BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Haddimi aşınca rutin dışına taşınca...

Haddimi aşınca rutin dışına taşınca...

Haddimi aşmamak terbiyesi ile büyüdüm. Bazen ufak tefek aksamalar oluyorsa da, bu konuda genelde istikrarlı gidiyorum. Ama rutinde bir türlü kalamıyorum.



Haddimi aşmamak terbiyesi ile büyüdüm. Bazen ufak tefek aksamalar oluyorsa da, bu konuda genelde istikrarlı gidiyorum. Ama rutinde bir türlü kalamıyorum. Esasında kalmam da zaten doğru değil.. Hep rutin dışına taşmak zorundayım.. Niye mi?.. Sebebi çok basit. Bir kere -Allah sizinkilere, hepsine de hayırlı ömür versin- iki efe babasıyım. Erkek çocuk sahibi olacaksın ve delikanlılarla, rutin içinde kalarak ‘başedeceksin’... Nerede.. Mümkün mü? Kolay mı? Yaparım diyenlere de inanmıyorum! Boşuna inandırmaya, iknaya uğraşmasınlar.. Hiç külahıma anlatmaya çabalamasınlar.. BİR ÇUVAL KEÇİBOYNUZUNDAN BİR DİRHEM BAL Ayrıca gazeteciyim. Rutin dışında haber kovalamak, kapı aralamak, olayların gidebildiğim kadar perde arkasına inmek, çuval çuval keçiboynuzundan bir dirhem bal elde etmeye uğraşmak zorundayım.. Rutin içinde kalarak gazetecilik yapılır mı? Rutin, zaten işin, en başı.. Onu geçeceksin ki, farklı bir şey yapabilesin.. Sen gecenin 2’sinde 3’ünde mışıl mışıl uyurken, İstanbul’da gazetenin Dış Haberler Servisi çoktan, o günkü Washington Post’tan New York Times’a kadar Amerikan gazetelerinde ne var ne yok okumuş, taramış, gerekenleri haber yapmışlardır bile.. İnternetin onlara getirdiği bu rutin kolaylık, zaten seni daha sabahın alaca karanlığında işe başladığında, mecburen rutin dışına taşmaya itiyor.. Bugün rutin dışı neler yapayım diye düşünmeye başlıyorsun... Bir de buna dünyanın dört bir yanından gazetenin merkezine ajanslardan akan rutin haberleri eklediğinizde, hadi kalın bakalım kalabilirseniz rutinin içinde.. Neyse bunları geçelim.. Sevgili yazıişleri müdürüm Nuh Albayrak pazartesi günleri yazıyor gazetenin mutfağında olanları zaten.. Ben babalığımın gereği bizim çocuklarla ilişkilerimde, her zamanki gibi, rutin dışına çıktığımda (ve de bazan haddimi aştığımda) başıma gelenleri aktarayım.. TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNDÜRMENİN SONU Şu internet, bilgisayar, digital teknoloji tamam, büyük kolaylık.. Ama 47 yaşından sonra bu kahrolası teknolojik gelişmeleri bırakın takibi, ayak uydurmak kolay mı? El yordamı ile ve her adımı efelere sorarak gidiyorsun.. Taşıma suyla değirmen döndürmek gibi bir şey.. Geçen hafta Ulusal Basın Kulübü’nde Federal Haberleşme Komisyonu (FCC) başkanı William Kennard’ı dinledim. Digital teknolojiyi, telekomünikasyonu ve interneti anlattı.. Yakın bir gelecekte olabilecekleri, şöyle kıyısından, kenarından bir bir anlatmaya çalıştı. Heyecan verici gelişmeleri dinlemenin zevkinden dört köşe olmuş bir şekilde eve gelip, bizim efelere şöyle bir kabarmak istedim.. Bir şeyler öğrendik ya.. Onlara satacak; dudak büktükleri babalarının şu digital teknoloji konusunda ne kadar bilgili olduğunu göstererek, derslerini verecektim.. Hadi daha açıkça söyleyeyim: ‘Hadlerini bildirecektim’.. Kapıdan içeri girer girmez bombayı patlattım: “Hadi söyleyin bakalım, Amerika’da internet kullananların sayısı kaça çıkmış?” Ne kadar bilgili olduğumu ispatlayacağım ya, ara vermeden ve cevaplarını beklemeden sözlerimi sürdürdüm. -1994 yılında sadece 3 milyon kişi, 1996’da ise 27 milyon kişi on-line idi. Bugün bu sayı 80 milyonu geçti. Amerika’da her üç ayda internet trafiği ikiye katlıyor. Her 100 evin 40’ından internete bağlanmak mümkün.. 1998 yılında internetin Amerikan ekonomisine kazandırdığı gelir 300 milyar doların üzerinde ve sadece o yıl 1 milyon 200 bin yeni iş sahası getirdi internet Amerika’ya.. Önümüzdeki birkaç yıl içinde iş hacminin yüzde 90’ı internet üzerinden gerçekleşecek ve 2-3 trilyon dolarlık bir piyasa oluşacakmış.. Efendim bugün biraz sıkıntımız var.. Herkes yüksek değil normal hızla bağlanıyor internete.. Bugün için sadece 1 milyon 700 bin Amerikalı normalden 25 kere daha hızlı bağlanmak imkanına sahipmiş. Kalanları yılda ortalama 25 saat sadece bağlanmak için bekliyormuş makinenin başında.. Ama bu bekleyenlerden bazıları kolayını bulmuş. Sabahleyin kalktıklarında önce gidip bilgisayarlarını açıyor, makine internete bağlanıp ilgili sayfalar açılana kadar ise vakitlerini şöyle değerlendiriyorlarmış: Banyoya geçip duşunu alıyor, dişlerini fırçalıyor. Sonra da gelip açılan sayfalarda ilk işlerini görüyor; sanal alemde şöyle kısa bir sörf yapıyorlarmış.. İNTERAKTİF TELEVİZYON HEM TV HEM HER ŞEY Böylesine ara vermeden konuştuğum için biraz nefesleneyim diye durunca büyük oğlum Darende lafa girdi: -Babacığım, bugün internet ile ilgili yine bir makale-haber okudun ya da bir konferansa gittin.. Yoksa Ulusal Basın Kulübü’nde FCC başkanı William Kennard’ı mı dinledin? Birkaç saat önce internette konuşma metnini gördüm. Adam gerçekten müthiş konuşmuş.. Hele şu IPTV, yani interaktif şahsi TV olayı harika.. Düşünebiliyor musun.. Artık TV cihazını sadece seyretmek için almayacaksın.. Yeni TV cihazları yakın bir gelecekte hem TV, hem bilgisayar, hem radyo, hem telefon hem her türlü digital haberleşme ve bilgi edinme aracı olacak.. İnterekatif şahsi TV, her şey demek.. Siyah beyaz TV’den renkliye ve çok kanallıya geçişten daha heyecanlı ve muhteşem bir gelişme bu seferki.. Derin bir sessizlik oldu.. Dut yemiş bülbüle döndüm.. Ne diyeceğimi şaşırdım. Öylece kaldım.. Bu sefer küçük oğlum Nazif yetişti imdadıma.. “Ya Darende, azıcık dursana.. Bırak babam anlatsın.. Bakalım ne diyecek.. Belki yine gırgır bir şeyler anlatırdı.. Biraz neşelenirdik..” dedi. Hiç sesimi çıkarmadım.. Odama doğru yürüdüm. ‘Tamam gazetecilik gereği işinde rutinin dışına taş.. Ama sen sen ol, bilgisayarmış, yok internetmiş, yok e-ticaretmiş gibi digital konularda asla haddini bir daha aşma, arkadaş!’ diye kendi kendime mırıldandım... Bilmem haksız mıyım?.. ......... Tel: 1.202.737.7508 Faks:1.202.737.7509
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91445
    % -1.5
  • 5.4513
    % -0.73
  • 6.1428
    % -1.25
  • 7.0355
    % -0.45
  • 211.13
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT