BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstikrar!..

İstikrar!..

Bugünlerde hemen bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de istikrar deyimi en revaçta en çok kullanılan bir terimdir. Ne anlama gelir? Bunun cevabını vermek pek kolay değildir.



Bugünlerde hemen bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de istikrar deyimi en revaçta en çok kullanılan bir terimdir. Ne anlama gelir? Bunun cevabını vermek pek kolay değildir. Lugat manası herkes tarafından bilinir de asıl anlamı, kavramı zemine zamana, yerine, söyleyene, söylenene göre çok değişir. Ekonomide, siyasette, bir ülkede veya bir bölgede istikrar dediğimiz zaman kavramı kapsamı hep aynı değildir. Genelde Frenkçe Stabilite karşılığı kullanılır. Böyle olunca da doğal olarak değişmenin, gelişmenin karşıtı olduğu sanılır. Halbuki değildir. Hatta Statükoya daha yakındır. Geçen yılın sonlarında Saray Bosna’da Balkan ülkeleri “istikrar, güvenlik ve işbirliği paktı” imzalandı. En yakın ve ilgili ülke olduğumuz halde imzalayanlar arasında biz yoktuk. ABD ile AB konuyu kendi özel bahçelerinde yetişen bir meyve olarak algıladılar. Önceki gün de Bükreş’te bir benzeri belge, “Güneydoğu Avrupa Ülkeleri, İstikrar, Güvenlik ve İşbirliği Paktı” Arnavutluk’tan Türkiye’ye kadar Balkan ülkeleri Başbakanları tarafından imzalandı. Yugoslavya, Miloseviç, kırmızı kart görmüş olduğu için oyuna alınmamıştı. Bütün ülkeler arasında dirlik düzenliğe, işbirliğine en ziyade gereksinme gösterenler hiç kuşkusuz Balkan ülkeleridir. Bunu ilk gören, tasarlayan ve “Balkan Paktı”nı kuran Büyük Atatürk olmuştu. Aradan 70 yıla yakın bir süre geçti. Şimdilerde bütün siyaset adamları ve politologlar, bu konuda ittifak etmektedirler: Eğer o sıralarda Atatürk’ün telkin ve teklif ettiği gibi Dört Batılı ülke arasında yapılan benzeri amaçlı “Locarno Paktı” ile Balkan Paktı arasında bir ilişki kurulabilmiş olsa idi, İkinci Dünya Savaşı’nın çıkması bu kadar kolay olmayacak hatta hiç çıkmayacaktı. Bu fikir 1970’li yıllarda Karamanlis tarafından yeniden ele alındı. Atina’da bir Balkan İşbirliği Konferansı toplandı. Bu konferansa Demirel’in başbakanlığı zamanında en içten katkıyı biz yapmıştık. Ama Konferansa katılan beş Balkan ülkesi herşeyden önce birbirleri ile anlaşmazlıklarını bir hale yola koymalı, kapılarının önlerini temizlemeli idiler. Bu bizim tezimizdi. Pek revaç görmedi. Kimse eline süpürge almak istemedi. Stabilite’yi statüko anlamında algılayanlar çoğunlukta idiler. Sonunda yine bizim önerimizle işbirliği yapılabilecek alanlar beş konuya ayrılmış, her biri yine Türkiye tarafından yapılan bir öneri ile ayrı bir sepete konularak zevahiri kurtarmıştık. Şimdilerde Demirel Kafkas ülkeleri arasında benzeri bir Paktı pekiştirmek hevesindedir. Tabii bu çok daha zor olacaktır. Bölge, Rusya’nın özellikle şimdilerde en hassas ve nevraljik konusu olarak bilinir. Üstelik şimdiki halde hemen her yerde bir seçim rüzgarı esmektedir. Önümüzdeki Mart ayında Rusya’da, Türkiye’de, Yıl sonunda ABD’de Başkanlık seçimi, Nisan’da komşu Yunanistan’da ve İspanya’da parlamento seçimleri vardır. Avusturya’dakiler AB’yi yeterince karıştırmış, Avrupa’da Haider, rüzgarları yer yer fırtınaya dönüşmüş, Avrupa Birliği’nin yapısını gerçekten sarsmıştır. Sarsıntı İkinci Dünya Savaşı öncesi dönemlerine yaptığı, bizce hatalı, çağrışımlardan kaynaklanmıştır. Mesele AB’nin ileride nasıl bir Devlet tasarladığı ile yakından ilgilidir. Coğrafyası belli olmadan yönetimi bir sol partiler oligarşisi halinde belirtmek istidadını gösteriyor. General De Gaulle’ün Colombey les deux elgses köyündeki mezarında kemikleri sızlıyordur. En büyük endişesi ileride kurulmak istenilen Avrupa Birliği’nin bir ülkeler, vatanlar “Patries”ler Avrupası değil bir Siyasi Partiler Birliği halinde oluşması idi. Şimdi durum o yönde gelişmektedir. Avrupa Parlamentosu’nda eskiden üyeler mensup oldukları ülkelerin sıralarında otururlardı. Şimdi AB Milletvekilleri, ülkelerine milliyetlerine göre değil, siyasi görüş ve nisbetlerine göre yeralmakta öyle oy vermektedirler. AB sorumluluk aldığı Kosova’da kendince çok kolay ve marifetli bir düzen kurmaya çalışıyor. Hem orada hem mesela ÇEÇENİSTAN konusunda çifte ve aykırı usul ve standartlar kullanıyor. Her iki bölgenin hukuki statülerinde hemen hemen tam bir benzerlik vardır. Birincisi Yugoslavya, ikincisi Rusya federasyonunda “Özerk Bölge” durumunda idiler. “Statüko-Ante”den bir adım daha atmak istediler. Bu hakları idi. Başlarına bu işler geldi. Kosova’da Batı müdahale etti. ABD başta AB arkasında, NATO yanlarında Birleşmiş Milletlerin emrinde müdahale etti. Zavallı Çeçenistan AGİT’in bütün kararlarına rağmen vahşetin görülmemiş hışmına terk edildi. Bu herşeyden önce AB’si ile ABD’si ile tüm batı aleminin bir ayıbıdır! Şimdiki halde bir şey yapamıyorsak bile bunun idraki içinde olmalıyız...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT