BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Allah’a ve Ahiret’e inanan insan için iki hayat vardır; dünya ve ahiret hayatı. Dünya hayatı 50-60 bilemediniz 100 sene ile sınırlı, ahiret hayatı ise sonsuzdur.



Allah’a ve Ahiret’e inanan insan için iki hayat vardır; dünya ve ahiret hayatı. Dünya hayatı 50-60 bilemediniz 100 sene ile sınırlı, ahiret hayatı ise sonsuzdur. Aklı olanın yapacağı şey; her iki dünyayı da sürelerince değerlendirmektir. Değerlendirme yeri ise, belirli bir müddetle sınırlı olan dünyadır. O halde, geçici olan bu dünya hayatını bir fırsat ve ganimet bilmelidir. İnsan, ya Allah’a kul ya da nefsinin elinde esirdir. İnsanın nefsi hırs kumkumasıdır, doymak bilmez. Hep amir olmak ve hükmetmek ister. Nefsin her istediği insanın ziyanınadır. Hırstan kurtuluşun yegane yolu aşk, yani muhabbettir. Dünya malı, mevki, şöhret, evlat vb. insana hırs verir. Kalbini dünya sevgisi (hırsla) dolduran, suyu içine dolduran gemi gibi, kendini harap edip batırır. Halbuki, dünya sevgisi kalpten çıkarılabilmiş olsa, su, aynı geminin altında olur ki onu yüzdürür. Selamet sahiline çıkarır. Şeklî surette insanlar vardır; onlar, Kur’an’ın ifadesiyle “Belhüm edall” hayvandan da aşağı mahluklardır. Dikkat edin insanın insana yaptığını hiçbir mahluk hemcinsine yapmıyor. İnsanın canavar diye isimlendirdiği hayvan bile canavarı parçalamıyor. Suretâ insan, kendi cinsinden olan başka bir insana işkenceden zevk alabiliyor! İnsan suretinde yaratılan mahlukun insan kalabilmesi için insani değerlerle bezenmesi gerekir. O da benliğinden sıyrılmakla yani, nefsinin esiri olmaktan kurtulup Allah’a kul olmakla mümkündür. Bu da, ancak muhabbet dolu bir kalbe sahip olmakla elde edilir. Allah’a kulluğun en güzel örneği, insanlığa ve aleme rahmet olarak gönderilen peygamberlerdir. Yani, her bakımdan örnek, numune şahsiyetler... Peygamberler, Allah’tan vahiy yoluyla getirdikleri dinlerle Allah’a, nasıl iyi bir kul olunabileceğinin yolunu göstermişlerdir. Diğer bir ifade ile sevip sevilebilmenin sırlarını açıklamışlardır. Bundan dolayı, peygamberlere sevgi insanı dense yeridir. Bütün Peygamberlerin bildirdikleri iman esasları aynıdır. Allah’a, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, Ahiret Günü’ne, Kadere (Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna), öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna,...inanmak; bütün peygamberlerin bildirdiği ortak iman esaslarıdır. İman esaslarının dışında kalan dünyaya ait hükümler, zamana ve zemine göre değişkenlik arzetmiştir. Muhammed aleyhisselamın getirdiği, en son din olan İslamiyet’in hükümleri, diğer bütün dinlerin hükümlerini neshetmiş (yürürlükten kaldırmış), kıyamete kadar bakidir. İslamiyet’in şiddetle menettiği iki kötü huy vardır ki, bunlar insanı insanlıktan çıkarır. Bunlardan birincisi kibir, yani kendini beğenmek (başkalarından üstün görmek) halidir ki, neredeyse küfürle (inançsızlıkla) bir tutulmuştur. Bütün günahlar Allah’ın sıfatlarına düşman iken, kibir Allah’ın zatına düşmandır. Dolayısıyla kibir ehline cennet haram kılınmıştır! İkincisi ise, kalp kırmaktır. Yani kul hakkıdır. Bir kimse, peygamberlerin yaptığı ibadetleri yapsa, fakat üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, Cennet’e giremeyeceği bildirilmiştir. Öyle bir zamana geldik ki sevgili okuyucularım, kalpler virane olmuş, kendini beğenmek (kibir) moda, kul hakkı yemek açıkgözlük ve maharet addedilmekte... Ahir zaman diye adlandırılan bu dönemin insanından rahmet kesilmiş, kendi başına terkedilmiştir. Çabaladıkça batmakta ve hızla meş’um sonunu hazırlamaktadır. Bu insan dünyanın (hırslarının) peşinde koştukça koşar; bir an bile hatırına getirmediği ölümle, aniden yüzyüze kalınca, eyvah der ama, bu pişmanlık para etmez. Şeklen sahip oldukları, hep, aleyhinde şehadet eder. Bir büyük Veli bu hali ne güzel ifade eder: “Ey denî dünya senin her ref’etin Sarsar-ı bad-ı ecel mahveyleyip her nimetin” Yani, ey alçak dünya! Sende elde edilen her türlü nimet, dostluk ve kazançlar, ecel rüzgarıyla yok olup gitmektedir. Dünyanın kendisi geçici... Ondaki nimetler emanet... Dünyanın geçici zevklerine kanan, onlara bel bağlayan serapa tutulmuş gibidir ki; uğruna yanıp tutuştuğu suya kavuştum zannettiği anda, ölüm denilen gerçekle yüzyüze kalır... Hayalleri ile beraber, peşinde bir ömür tükettiği dünyası da yıkılmış, lezzetleri kesilmiş; hesap günü ve Allah korusun azapla karşı karşıya kalmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT