BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BATI’DA IRKÇILIK KORKUSU-6-

BATI’DA IRKÇILIK KORKUSU-6-

Devletin “bütünleşme” politikaları toplumun bir kesiminde hâlâ direnişle karşılanıyor... Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ayrımı 140 yıl önce resmen yasaklandı. Ama hâlâ siyahlar beyaz olanlara oranla farklı uygulamalara maruz kalıyor.



Özgürlük anıtının kara yüzü ABD tarihi ırkçılıkla ilgili bir çok çatışmayı ve utanç sayfalarını barındırır. Bununla beraber ABD’nin ırkçı düşünüşü ülkesinden söküp atma konusunda bir hayli yol katettiği söylenebilir. Irkçılığa karşı savaş, en büyük zaferini, 1964 yılında her türlü ayırımcılığa hukuki açıdan son veren Medeni Haklar Yasası’nın kabülüyle elde etti. Böylece ırkçılık suç haline geliyordu. Bu doğru yönde atılmış iyi bir adımdı. Fakat etkili olabilmesi için her türlü ırkçı olayın kararlılıkla üzerine gidilerek bu tür eğilimleri taşıyanları “caydırıcı” hale gelmesi gerekiyor. 1960’lardan sonra hükümetler, Amerikan sosyal hayatında her türlü ayırımcılığı ortadan kaldırmaya kararlı gözükseler de hâlâ ülkede yüksek seviyede ırkçı ayrımlara şahit olmak mümkün. ABD devletinin “bütünleşme” politikaları toplumun bir kesiminde hâlâ büyük bir direnişle karşılaşıyor. Emlakçılar, çoğunlukla beyazların yaşadığı bir mahallede ev almak isteyen siyahları caydırmaya çalışıyorlar ve beyaz evsahipleri etrafında artık tahammül edilemeyecek kadar siyah komşular arttığında sadece beyazların oturduğu başka mahallelere taşınmakta geç kalmıyorlar. VANİLYALI ÇİKOLATA ŞEHİRLER Bu trend, özellikle şehrin merkezi kesimlerinde “beyaz”ların boşalttığı yerlerde “siyah” gettolar ve onları çevreleyen “beyaz” dış mahallelerin oluşmasına yol açtı. Bu durumu en iyi tanımlayan bir tabir ise şu: üzeri vanilyalı çikolata şehirler. Düşük gelirli grupların belirli yerlerde toplanmasının doğurduğu kaçınılmaz sonuç, siyahlar ve diğer azınlıkların yaşadığı bölgelerde eğitim gibi sosyal hizmetlerin kalitesinin oldukça düşmesi. Böyle bir dezavantaj bu insanların iş bulmasını da zorlaştırdığından genellikle spor ve eğlence (şarkıcılık, aktörlük vb) sektöründe çalışarak sivrilen bir avuç azınlık dışındakiler “Amerikan Rüyası”nı gerçekleştirebilmek için pek tasvip edilmeyen yollara başvurmaya zorlanmış oluyorlar. Gelecekten ümitsiz ve yoksulluk içerisinde olan gençler çok geçmeden kapandıkları gettolarda silah ve uyuşturucuyu keşfediyorlar. SAĞLIK HİZMETLERİ YETERSİZ Uyuşturucu bağımlığı ve ticareti muazzam boyutlara ulaşırken, bu bağımlılığın yol açtığı hastalıklar yüzünden onbinlerce insan ölüyor. Yetersiz sağlık hizmetleri, AIDS ve benzer hastalıkların çığ gibi yayılmasına yol açıyor. Harvard Üniversitesi’nce yapılan bir araştırmada, ülke çapında yaygın olan “Medicare” sağlık sigortasına sahip siyah hastalara, beyaz hastalara oranla hastanelerde daha kötü tedavi ve bakım uygulandığı ortaya kondu. Pennsylvania, Illinois ve New York eyaletlerinde, 1991 ve 1992 yıllarında kalp rahatsızlığı ve zatürreeden dolayı hastaneye kaldırılan 2 bin 175 kişinin verileri üzerine hazırlanan Harvard Üniversitesi araştırmasında, siyah hastalara “daha az kan tahlili yapıldığı ve daha az ilaç verildiği” rakamlarla tespit edildi. Doğuştan uyuşturucu bağımlısı bebekler neredeyse “normal” hale gelmiş durumda. Böylece siyahlar ve diğer azınlıkların yaşadığı bölgeler bir suç yuvasına dönüşürken, bu gettolar yasadışı örgütlerin serbestçe at oynattığı yerler haline geldi. HAPİSHANEDEKİ SİYAHLAR ABD hükümeti ise problemin kökünde yatan ırkçı ayrımı önlemek ve onun doğurduğu sosyal krizin pençesine düşenleri “rehabilite” etmeye çalışmak yerine “ağır ceza” vermeyi seçiyor. Irkçı duygularla hareket ettiği belirtilen adalet sisteminin “azınlık” mensublarına adil bir yargılama sunmaktan uzak olduğu vurgulanıyor. ABD’deki hapishanelerde genel nüfusa oranla kat be kat daha fazla siyah ve “Hispanic”ler bulunuyor. Yine ölüm cezasına çarptırılanların nispeten büyük çoğunluğu bu grup insanlardan oluşuyor. KÜÇÜK KOLONİLER Birçok gözlemci, durumun siyahların yaşadığı bölgelerin “küçük iç koloniler”e dönüşecek kadar kötüleştiğini belirtiyor. Irkçı saiklerle hareket eden polis görevlilerinin siyahlara karşı gerçekleştirdiği zorbalıklar korkunç boyutlara ulaşıyor. Polislerin büyük çoğunluğu hâlâ beyazlardan oluşuyor. Polisin azınlık mahallelerinde görevini icra ediş şekli vatandaşlarını koruyan ve onlara hizmet eden bir görevliden çok sanki kolonilerdeki yerlileri kontrol eden sömürgeci asker imajı çiziyor. Derin siyahsa... İşte geçen yüzyılın başlarına kadar ABD’de uygulanan ırkçı yasalardan örnekler: İster özgür, ister köle olsun, az ya da çok siyah kanı taşıyan herkes siyah sayılıyordu. Çocuğun durumu annesine göre belirleniyor, özgür bir beyaz erkekle köle bir siyah kadının çocukları da köle sayılıyordu. Kölelerin pek az yasal hakkı vardı. Beyazların taraf olduğu bir davada tanıklık yapmaları kabul edilmiyordu. Sözleşme yapmaları, mülk sahibi olmaları, kendilerine saldırsa bile bir beyaza vurmaları yasaktı. Bir köle izin almadan sahibinin arazisinden çıkamaz, aralarında bir beyaz bulunmadan başka siyahlarla biraraya gelemez, ateşli silah edinemezdi. “Kışkırtıcı” yayın okuyamaz, yazamaz, başkasına veremez, bulunduramazdı. Kölelerin evlenmesi de yasaktı. Bu yasaları çiğneyenlere kırbaçlama, dağlama ya da hapis gibi cezalar veriliyordu. Beyaz efendiler, kölelerini özellikle geceleri gözaltında tutarlardı. -BİTTİ-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT