BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fener uzaktan vurdu

Fener uzaktan vurdu

F.Bahçe için iyi şeyler yazmak istiyorum. Ancak kalemimi çok zorlamama rağmen inanın olmuyor. Şampiyonluk yarışından kopan sarı-lacivertli takımda oyunu güzelleştirecek, sonucu değiştirecek futbolcu sayısı o kadar az ki; koşan, biraz sert oynayan takımlar karşısında onlar da sıkışıp ne yapacağını şaşırıyor.



F.Bahçe için iyi şeyler yazmak istiyorum. Ancak kalemimi çok zorlamama rağmen inanın olmuyor. Şampiyonluk yarışından kopan sarı-lacivertli takımda oyunu güzelleştirecek, sonucu değiştirecek futbolcu sayısı o kadar az ki; koşan, biraz sert oynayan takımlar karşısında onlar da sıkışıp ne yapacağını şaşırıyor. İstanbulspor önünde de alınan galibiyet yine böyle zorlama ve ıkınıp-sıkınmayla oldu. F.Bahçe takımının en büyük desteği ve ateşleyicisi seyirci, ancak onlar da yavaş yavaş tribünleri terkediyor. Kötü sonuçlar taraftarı o kadar üzmüş olmalı ki, dün gece şanlı F.Bahçe’yi 7-8 bin kişilik bir kalabalık yüreklendirmeye çalıştı. İstanbulspor önünde F.Bahçe oyuna hızlı, hırslı ve istekli başlamıştı. İlk 15 dakika içinde Preko, Abdullah, Ogün ve Moldovan’ın gollük vuruşlarında kalesinde devleşen Haluk’u izledik. Ancak bundan sonra sanki F.Bahçe bir atımlık barutu varmış gibi durdu ve orta sahayı İstanbulspor’a bıraktı. Bu arada konuk takımın meydana getirdiği tehlikelerde de son anda kaleci Rüştü’nün sakatlığı nedeniyle forma giyen genç Oğuz’un çok başarılı kurtarışlarını ve gole engel olan reflekslerini gördük. İkinci yarıda F.Bahçe’yi ateşlemek isteyen Turan Sofuoğlu, yedek bekleyen Boliç’i sahaya sürdü. Bu değişiklik sarı-lacivertli takımı hareketlendirdi ancak gol pozisyonlarında başta Kemalettin, Moldovan ve diğer futbolcuların beceriksizliği skorun değişmesini engelledi. F.Bahçe öncelikle İstanbulspor önünde orta sahada istediği organizasyonu bir türlü kuramadı. Halbuki Preko ve Johnson’un ardından Moshoeu de takıma katılmış ve alternatifler çoğalmıştı. Bütün bunlara rağmen Tayfun, Kemalettin, Ogün, Johnson ve Moshoeu hem topu kazanmakta zorlandılar, hem de ileri uçta oynayan Moldovan ve Preko’ya fazla pozisyon hazırlayamadılar. Ama şunu da kabul etmek gerekir, F.Bahçe’de bir şanssızlıklar zinciri takımın yakasına yapışmış, bırakmıyor. Alpay’ın ayağındaki kırılmadan sonra, maç öncesinde Rüştü’nün sakatlığını oyun içinde Mustafa Doğan’ınki izledi. İnsan bu kadarına da “olmaz” diyor. F.Bahçe’de genç kaleci Oğuz, çok başarılı bir oyun sergilerken, gelecek günler için bize bir hayli ümit verdi. İyiler arasında F.Bahçe’ye geldiği günden beri değişmez isim olan Abdullah’ı da belirtmek gerek. Mükemmel çalıştı, ileri-geri sol kanadı adeta parselledi. Moshoeu iyi başladığı oyunda sonra dağıldı, ama vasatın altına düşmedi. Kemalettin kaptanlık bantı ile oynadığı İstanbulspor karşısında çok çalıştı. Ancak teknik kapasitesi yetersiz olduğu için, sadece oyun bozdu ve ikinci yarıda yakaladığı mutlak gol fırsatını kötü bir vuruşla dışarı attı. Bu iyiler arasına biraz dağınık olmasına rağmen Tayfun’u da katabiliriz. Zaten skoru belirleyen gol de onun güzel vuruşundan geldi. F.Bahçe’de ikinci yarıda Turan hocanın verdiği en büyük taktik değişiklik tüm oyuncuların uzaktan yaptıkları sert vuruşlarla sonuca gitme isteğiydi. Nitekim İstanbulspor çok adamla kalesini öyle bir kapatıyordu ki, sanki duvar örüyordu. İşte 70. dakikada böylesine uzaktan atılan bir şutta Tayfun’un enfes golü geldi. Bu hem F.Bahçe’ye hayat, hem de tribünlerde suskun seyirciye can verdi. Güçlü rakibi önünde İstanbulspor hücumu fazla düşünmedi. Çok adamla kalesini savunarak bir puan almak istedi. Ancak bunda da başarılı olamadı. Maçın hakemi Ünsal Çimen gerçekten mükemmele yakın bir yönetim gösterdi ve oyunun sertleşmesini zamanında gösterdiği sarı kartlarla önledi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT