BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üniversitelerden mezun olacak gençler münâsebetiyle -1-

Üniversitelerden mezun olacak gençler münâsebetiyle -1-

Okullarından mezûn olacak kardeşlerimize tavsiyemiz şudur ki, geçmiş günlerine yönelik bir muhâsebe ve murâkabe yaparak yeni hayâta [iş hayâtına] girmelidirler...



70 milyonu geçen Türkiye nüfûsunun, neredeyse dörtte biri, tahsîlde olan gençliktir. Tabîî ki bunların büyük bir kısmı ilköğretimde, bir kısmı orta öğretimde, diğer bir kısmı ise yüksek tahsîldedir. Bunlara göre daha az bir kısmı da lisansüstü eğitim görmektedir. Dört yıllık liseleri, kolejleri, dengi okulları veya fakülteleri ve yüksek okulları bitirecek kardeşlerimizden her birinin hayât defterinden, her bir günü bir sayfa kabûl edersek, 365x4=1460’ar sayfa eksilmiş olacak; ölüme, kabre ve âhirete doğru biraz daha yaklaşmış olacaklar. Tabîî ki, günümüz şartlarında Türkiye’deki ortalaması takrîbî 60-70 sene olan bir insan ömrü içerisinde, bırakın dört seneyi, bir sene bile çok mühim bir zamân dilimidir. Çünkü bir “Gün”: 24 sâat, 1440 dakîka, 86.400 sâniyedir. Bir mîlâdî yılın kaç sâat, kaç dakîka, kaç sâniye ettiğini bulmak için, bu rakamları 365’le çarpmak lâzım. Ama biz şu kadarını söyleyelim ki bir yıl: 4 mevsim, 12 ay, 52 hafta, 365 gün ve 8760 sâattir. GEÇMİŞİN MUHASEBESİNİ YAPIN Biz, zaman zaman, muhtelif üniversitelerden mezûn olan öğrencilerin mezûniyet günlerine katılıyoruz. Aslında, sâdece bir mîlâdî yılı tamâmlamakla, ömrümüzden ne kadar zamân geçtiğini bir kerre daha vurgulayacak olursak, bir sene bitince, ömrümüzden tâm 8760 sâat gitmiş olmaktadır, dört sene için, bunu dörtle çarpınca 8760x4=35.040 sâat çıkmaktadır ve bunların artık geri dönüşü de yoktur. Bir senenin değil; yerine, zamanına ve şartlarına göre ayın, haftanın ve günün bile ehemmiyeti çok fazladır; hattâ sâatin, dakîkanın ve sâniyenin bile önemi ne kadar büyüktür. Bana gelen bir mailde bu husûs şöyle ifâde edilmektedir: “Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek dünyâya getiren anneye sor. Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe sor, Bir sâatin değerini anlamak için, sevdiklerine kavuşmayı bekleyen kimselere sor. Bir dakîkanın değerini anlamak için, treni kaçıran yolcuya sor. Bir sâniyenin değerini anlamak için, bir kazâyı önleyemeyen sürücüye sor. Bir sâniyenin yüzde birinin değerini anlamak için de olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.” Onun için, okullarından mezûn olacak kardeşlerimize tavsiyemiz şudur ki, geçmiş günlerine yönelik bir muhâsebe ve murâkabe yaparak yeni hayâta [iş hayâtına] girmelidirler... Bizler de, kendi adımıza, âilemize, milletimiz ve memleketimiz, hattâ insanlık uğruna ne gibi güzellikler, hayırlar, fedakârlıklar yaptığımıza dönüp bir bakmalıyız... BÜYÜK NİMETLERE SAHİBİZ Aslında bizler, Cenâb-ı Hakk’ın lutfettiği çok büyük nimetlere sâhibiz. Bu nimetleri yerli yerinde kullanabiliyor muyuz? Bir takvîm yaprağının arkasındaki şu cümleler bizleri ciddî olarak düşündürmelidir: “Eğer bu sabâh sağ olarak uyanmış iseniz, dün ölen 330 bin insandan daha şanslısınız. Eğer bu sabâh hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, şu anda hasta olan 1 milyar insandan daha şanslısınız. Bir harp tehlikesi, işkence görme ihtimâli, sağ kalmama korkusu ve büyük bir tehlike ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz. Kilerinizde veya buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki 3 milyar insandan daha zenginsiniz. Cebinizde veya emîn bir yerde paranız varsa, dünyânın en imtiyâzlı olan 1 milyar insanı arasındasınız. Eğer bir şeyler okuyabiliyorsanız, bu demektir ki, okuma-yazma bilmeyen 2 milyar insandan biri değilsiniz. Anneniz-babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, eşiniz ve çocuklarınızla mes’ûd bir âile iseniz, siz bu dünyadaki nâdir insanlardan birisiniz. O hâlde ne duruyorsunuz, hâlinize şükredin!” Evet, Allahü teâlânın bizlere ihsân buyurduğu, sâdece bir kısmını saydığımız sonsuz ni’metlerine şükretmeli, bunları yerinde kullanmalı, O’nun dînine ve kullarına yardım ve hizmet etmeliyiz. İlmi olan ilminden, makâmı olan makâmından, malı olan da malından diğer insanları faydalandırmalıdır. Her gün, en iyi işleri yapmaya çalışmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT