BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsrail ve uluslararası kurumlar

İsrail ve uluslararası kurumlar

İsrail’in Gazze’ye yardım gemilerine yaptığı korsanvari saldırıya dünyadan tepkiler devam ediyor. Dünya basınının devleri Yahudi sermayesinin kontrolünde olmasına rağmen mızrak çuvala sığmadığı için dünya basını da yapılan haydutluğa kısmen yer veriyor. İsrail hükümeti öyle pis bir iş yaptı ki en koyu İsrail taraftarları bile İsrail’i savunamıyor.



İsrail’in Gazze’ye yardım gemilerine yaptığı korsanvari saldırıya dünyadan tepkiler devam ediyor. Dünya basınının devleri Yahudi sermayesinin kontrolünde olmasına rağmen mızrak çuvala sığmadığı için dünya basını da yapılan haydutluğa kısmen yer veriyor. İsrail hükümeti öyle pis bir iş yaptı ki en koyu İsrail taraftarları bile İsrail’i savunamıyor. Devletler terör örgütü gibi, korsanlar, haydutlar gibi hareket edemez. Ederse onların ismi devlet değil terörist olur. Devletler tüm eylem ve işlemlerinde insan haklarını, uluslararası hukuku ve sözleşmeleri dikkate alarak harekete ederler. Devletleri terör örgütlerinden ayıran ince çizgi budur. Ancak, son olayda da görüldü ki İsrail ordusu bu çizgiyi ihlal ederek korsanlar gibi hareket etmektedir. Bir devlet eylem ve işlemlerinde insan haklarını ve uluslararası hukuku çiğneyip terör örgütü gibi hareket ederse ne olur? Olması gereken; medeni dünyanın ayağa kalkmasıdır. BM, NATO, Avrupa Konseyi, AB, Uluslararası Adalet Divanı gibi medeni dünyanın kurduğu yapılar olaya müdahale eder. Bu çizgiyi ihlal eden devleti kınar. Soruşturma komisyonu oluşturup olayı incelettirir. Çıkan sonuçlara göre ihlalci devlete siyasi, ekonomik ve diplomatik birtakım yaptırımlar uygulanır. Peki bu ihlaller karşısında bu sıraladığım işler yapılmaz ise, bu kurumlardaki etkin devletlerin engellemesi ile bu süreçler çalıştırılamaz ve ihlalci devletin hukuksuzlukları görmezden gelinirse ne olur? İşte asıl sorulması ve cevap aranması gereken soru budur. Böyle bir durumda İsrail’in yıllardır yaptığı gibi ihlalci devlet dünyanın gözünün içine baka baka hukuk dışı her türlü yol ve yönteme başvurmayı bir hak olarak görür, bunu mubah bir yöntem sayar. Hakkı-hukuku çiğnenen, ihlal edilen topluluk-insanlar ise BM gibi, Adalet Divanı ve NATO gibi kurumlardan umudunu keser. Diplomasiden umudunu keser. Uluslararası kurumlara ve uluslararası hukuka inancını kaybeden insanlar haklarını kendileri ölümü göze alarak aramaya başlarlar. İşte tam da bu noktada insanlar canlı bomba olmaya, terör örgütlerine katılmaya ve ihlalci devlete karşı her yolu mubah görmeye başlarlar. Eğer küresel aktörler, küresel terörle samimi olarak mücadeleye kararlı iseler, önce işe İsrail’i durdurmakla başlamak durumundalar. İsrail’in Orta Doğu’da bir devlet gibi değil bir diktatör gibi davranması, insan haklarını çiğnemesi, uluslararası hukuku ayaklar altına alması ve buna karşı medeni dünyanın kılının kıpırdamaması, hatta İsrail’in tüm bu hukuksuzluklarının karşısında ABD ve Batı dünyası tarafından himaye görmesi insanlara canlı bomba olmaktan ve teröre başvurmaktan başkaca bir yol bırakmamaktadır! Bu durum artık sürdürülemez. Görünen odur ki, son olayla bütün dünya bunu fark etmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT