BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbret alınsaydı...

İbret alınsaydı...

Hikâye bu ya; zenginin biri, öleceğine yakın, tek vârisi olan oğluna vasiyet etmiş. “Yavrum, benim ahdim var; servetimin yarısını dünyanın en ahmak adamına adamışım.



Hikâye bu ya; zenginin biri, öleceğine yakın, tek vârisi olan oğluna vasiyet etmiş. “Yavrum, benim ahdim var; servetimin yarısını dünyanın en ahmak adamına adamışım. Senden tek isteğim, bu vasiyetimi yerine getirmendir...” Gün gelir, emr-i Hak vaki olur; çocukcağız servete konar. İşi gücü bırakır, babasının vasiyetini yerine getirmek için yeryüzünü dolaşır. Dünyanın en ahmak adamını aramaya koyulur... (Biliyorsunuz sevgili okuyucularım; her hastalığın tedavisi vardır ama, ahmaklık şifa bulmaz bir illettir. Öyle ki, İsa aleyhisselama mu’cize olarak hastaları iyileştirmek meziyeti verilmişti. Her türlü hastalığın şifasını buluyor; amaları ve sağırları iyileştirdiği gibi, ölüleri bile diriltiyordu. Günün birinde kendisine bir hasta getirdiler; görünüşte sağlam gibiydi, ama İsa aleyhisselam bu kişiyi görünce, ondan kaçmaya başladı. Sebebini sorduklarında; bu kişi ahmaktır ve bunun ise, ilacı yoktur, buyurdu...) Zengin çocuğunun yolu bir köye düşer. Bu köyde, unutamayacağı sahnelerle karşılaşır. Bakar ki, kalabalık bir topluluk, bir kişiyi sille-tokat dövüp; binbir hakaretle kovuyorlar. “Kimdir bu; ne yaptı size?” diye sorunca; “Bu bizim eski muhtardır, yerine yenisini seçtik, bundan intikamımızı alıyoruz” dediler. Zengin çocuğu aynı anda bir de ne görsün; yeni muhtarı da başka bir kalabalık omuzlara almışlar, alkış ve ıslıklarla meydan yerine doğru taşıyorlar. Eski muhtarın hâlini görüp ibret almayan ve kendi hâlinden pek memnun gözüken yeni muhtarın yanına gider ve babasının vasiyeti olan parayı ona verir. “Bundan daha ahmağı olamaz” der. Öyle ya; üç, bilemediniz beş sene sonra, giden muhtarın akıbeti yenisini beklemektedir zira. Ne demiş şair? “Tarih’i tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” İnsanlığa arız olan gaflet; işte böyle bir şey; insanın gözünü kör, kulağını sağır ve kalbini duygusuz yapıyor. Ve, ne hazindir ki, en büyük kötülüğü, insan kendisine yapıyor. Eden kendine ediyor da; bu kişi, yalnız kendinden sorumlu ise, ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu kişiler, toplumların sorumluluklarını yüklendiklerinde ise; yandı gülüm keten helva!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT