BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Akdin feshi

Akdin feshi

İstanbul’dan K.A. rumuzlu okuyucumuzun sorusu şöyle: “Birisi ile satış sözleşmesi yaptık. Satılan, bana gününde teslim edilmedi. Ben de akdi tek taraflı olarak feshettim. Ayrıca bir dava açmam gerekiyor mu? O kişi benden tazminat isteyebilir mi? Ben ondan tazminat isteyebilir miyim?”



İstanbul’dan K.A. rumuzlu okuyucumuzun sorusu şöyle: “Birisi ile satış sözleşmesi yaptık. Satılan, bana gününde teslim edilmedi. Ben de akdi tek taraflı olarak feshettim. Ayrıca bir dava açmam gerekiyor mu? O kişi benden tazminat isteyebilir mi? Ben ondan tazminat isteyebilir miyim?” Cevap: Satış, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bir akittir. Borçlar Kanunu’nun 1. maddesinde akdin oluşumu şöylece tanımlanmıştır: “İki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde akit tamam olur. Rızanın beyanı sarih olabileceği gibi zımni de olabilir.” Buna göre, iki tarafın iradeleri uyuştuğu anda akit oluşmuş demektir. Hukuk dilinde buna icap ve kabulün bir arada gerçekleşmesi denmektedir. Prensip olarak telefonla dahi icap ve kabul keyfiyeti gerçekleşse akit tamam olur. Mektupla dahi icap ve kabul birleşse akit tamam olur. Akdin tamam olması ayrı bir konu, akdin varlığını ispat ayrı bir konudur. Bunun için akdin varlığını ispat bakımından akitlerin yazılı yapılması, hatta şahitli yapılması her zaman için tavsiye edilen bir yoldur. HATIRDA KALMAZ, SATIRDA KALIR Borçlar Kanunu’nda ve ilgili kanunlarda bazı akitlerin mutlaka yazılı yapılması şartı arandığı gibi, bazı akitlerin ise mutlaka resmi şekilde yapılması şartı getirilmiştir. Mesela, Borçlar Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş konulardan birisi de alacağın temlikidir. Alacağın temlikinin ise mutlaka yazılı olması asıldır. Bunun gibi, gayrimenkul satışının ise mutlaka Tapu Sicil Memuru huzurunda resmi şekilde yapılmış olması esastır. Bu şartlara uyulmadan yapılan akitler geçersizdir. Batıldır. Öte yandan “söz uçar yazı kalır”, denildiği gibi “hatırda kalmaz satırda kalır” özdeyişimiz de belirli bir tecrübenin ürünü olup, bu akitlerin mutlaka yazılı olarak yapılmasını gerektirmesi bakımından önemlidir. Akit yapılırken yazılı olmasına nasıl riayet esas ise, akdin bozulduğunu gösterir bir hususun da prensip olarak yazılı olarak tesbiti de o denli önemlidir. Zira akdin feshi durumunda fesih sebebinin ispatı bakımından bu konu önem arzetmektedir. İDDİAYI İSPAT,İDDİA EDENE DÜŞER Yargıtay, birçok içtihadında, fesih iradesinin yenilik doğurucu bir hak oluşturduğunu bu sebeple, muhatabına ulaşmakla netice doğuracağını hükme bağlamıştır. Buna göre, tek taraflı olarak akdi feshettiğiniz anda akit feshedilmiş olur. Ancak, bu akdin feshinin haklılığı veya haksızlığı tartışma konusu olacaktır. Yargıya intikal edecek konu da akdin feshinin haklığı veya haksız olduğunun tesbiti ve bunun neticelerinin karara bağlanmasına yönelik olacaktır. Buna göre, akdi haklı olarak feshettiğinizi ispat ettiğiniz takdirde bu fesih sebebiyle uğradığınız zararın tazminini isteyebileceğiniz gibi, haksız olarak feshetmeniz halinde de, muhatabınızın uğrayacağı zararı tazmin zorunda kalabilirsiniz. Talep edilecek konu içinde tazminat esas yeri tutacaktır. Bu tazminat müsbet veya menfi zararların giderilmesi şeklinde olabileceği gibi, sözleşmede tazminata yönelik hükümler var ise bunların talep ve tahsili şeklinde de olabilir. Öte yandan, yine sözleşmede ceza-i şarta yönelik bir hüküm var ise bunların da talebi imkanını haklı tarafa verecektir. Eğer ceza-i şart ifaya eklenen bir ceza-i şart olarak düzenlenmiş ise, hem zararların tazmini ve hem de özel ceza-i şartın talep ve tahsili şeklinde olabilecektir. Bu tür davaların zaman aşımı süresi içinde açılması ve yetkili ve görevli mahkemede ve doğru kişiye karşı açılması da dikkat edilecek başka bir konudur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT