BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Laiklik” kavramının içi doldurulmalı

“Laiklik” kavramının içi doldurulmalı

Laiklik kavramı, Cumhuriyetin ilanından sonra gündemimize çok girdi, dilimizden hiç düşmedi. Sık sık önümüze sürülen bu kavram, çoğu yerde yolumuzu kesip, bizi eskilere götürecek odaklarca kullanıldı, istismar edildi. İlk yıllardan itibaren bununla ilgili karışıklıklar, tutuklamalar hatta ölümlü vakalar, idamlar oldu. Bu gerekçeyle müdahaleler, kuvvet kullanmalar, karışıklıklar, siyasi ve ekonomik krizler oldu. Zaman zaman halkın teveccühüne mazhar olmuş partiler zorlama bağlantılar kurularak, bu gerekçelerle kapatıldı.



Laiklik kavramı, Cumhuriyetin ilanından sonra gündemimize çok girdi, dilimizden hiç düşmedi. Sık sık önümüze sürülen bu kavram, çoğu yerde yolumuzu kesip, bizi eskilere götürecek odaklarca kullanıldı, istismar edildi. İlk yıllardan itibaren bununla ilgili karışıklıklar, tutuklamalar hatta ölümlü vakalar, idamlar oldu. Bu gerekçeyle müdahaleler, kuvvet kullanmalar, karışıklıklar, siyasi ve ekonomik krizler oldu. Zaman zaman halkın teveccühüne mazhar olmuş partiler zorlama bağlantılar kurularak, bu gerekçelerle kapatıldı. Hatta, Türkiye’ye çağ atlatan, değişim ve dönüşümü sağlayan, bu başarılarının sonucu olarak arkasında büyük seçmen desteği bulunan AK Parti’nin tepesinde bile bu gerekçe ile kapatma kılıcı hep sallanmakta. Bütün bunlardan, ülkemiz çok zarar gördü, devletimiz itibar kaybetti, insanlarımız acılar çekti. Aynı sıkıntıların devam etmemesi için, özellikle laiklik başta olmak üzere, bazı kavramların içinin doldurulması gerekir. Laiklik, kısaca dünyevilik üzerine inşa edilmiş bir kavram. Modernitenin yanlış dayatmaları sonucu, bu kavramı ileriye götürüp, dini, insan hayatından tamamen çıkarma mücadelesini verenler, ülkemizde de bulunmakta. Çoğumuz, sağlıklı dini eğitim ve öğretiminden mahrumuz, dinimizi hakkıyla bilmiyoruz. Kendilerini dini örgüt olarak lanse eden bazı odakların estirdikleri terör karşısında, insanlarda dinimiz hakkında yanlış algılamalar oluşuyor. Bu husustaki bilgisizliğimizden istifade eden art niyetliler, yüce dinimizi hiç hak etmediği bir konuma oturtmaya çalışıyor. Başka odaklar da kendilerince buna tedbirler geliştiriyor. Adeta danışıklı dövüş denebilecek gelişmeler sonucu, yakın zamanda yaşanan karikatür ve minare krizi başka türlü nasıl izah edilebilir. Bizde de zaman zaman bu tür sıkıntılar yaşanmıyor mu? Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması olarak ifade edilmesine rağmen; bu kavramı, “dinin insan hayatından uzaklaştırılması” şeklinde yorumlayan laikçi kesimler her zaman bulunmakta. “Laiklik” ilkesinin içi “laikçiler” tarafından doldurulmamalı; evrensel laiklik konsepti esas alınmalıdır. Dini konulara derinlemesine girememiş, yüzeysel bakan bu kesimlerin bu konularda ahkam kesmesinden daha absürb şey olamaz. Laiklik, özgürlükle anlam kazanır. Yaşananlar tamamen dini bilgisizlik ve ahlaki yozlaşmanın tezahürleridir. Aynı dini duygu ve düşünceleri paylaşanların oluşturduğu topluluk; eğer suç işlemiyorsa, devlet ve toplumun temel değerlerine ters bir faaliyetleri yoksa neden zararlı görülsün ki? Barış ortamına şiddetle muhtaç hale gelmiş bu ülkede, birlikte barış içinde yaşamak zorundayız. Her kesin izan ve insaf sahibi olması lazım. Ülkenin suni gündemlerle gerilmemesi gerekir. Kaotik ortam, düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürer. Global krizi en az zararla biz atlatmaktayız. Japonya’nın kamu borcunun 9.4 trilyon dolar, ABD’nin de kamu açığının1.6 trilyon dolar olarak öngörülmesi az-buz rakamlar değil. Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerde de sıkıntılar had safhada. Bizde ise, her şeye rağmen işler iyi gitmektedir. Liderlerimiz daha donanımlı şekilde halkımızın karşısına çıkmalı. İnsanlar oturdukları koltuktan güç almamalı, o makama onur vermeli... Dinini gerçek kaynaklardan öğrenen ve yaşayan insanlarımızın, ne toplumla ne de devletle problemi olur. Engellemeler akıl ve mantıkla bağdaşamaz, sadece vicdanları kanatır. Mesele, hayata uymak değil, hayatı hakikate uydurmaktır... Necdet Akman Okullarımızda yeterli dinî eğitim verilmeli Milli Eğitim Bakanlığı; Çocuklarımız bir boşlukta yetişiyor. Anne-babanın verdiği dinî eğitim ve terbiye kafi gelmiyor. Çevre ve diğer faktörlerin, iletişim alanındaki sınırsız imkânların sebep olduğu olumsuzluklar ortada. Çocuklarımız savunmasız şekilde çok tehlikeli bir ortamda, birçok zararlıyla baş başa bırakılmakta. Gençliğin, çocukların ne tür tehlikelere maruz kaldığını anne ve babalar çok iyi biliyor ve çoğu kişi bunun çaresizliğiyle debelenip duruyor. Zaten bütün bu olumsuzlukların sonuçları her gün gazete sayfalarına, televizyon haberlerine yansımıyor mu? Bazı şehirlerin belli mekanlarından geçenler, gençliğimizin içine düşürüldüğü durumu bütün açıklığıyla görür. Yetkililer sık sık “devletin bekası” sözünü kullanmakta. Devletin bekası bu gençlerimize bağlı değil mi? Uyuşturucu ve diğer zararlı alışkanlıkların pençesinde debelenen bir gençlikle hangi bekadan bahsedilebilir ki? Lütfen yol yakınken gerekli ve yeterli tedbiri alın. Ailelerin tek başlarına verdikleri eğitimin yetmediğini görün. Okullarda da bu doğrultuda eğitim verin... Reşat Çavuş Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT