BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müslümânlık, iyi ahlâk demektir

Müslümânlık, iyi ahlâk demektir

İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. Müslümânlık, iyi, güzel ahlâk demektir. Müslümânın da, güzel ahlâklı ve fazîlet sahibi olması lâzımdır.



İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. Peygamber efendimiz; (İyi huyları tamâmlamak, iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim) buyurmuştur. Yine Resûlullah efendimiz; (Sizin îmânen mükemmel olanınız, ahlâken güzel olup, insanlara iyilik yapanlardır) buyurmuşlardır ki, îmân bile, ahlâk ile, insanlara faydalı olmakla ölçülmektedir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, Peygamber efendimizi; (Muhakkak sen yüksek bir ahlâk üzerindesin) buyurarak ahlâkını medhetmiş, övmüştür. Bir kimsenin ahlâkı güzel olursa, Resûlullah efendimizin ahlâkı ile ahlâklanmış ve Onun yolunu tutmuş olur. Resûlullah efendimizin güzel huyları pek çoktur. Her Müslümânın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. Böylece, dünyâda ve âhirette felâketlerden, sıkıntılardan kurtulmak ve O iki cihân efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur. İSLÂM DİNİNİN MÜMESSİLLERİ... Peygamber efendimiz şu duâyı çok okurdu: (Allahümme innî eselüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn.) Bu duânın manâsı ise; (Ya Rabbî! Senden, sıhhat, âfiyet, emânete hıyânet etmemek, güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sâhiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir. İslâm âlimleri, terbiyede ve güzel ahlâkta, İslâm dîninin mümessili, temsilcisi olmuşlar ve İslâmiyyeti dünyâya böyle tanıtmışlardır. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurmuştur. Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settârdır yani günâhları örtücüdür. Müslümânın da din kardeşinin ayıbını, kusûrunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da, birbirlerinin kusûrlarını, kabâhatlerini affetmelidir. Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir yani lutfü, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Müslümânın da, cömert ve merhametli olması lâzımdır. Bütün güzel ahlâk da böyledir. İbn-i Atâ hazretleri buyuruyor ki: “Ahlâk iyi olmadıktan sonra, kılınan namazın, tutulan orucun çok olmasının önemi yoktur. Hattâ sadaka ve mücâhede yani nefsini yenmeye çalışmak bile hiçtir. Bu yolda yükselenler, ne namazla, ne de oruçla yükseldiler. Ne sadaka ile, ne de mücâhede ile üstün dereceler buldular. Yükselen, ancak iyi huyla yükseldi. Çünkü Peygamber efendimiz; (Kıyâmet günü, bana en yakın olanınız, huy ve ahlâk bakımından en güzel olanınızdır) buyurdu.” Îmânının kâmil, olgun, parlak olmasını isteyen bir kimse, kendini Müslümânlardan yüksek görmemelidir. Zira Peygamber efendimiz; (Bir kişi îmânının kemâlini isterse, kendine insâf versin yani tevâzu üzere hareket eylesin ve fakîr olduğu hâlde sadaka versin! Bu iki huy, îmânı kâmil derecesine yükseltir) buyurmuşlardır. Ebû Hafs Haddâd hazretlerine; -Güzel ahlâk sâhibi olmak nasıl olur? diye sorulunca, cevabında; -Evliyânın haklarına riâyet etmek, dostlar ile iyi geçinmek, küçüklere nasîhat vermek, dünyâ için kimseye düşmanlık etmemek, başkalarını kendi nefsine tercih etmek, dünyâ malı yığmaktan kaçınmak, kendi yollarında olmayanla sohbeti terk etmek, din ve dünyâ işinde yardımlaşmak, buyurmuşlardır. HİÇ KİMSEYİ İNCİTMEMELİ!.. Ebû Midyen Mağribî hazretleri buyuruyor ki: “İnsanlarla birlikte bulunmakta güzel ahlâk, onlarla iyi geçinmektir. Âlimler ile berâber olmakta güzel ahlâk, onlara ihtiyâcı olduğunu bilmek ve onları edebe uygun olarak dinlemekle olur. Mârifet ehli ile bulunmakta güzel ahlâk, sükûn üzere, ümitli ve sabırlı olarak beklemekle olur. Yüksek velî ile berâber olmakta güzel ahlâk, kırıklık hâlinde bulunmakla olur.” Netice olarak Müslümânlık, iyi, güzel ahlâk demektir. Müslümânın da, güzel ahlâklı ve fazîlet sahibi olması lâzımdır. Müslümân, son derece mütevâzı, alçak gönüllü, kendisine başvuran herkesi dinleyen, imkân buldukça, onlara yardım eden ve hiç kimseyi incitmeyen bir kimse demektir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (Müslümân demek, Müslümânlara eli ile, dili ile zarâr vermeyen kimse demektir.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT