BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kızcağızın hâline üzüldüm!..”

“Kızcağızın hâline üzüldüm!..”

Serpil babasına dikkatle baktı: - Ne yani, sözlüsü gelecekti ve Selim evden gitti ha? Nereye gitti peki? Omuzlarını kaldırıp ellerini iki yana açtı Cahit Bey:



Serpil babasına dikkatle baktı: - Ne yani, sözlüsü gelecekti ve Selim evden gitti ha? Nereye gitti peki? Omuzlarını kaldırıp ellerini iki yana açtı Cahit Bey: - Sabah erkenden çıkıp gitmiş. Anladığım kadarıyla birkaç gündür de görüşmemişler Özlem’le. Kızın da bir şeyden haberi yok. Yine Allah için çok terbiyeli kız da bozuntuya vermedi. “Ben sizin için geldim” falan dedi ama sarsıldı yavrucak. Belli oluyordu. Benim oğlum ne yapıyor hiç bilmiyorum. Serpil başını salladı: - Kendi aralarında bir meseleleri vardır baba, hallederler ikisi. Bence hiç karışmayın. Cahit Bey yüzünü buruşturdu: - Yok canım, ne karışacağım, ben karışmam kızım ama üzüldüm. Kızcağızın haline üzüldüm. Yoksa ben ne bilirim. Serpil bir süre sessiz kaldı. Kendi yaşadığı ihaneti hatırlamıştı. Onun nişanlısı da birden hiç sebepsiz yere uzaklaşıvermişti. Ardından gelip artık birlikte olamayacaklarını, bir başkasını sevdiğini söyleyip parmağındaki yüzüğü avuçlarına bırakıvermişti. Dudaklarını ısırdı. Bir genç kız için çok acı bir manzaraydı bu. İnsanı, kendisini itilmiş, beğenilmeyen, sevilmeyen, istenmeyen konumunda görmek kadar rencide eden bir şey daha yoktu hayatta. Bir şey söylemeden kalktı yerinden. Mutfağa gitti. Adile Hanım gözlerinden süzülen yaşları aceleyle sildi. Serpil onun ağladığını görmüştü. - Neden böyle yapıyorsun anneciğim? Neden çok güzel geçen bir günümün ardından bunları yaşamak zorunda kalıyorum? Yaşlı kadın derin bir nefes aldı. Serpil devam etti: - Babam Selim’i anlattı şimdi. Üzüldüm. Nereye gitti bu çocuk? Özlem’i çok iyi anlıyorum. Ben de yaşadım onun yaşadıklarını. İnsan bunu düşününce kendi kardeşinin aynı şeyleri yapmasını hazmedemiyor. Çok mu üzüldü kız? Adile Hanım kaşları kalkık, başını iki yana salladı: - Belli etmemeye çalıştı ama çok üzüldü yavrucak. Serpil tabakları aldı raftan. Çekmeceden kaşık ve çatal çıkarttı. Adile Hanım çorbayı karıştırıyordu. - Saat kaç? diye sordu. - Sekize geliyor. Bekleyecek miyiz Selim’i? Sinirli ve asık bir suratla cevap verdi, yaşlı kadın: - Hayır, beklemeyeceğiz. Zamanında gelsin, yemeğini yesin. Bundan sonra kimseye tamah etmeyeceğim. Herkes kendi hayatını yaşamak istiyorsa buyursun yaşasın. Benden bu kadar!.. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT