BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Peygamber efendimiz Müzdelife’de

Peygamber efendimiz Müzdelife’de

Müzdelife; Mina’ya bir fersah uzaklıkta, Arafat dönüşünde hacıların yattıkları ve akşam namazını geciktirip yatsı namazı ile cem ederek, birleştirerek kıldıkları mübârek bir yerdir.



Müzdelife; Mina’ya bir fersah uzaklıkta, Arafat dönüşünde hacıların yattıkları ve akşam namazını geciktirip yatsı namazı ile cem ederek, birleştirerek kıldıkları mübârek bir yerdir. Buraya, Müzdelife denilmesi, Arafat ile Mina arasında hacıların, Allah’a yakınlaşma yeri, yahut Arafattan dönüşte Mina’ya yaklaşıldığı, yahut hacılar ona gecenin bir kısmında gelip toplandıkları, ya da orası pek ziyade süpürülüp temizlenmiş olduğu içindir. Müzdelife, hem Haremdendir hem de, Meş’ardandır (Hac ibadeti için belirlenmiş yerlerdendir.) Müzdelife Mescidi ile Arafat Mescidi arasındaki uzaklık üç mildir. Arafat, hacıların Vakfe yeridir. Arafat’ın Mekke’ye uzaklığı, on iki mildir. Arafat’a, Arafat denilmesi, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın burada buluşup tanıştıkları veya Cebrail aleyhisselâm, Hz. İbrahim’e burada hac amellerini öğretip “Arafte=anladın mı?” diye sorduğu, Onun da, “Evet! Anladım.” diye cevap verdiği Yahut, Arafat’ın mukaddes bir yer olduğu, güzel bir koku ile kokulanıp tanıtıldığı, ya da halk, burada durup günahlarını itiraf ettikleri içindir. Arafat’ın hududu: Batn-ı Urene üzerinde yükselen dağdan Vesîk’a doğru uzanan Arafat dağlarına ve bu dağların Arafat vadisi ile birleştiği yere kadar olan sâhadır. Arafat, hem Harem dışıdır, hem de, Meş’ardır (Hacc ibadetleri için belirlenmiş yerdir) Nemire, Arafat’ın doğusunda harap bir köydür. Urene, Arafatla Meş’ar-ı Haram arasındadır. Harem dışıdır. Meş’ar değildir. Allahü teâlâ, Kâbe’yi yıkmağa gelen Fil sâhibi Habeşli Ebrehe’yi ve ordusunu Ebâbil kuşları ile helâk edince; bütün Araplar, Kureyşîlere ve Mekkelilere karşı büyük bir saygı beslemeğe başladılar: “Onlar, Allah’ın ev halkıdırlar. Allah, onları koruyup düşmanlarını yok etti.” diyerek Harem’e, Meş’ar-ı Haram’a ve Şehr-i Haram’a saygılarını artırdılar. Kureyşîler ve Mekkeliler, Arapların, kendilerine böyle saygı gösterdiklerini görünce “Biz, Allah’ın ev halkıyız. Allah’ın Halîl’i İbrahim’in oğullarıyız. Beyt-i Haram’ın Mütevellileri ve Harem sâkinleriyiz. Araplar içinde bizim sahip bulunduğumuz hak ve mevki gibi hak ve mevki sahibi kimse yoktur! Araplar, bizi tanıdıkları gibi, hiçbir kimseyi tanımazlar!” dediler. Bir takım bid’atlar ihdas edip aralarında uygulamağa başladılar. “Siz, Harem dışında kalan hiçbir şeye, Hareme hürmet ettiğiniz gibi, hürmet etmeyiniz. Eğer siz, böyle yaparsanız Araplar, sizin Hareminizi hafife alırlar. Onlar, Hareme hürmet ettikleri gibi, Harem dışındaki yerlere de hürmet etmektedirler.” dediler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT