BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Devlet” dersi

“Devlet” dersi

Siyasilerin en çok sevdikleri şey, ders vermektir, özellikle, hemen her fırsatta, ‘Devlet’ dersi vermektir.



Siyasilerin en çok sevdikleri şey, ders vermektir, özellikle, hemen her fırsatta, ‘Devlet’ dersi vermektir. Devlet nedir, ne değildir, Devlet neden yıpratılmamalıdır, Devlet ne yapar, ne yapmaz gibi. Ancak, anlatılanlar, anlaşılan ya çok soyut veya arada sırada parametre değiştirildiği için, dersler iyi algılanmıyor, hatta bazı ahvalde, zihinler bile karışıyor. Örneğin, terörle mücadelede yoğun bir ilin valisi, özel bir kuvvet teşkil etmek ister ve bunun için de, Hükümetten kaynak talebinde bulunur. Ankara’da Hükümet başkanı, bu girişim ve talebin, Devletin tarifi ve fonksiyonlarıyle ne derece telif edilebileceğini sorgulamaya dahi gerek görmeksizin, onayını verir ve bugünlere malzeme olan gelişmeleri hazırlar. Şimdilerde, dosya incelemeye alınmış. Ancak, işin içine girildikçe, biribirine açılan yeni kompartımanlarla karşılaşılıyor. Hem kullanılan silahlar ve hem de kişiler olarak, Hizbullah ile, uzun bir süreden beri istihdam edilen ve özel hizmetlerinden yararlanılan köy korucuları arasında, karşılıklı etkileşimin iz ve emarelerine rastlanılıyor. Bu pirincin taşı, şimdi, kim tarafından ve nasıl ayıklanacak? Koruculuğu iş ve geçim vasıtası edinmiş olanların elinden bu imkanı alırsanız, bu kesim nereye yönelecek? Almazsanız, bile bile lades mi diyeceksiniz? İşte, devlet, rutinin dışına çıkınca, yine rutine başvurmak suretiyle, olanı, kolay kolay düzeltemiyor. BİZ BUNLARLA MEŞGULKEN Biz bunlarla meşgulken, bizim de içinde bulunduğumuz camiada neler oluyor? Bunlara ne ölçüde vakit ayırabiliyoruz? Avrupa Birliği’ne üyelik adaylığında ‘birinci dalga’ya giren, Estonya, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya ve Kıbrıs Rum Yönetimiyle müzakereler, 1998’de başlatılmıştı. Bu defa, ‘ikinci dalga’ya giren, Malta, Bulgaristan, Romanya, Letonya, Litvanya ve Slovakya’ya da yeşil ışık yakıldı. Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) çerçevesinde, 2003 yılına kadar bir ‘Hazır Güç’ oluşturulacak ve bu yolda, ilk adım olarak da, yakında, askeri, siyasi ve güvenlik komiteleriyle, karargah teşkili, hayata geçirilecek. NATO’ya elli yıla yakın, sadakat ve özveriyle hizmet etmiş Türkiye, Avrupa’nın, oluşturulmakta olan yeni askeri kanadında, şimdilik, yok. Bu egzersiz içinde, ileride, bizden bir katkı istenirse, bu da, ancak yetkimiz kadar olur diyoruz. Acaba, olabilecek katkımızı, neden, öncelikle, ön plana çıkarıp, bunun sağlayabileceği güçle, yetkimizin ve statümüzün daha da geliştirilmesini istemiyoruz? Uluslararası ekonomideki önemli gelişmelerin de, şimdilik, ilgi sahamız dışında kaldığı anlaşılıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) öncülük ettiği uyarılara göre, Dünya ekonomisi, vaktiyle Doğu Asya’da yaşanan krizin benzer sinyallerini veriyor. Üzerinde, ilke mutabakatına varıldığı halde, kimsenin, global finans alt yapısını reforme etmek için parmağını oynatmadığı görülüyor. En çok güvenilen Amerikan ekonomisinde bile, sorunlar, yavaş yavaş baş göstermeye başlamıştır. Düşük tasarruf meyli, gittikçe büyüyen cari hesap açıkları ve hisse senetlerinin, hâlâ şişirilmiş yüksek değerlerde devam etmesi, sadece ilgili ülkeyi değil, herkesi düşündürmelidir. Amerika’nın başını çektiği G-7’ler, global hasılanın % 45-50’sini de temsil etseler, global sorumluluğu artık tek başlarına taşımamalıdırlar. Bu anlayışla, G-7’lerin, G-30 olacak şekilde genişlemeye, kendilerini alıştırmaları beklenmelidir. Aksi halde, yer yer ortaya çıkan krizlerin, artık, yamalarla kapatılmaları kolay olmayacaktır. İşte, böyle televizyon seyrederken, iç kanalların reyting baskısından kendimizi kurtarıp, biraz da, dış kanalları denememiz iyi olacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT