dönmesindeki amaç sadece demokratik katılım ve tercihlerle de izah edilemez. Liderlerin biraraya gelip Cumhurbaşkanı seçmeleri her haliyle demokratik bir tavır olmaktan uzaktır. Ne var ki (bir değişikliğe uğramaz ise) oylamaların “gizli” yapılması; bir ölçüde hafifletici sebep olmaya devam edecektir. Aslında “Çankaya”nın bu duruma düşürülmesine gönlümüz hiç, ama hiç razı değil. Ancak elden bir şey gelmiyor!.. Ne diyelim? Tekrar “Hayırlı ossun!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT