BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne günü, ne günü?

Ne günü, ne günü?

DÜNYA, kurnazlık dünyası. Yani, zaman ayarcısı ve hesapçı olacaksın. Kötü mü? Kat’iyyen. Çünki dünya ne hesapsızlığa tahammül ediyor ne “Armut piş, ağzıma düş” beleşçiliğine.



DÜNYA, kurnazlık dünyası. Yani, zaman ayarcısı ve hesapçı olacaksın. Kötü mü? Kat’iyyen. Çünki dünya ne hesapsızlığa tahammül ediyor ne “Armut piş, ağzıma düş” beleşçiliğine. Yeryüzünde şu ânda iki mâsum kavga veriliyor: 1-Siyâsi kurnazlıkla, 2-Ticâri kurnazlıkla. * * * Siyâsi olanını başka zamana bırakıp bugün ticâri kurnazlıktan söz edeceğim. Biliyorsunuz, geçen pazar “Sevgililer Günü” idi. Kimi nişanlısına, sözlüsüne; kimi de “Benim için sevgiler anneme, eşime, çocuklarıma dönüktür” deyip en yakınlarına hediyeler aldı. Bir harekettir gitti. Kapalıçarşı’dan Akmerkez’e, Beyoğlu’ndan semt pazarlarına kadar sevimli bir piyasa oluştu. Tezgâhtârından dükkân sahiplerine, çoğu insanın yüzü güldü. * * * Enteresan, sevimli, ama bol harcamalı bir hafta geçirilirken milyarlarca liralık alışverişler edildi. Kınamak yersizdir. Böyle günler, bazımıza uyduruk-kaydırık gibi de gelse, ekonomik bir hareketlilik yaşanıyor. Bu Batı aklıdır ama, 200’ü aşkın millet bu türlü aktiviteleri seve seve benimsemiştir. * * * Önce “Anneler Günü” peydahlandı, biliyorsunuz. Arkasından, babaların başı kel mi deyip bir de “Babalar Günü” ayarladılar. Yetmedi, hemen ertesinde “Öğretmenler Günü”nü takvime eklediler. Yılbaşı, Bayram, Ramazan, Kurban deyip biz de bu kervana şipşirin heveslerle iştirake hazırdık zaten. Doğu veya Batı kaynaklı, farketmez. Mesele insanın insana yaklaşması, sevdiğini göstermesi, hediyeleşmesidir. Zaten bizim kültürümüzde de, hediyeleşmek, sevindirmek, yani gönül almak köklü bir gelenektir. O yüzden böyle özel günleri kat’iyyen yadırgamıyoruz. Altında ticâri kurnazlıklar yatsa bile. * * * Modanın her çeşidi de aynı hınzır fakat gerekli kurnazlıklarla haşır neşir. Amaç; satmak, kazanmak, stokları eritmektir. Yüzbinlerce hatta milyonlarca kişiye ekmek kapısı açmaktır. Bir terzi dostum var, Rahmi Söylev. Kırk senedir elbiselerimi o diker. Geçenlerde merak edip sordum: -Birader, dedim. Şu pantalon paçaları ile ceket boyları üç-beş yılda, bir büyüyor bir küçülüyor. Pardesüler, paltolar uzayıp kısalıyor. Niye ki? Cevap enteresandı: -Elbet öyle olacak. Kumaş üretimi çoğalıp stoklar büyüdükçe paçalar genişler, paltolar uzar, ceketler kruvaze olur. * * * İşte böyle... Yaramaz kurnazlarla hin oğlu hin hesapçılar bizimle uğraşıp duruyorlar... Amaaann, iyi de ediyorlar. ................. GÜNÜN KİTAPLARI: “Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Türk Dünyası”. Suat İlhan... “Türk Millî Geleneğinde Renkler”. Reşat Genç... Bu iki küçük ama sevimli eser her aydına geniş ufuklar açabilir. AKM Başkanlığı Yayınları. Tel: (0312) 231 23 48
Kapat
KAPAT