BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tirajlar neden düşüyor?

Tirajlar neden düşüyor?

Medya duayeni Nezih Demirkent, son Salı Yazısı’nda, medyanın içinde bulunduğu süreçten rahatsızlığını dile getirirken “Artık medya sadece bilgilendirmeme ile kalmıyor aynı zamanda yanıltıyor da.



Medya duayeni Nezih Demirkent, son Salı Yazısı’nda, medyanın içinde bulunduğu süreçten rahatsızlığını dile getirirken “Artık medya sadece bilgilendirmeme ile kalmıyor aynı zamanda yanıltıyor da. Ve buna bağlı olarak hem inanırlığı hem de tirajları süratle azalıyor. Artık yetmişli yıllardan daha az gazete satılıyor ve okunuyor. Geçtiğimiz günlerde gençler arasında gerçekleştirilen bir anketin ürkütücü sonuçları, gençlerin gazete okumadıklarının bir göstergesi. Kamu kurumları ile özel şirketlerin takım halinde aldıkları gazeteler de çıkarılırsa, satılan ve okunan gazete sayısı insana ürküntü verecek kadar az...” diye yazıyordu. Yine Demirkent’e göre, gündemler ilgi çekmek için yalan haberlerle geçiştirilirken, gündemdeki pek çok haber ise gazetelerde artık tek sütun bile yer bulmakta zorlanıyor. Sayfalar büyük oranlarda dedikodulara ve anlamsız magazinlere ayrıldı. Bu arada reorganizasyon bahanesi ile gazetelerdeki yetişmiş elemanlar ya kapı önüne koyuluyor ya da bir kenara çekiliyorlardı. Geçen haftanın sıcak olaylarına gelince. Yeni Milliyet 4 Mart’ta Geçtiğimiz haftalarda, yayın koordinatörü ile iki yazıişleri müdürünü kapı önüne koyan Milliyet Gazetesi’ndeki yeni yapılanma çalışmaları da devam ediyor. Ekipler, yeni transferlerle birlikte eski yeni ayırımını bir kenara bırakıp hummalı bir çalışmaya girmişler. Gazetenin 4 Mart’ta yeni yüzü ve yapısı ile okuyucusunun karşısına çıkacağı belirtiliyor. Yalçın Doğan’ın çalışmaları titizlikle yönettiği yeni Milliyet’in oldukça iddialı olacağı belirtiliyor. Star Almanya’da Star Gazetesi ise Almanya’da basılmaya hazırlanıyor. Bunun için Frankfurt’ta bir matbaa kurulacak. Dış baskıların başına da Özcan Ertuna getirildi. Ertuna, geçtiğimiz aylarda Uzan’la#dan kopmuştu. Ama görünen, eski Starcılar teker teker yuvaya dönüyorlar. Buna rağmen 250 kişinin işine son verildiği ve Fatih Çekirge dahil gazetenin 95 kişi ile çıkarıldığı belirtiliyor. Geçtiğimiz ay Amerika’da başarılı bir kalp ameliyatı geçiren Güneri Cıvaoğlu, eskisinden daha sağlıklı bir şekilde yurda döndü. Milliyet Gazetesi, tek sütunluk bir çerçeve içinde Cıvaoğlu’nun dönüşünü ve yazılarına başlayacağını duyururken, Sabah Gazetesi, Cıvaoğlu’nun dönüşünü bol resimli ve büyükçe bir haber halinde sayfalarına almıştı. Hatasız kul olmaz Yazıişleri çalışanlarının gayretlerine rağmen zaman zaman haberler ya da fotoğraflar birbirine karışır. Genellikle de ortaya espri konusu ilginç bir haber haritası çıkar. Ama Sabah Gazetesinin başına gelen bir karışıklık, oldukça gürültüye neden oldu. Hatalı eşleştirme, hazırlık ve baskı safhasında değil de, yazıişleri çalışanlarının eline ulaşan malzemeden başlayınca olan oldu. Ellerine ulaşan malzemedeki karışıklığın farkına varamayan editörler, “İnsan’a odaklı” yeni yayın anlayışları çerçevesinde, hatalı malzemenin üzerine manşet inşa edince, ortaya çıkan gülünecek bir haber değil, tartışılacak hatta kasıt suçlamalarına yol açacak bir yayın oldu. Gazete ertesi gün manşetten verdiği haberin özrünü iç sayfadan geçiştirerek ikinci bir hata yapınca da suçlamalardan kurtulamadı. Daha sonraki gün bir iç sayfa yazarı, gazetenin editoryasını “hatasız kul olmaz” diye savunsa da, eleştirilerin devam etmesine engel olamadı. Ne diyelim Allah tüm gazetelerimizi böylesi hatalı yayınlardan korusun. Bu olay Demirkent Usta’nın “Artık haberler tahkik edilmeden yayınlanıyor. Eskiden biz böyle yapmazdık” derken haklı olduğunu da gösteriyor netekim... Bravo Mehmetçik’e TGRT’nin sevilen programı Mehmetçik, önümüzdeki hafta 200’üncü programla geliyor ekrana. Bu nedenle Ankara’da bir kokteyl düzenleniyor. Genel Müdür Baransel başkanlığındaki bir heyet Ankara’ya gidip programa katkılarından dolayı Silahlı Kuvvetlerimize teşekkür edecek. Törene Genelkurmay Başkanı’nın da katılması bekleniyor. CNN Türk’ü de kapatırlar RTÜK yasasında değişiklik tartışmaları yaşanırken, kurum CNN Türk’ü de bir gün kapatıverdi. Gerekçe, Öcalan konusunda yapılan bir programda “Öcalan ilerde bir Mandela olur mu” diye sorulması imiş. Keyfiyet CNN Türk’ün ait olduğu grubun gazetelerinde ufak bir haber olarak geçiştirilirken Sabah Gazetesinin dört yazarı ile gösterdiği tepkinin “Bunu Saddam bile yapmadı” başlığı ile manşetten eleştirmesi ilgi çekiciydi. Bir başka manidar gelişme ise, bugüne kadar karartılmayan tek ulusal kanal olan TGRT’nin de bu furyada kurumun gadrine uğraması oldu. Özkök terfi mi etti? Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün, gazetenin yayın sorumluluğunu Sedat Ergin’e bırakıp, daha üst bir makamda Doğan Bey’e yardıma devam edeceği yolundaki söylentiler kulislerde çalkalanıyor. Aslında bu söylentiler yeni değil. Ama arada bir ısıtılıp gündeme getiriliyor. Henüz günlük yazı yazarken ve gündem belirlemeye devam ederken Özkök’ün günlük yayın sorumluluğunu kolay kolay bırakmayacağı bilinse de medyaya da yansıyan kimi söylentilere göre, kimileri Sedat Ergin’in daha cevval bir konuma getirilmesi için gayret sarfediyorlarmış. Bu arada grup gazeteleri arasındaki centilmenlik anlaşmaları da unutuldu. Doğan Grubu, Sabah’tan dört-beş isim transfer etti. Haftanın İncisi Ya ne fotoğrafı koysaydı? Kendine has üslubu ve tavırları ile ayrı bir ekol oluşturan televizyoncu Reha Muhtar, sonunda diğer girişimcilere de ilham kaynağı oldu. Bursa’daki bir mağaza, seri sonu satış kampanyasını Muhtar’ın büyük boy bir afişi ve “Efenim, kampanya başladı, nerede bu millet, nerede bu vatandaş” sloganı ile başlatmış. Fenni sünnetçinin, tabelasına astığı gözlük fotoğrafını “Ne yani başka ne fotoğrafı koyaydım” diye savunması hatırlanınca, Muhtar’ın fotoğrafı ile başlatılan kampanyada neler satıldığı pek o kadar da önemli değil gibi. Ama satışların arttığı da gelen haberler arasında.. Fotoğrafı ve haberi Akşam’dan aldık. Gazete “rating başarısı” başlığını kullanmıştı.. Trihin penceresinden 25 yıl sonra, 25 yıl önce (7 Şubat 2000-8 Şubat 2000-9 Şubat 2000-11 Şubat 2000-12 Şubat 2000-13 Şubat 2000-14 Şubat 2000) Kitaplar gazeteciliği “Tarihe bilgi ve belge aktarmak” olarak da tarif ederler. İşte biz de bu özellikten yola çıkarak, 2025 yılının gazetelerindeki “25 yıl önce bu hafta” köşesini sütunumuza alıyoruz. 2025 yılının insanları, eğer “25 yıl önce meğer neler olmuş” diye merak ederlerse, gazete arşivlerinden öğrenecekleri tarihi bilgiler şu şekilde olacak: Sevgilisi, Okan Bayülgen’i Akmerkez’de evire çevire dövdü. (Bayülgen o devirlerde stand-up sanatçısı denilen isimlerden birisiydi ve hemen tüm büyük gazeteler onun başına gelen bu önemli olayı birinci sayfalarından vermişlerdi. Televizyon kanallarının da büyük ilgi gösterdikleri bu kavga olayı ile ilgili olarak, sanatçı daha sonra yoptığı açıklamada, kız arkadaşından tokat yemediğini ve sadece tartıştıklarını belirtmiş ve olay da tatlıya bağlanmıştı) M. Ali Erbil 14’ünde sünnet olmuş (Yine büyük bir gazetenin ilk sayfasında yer alan bu haber o günün Türkiye’sinde oldukça heyecan uyandırmıştı. Erbil de Bayülgen gibi o günlerin sevilen sanatçılarından birisiydi. O devirlerde sünnet operasyonları şimdiki gibi doğum sırasında yapılmaz, erkek çocuklar belli bir yaşa gelince festival şeklinde icra edilirdi.) Muhafazakâr düğününde içkili eğlence (Bir evlilik töreni ile ilgili haber bu başlıklar altında büyük olarak yayınlanmıştı. Bilindiği gibi o günlerde insanlar compüterler tarafından eşleştirilmez, insanlar evliliklerini kendi seçimlerine göre yaparlar ve büyük törenlerle bunu duyururlardı. Yine o günlere ait bir adet ise, on yıl kadar önce insan sağlığına zararlı olduğu için yasaklanan alkol alışkanlığı idi ve insanlar bu gibi kutlamalarda içki kullanırlardı. O günlerde muhafazakâr denilen kimi insanlar, bugünkü gibi içkiye karşı oldukları için bu haber epey ilgi çekmişti. Gerçi, habere konu olan fotoğrafların, bir başka düğüne ait olduğu sonradan anlaşılmış ise de, Türkiye gündemi bir süre bu olayı tartışmayı sürdürmüştü.) Patates güzelini bakan seçecek (Global üretim planlamalarının başlamadığı o dönemlerde Türkiye’deki patates ürünü her zamankinden bol olunca elde kalmış ve hükümet elde kalan mahsulün tüketimini özendirmek için bir reklam kampanyası başlatma kararı almıştı. Patates, bugün olduğu gibi, roket yakıtı yapımında kullanılmıyor ve yiyecek olarak tüketiliyordu. İşte bakanlık tarafından, patates yemeğe özendirmek için yapılacak filmde rol alacak kadın sanatçının kim olacağı da sorun olmuş ve kamuoyu medyanın da dürtüklemesi ile günlerce bu konuyu tartışmıştı) Demirel: “Görev verilirse hayır demem” (Güneydoğu Avrasya Konfederasyonu Birinci Şovalyesi İhtişamlı Solemain ile ilgili bu haber son derece ilgi çekici. O günün Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, İhtişamlı Şovalye’nin (o zamanki titri Cumhurbaşkanı Demirel idi) o makamdaki görev süresinin uzatılıp uzatılmaması tartışmalarını konu alıyor. Henüz istikrar bulamayan ülke o dönemde büyük arayışlar içinde idi. Tarihi kayıtlar, bugün varlığı ile gurur duyduğumuz İhtişamlı Şovalye’nin o günlerde de ülke kaderi üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.) Deprem konutlarında yine yangın (Günümüzün en büyük botanik bahçelerinden biri olan ve içerisinde nesli tükenmiş üç bine yakın hayvanın sergilendiği Last Chance’in bulunduğu bölgede, ikinci bin yılın sonlarında bir sanayi bölgesi bulunuyordu ve bir deprem sonucu bölge epey hasar görmüş ve binlerce insan ölmüştü. İşte, başlıkta yer alan deprem konutları bu olay sonrası bölgedeki insanlar için yapılan geçici barınaklardı. Bilindiği gibi bu geçici konutlar bir onbeş yıl kadar hizmette kalmış ve nihayet Büyük Konfederasyon Senatosu’nun kararı ile bölge bir botanik bahçesi haline dönüştürülerek bugünkü işlevini kazanmıştı. Tarihi kayıtlar bu konutlar içinde yaşamaya çalışan insanların, soğuk, yangınlar ve ilgisizlik nedeniyle, depreme yakın kayıplar verdiklerini gösteriyor.) Kayıp silahlar rutin dışı alınmış (Bugün Konfederasyon Sosyal Bilimler Üniversitesi Yakın Çağ Tarihi bölümünde ayrı bir kürsü olarak faaliyet gösteren Susurluk ve Batman Enstitüsü ‘nün ilgi alanına giren bu haber oldukça ilgi çekici. Hatırlanacağı gibi, istikrar öncesi dönemde, ülkeyi ziyadesi ile meşgul eden ve “derin devlet” tartışmalarına yol açan bu tarihi olgular uzun süre gündemleri meşgul etmişti. Bilindiği gibi üç yıl önce üniversite senatosu, geçmişte büyük tartışmalara yol açan bu iki konunun neden onca yıl gündemde kaldığının araştırılması için bir çalışma başlatma kararı almıştı. Konfederasyonlararası Bilim Destekleme Alt Birimi de, bu konuda parasal destek sağlayınca böyle bir enstitü kurulmuştu. Üniversite yayınları, konu üzerinde çalışan bilim adamlarının, Susurluk silahlarının menşei konusunda hâlâ bir ortak karara varamadıklarını gösteriyor. Derin Devlet konusunun ise ayrı bir olgu olmadığı ve insanların kendilerinden korkularının bir yansıması olduğu gerçeği daha sonraki yıllar açığa çıkmıştı.) ........ Evet, yukarıdaki kayıtlar 2025 yılının bir medya gündeminden alındı. Tabii ki yazılanlar espri. Ama gerçekten medya tarihe belge sunacaksa, torunlarımız bizim gazetelerimize bakıp geçmişlerini de ancak bu kadar öğrenecekler demektir. “Tarih Penceresinden” köşemizi devam ettirmeye çalışacağız inşallah.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT