BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müşterinin suyuna gitmek?

Müşterinin suyuna gitmek?

Pazarlama, müşteri gerçeğini kavradığı ve müşteriyi işin odağına koyabildiğinden beri, cerbeze bir satıcılık mesleği olmak algısından yavaş yavaş kurtuluyor.



Pazarlama, müşteri gerçeğini kavradığı ve müşteriyi işin odağına koyabildiğinden beri, cerbeze bir satıcılık mesleği olmak algısından yavaş yavaş kurtuluyor. İş ve ülke yönetiminde, her türlü değerin değiş-tokuşuyla daha da değerli hale getirilmesi anlamında pazarlamanın en temel değişkeni, elbette müşteridir ve halktır. Her ne yapılacaksa onun için, her ne başarılacaksa onunla birlikte yapılacaktır. Kitapların da vurguladığı durum budur, ama manzara nedir? Manzara şu: Halkın oylarıyla iş başına gelen ve yıllardır ülkeyi yöneten kadrolar, ülkenin dünyadaki gücü ve refahı için bir ülkeden diğerine, bir anlaşmadan ötekine koşuşturuyor, bir imzadan diğerine yetişmeye çalışıyorlar. Dışarıda, Türkiye’nin algısını, rekabet gücünü artırmak, bizi dünya gündeminde söz sahibi kılmak için gerekenleri yapıyor, baş döndürücü bir hızla dostlara moral veren adımlar atıyorlar. Türkiye’nin dünya pazarındaki marka değerini artırmak için uğraşıyorlar. İçeride ise, bir kesim haftalardır, kimin çaktığı hâlâ anlaşılamayan bir dijital kıvılcımla başlayan ve medya desteğiyle alevlendirilen, çamura batmış, çarşafa dolanmış bir konuyla meşgul. Sanırsınız ki, yarın seçim var ve ülkenin yeni bir başbakana, yeni bir cumhurbaşkanına ihtiyacı var. Bir rüzgâr üflendi, fırtına sanılıyor. Şimdi soralım: Mevcut iktidar mı daha halk ve müşteri odaklı, yoksa muhalefet mi? Hangisi halkın, milletin, toplumun üstün yararları için uğraşıyor? Hangisi kendi partisinin, grubunun ve şahsının kazancı peşinde koşuyor? Acaba, hangisi daha büyük pazarlamacı? Hangisinin pazarlama zekâsı ve becerisi daha üstün? Muhalefetin mi, yoksa iktidarın mı? Bir ciddî soru daha var: Acaba, bir siyasî parti, bir işletmeci ve pazarlamacı gibi müşteri-toplum odaklı olup milletin suyuna gitmek, delegelere, tribünlere oynamak zorunda mıdır? Yoksa milletin ve ülkenin yüksek yararları uğruna, amaç odaklı olup, ülkenin geleceğini planlayıp, etkili bir değişim ajanı gibi mi davranmalıdır? Üzgünüm. Sorunun cevabı buraya sığmayacak kadar derin. > (Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT