BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölçmeden olmaz

Ölçmeden olmaz

İnsanoğlu topluluklar hâlinde yaşamaya bir bakıma mecburdur. Bu topluluklar zaman içinde çok çeşitli formlarda tezahür etmiştir. Şu anda da dünya üzerinde çok çeşitli sosyo-kültürel özelliklerin ve ihtiyaçların şekillendirdiği çok çeşitli topluluk tarzları mevcuttur.



İnsanoğlu topluluklar hâlinde yaşamaya bir bakıma mecburdur. Bu topluluklar zaman içinde çok çeşitli formlarda tezahür etmiştir. Şu anda da dünya üzerinde çok çeşitli sosyo-kültürel özelliklerin ve ihtiyaçların şekillendirdiği çok çeşitli topluluk tarzları mevcuttur. Etkinliği son günlerde çok tartışılan ‘Birleşmiş Milletler’ benzeri milletlerarası organizasyonlardan, Amazon ormanlarının derinliklerinde dış dünyaya tamamen kapalı minik klanlara kadar binlerce topluluk şekli insanoğlunun hayatına yön vermektedir. Bütün bu topluluklarda yönetimde başarılı olmanın temel şartlarından bence en önemlisi ‘O topluluğun yönetim tarzının topluluğa mensup insanların tabiatlarına uygun olmasıdır.’ Bunun en çarpıcı örneğini insanoğlu kibarcası ‘merkezi idareli yönetim’ olan ‘komünist yönetim tarzı’nda yaşamıştır. İnsanların hiçbir karara katılmadan, sadece yukarıdan verilen emirleri hiçbir şekilde sorgulama yapmadan yerine getirmeleri esasına dayalı bir üretim ve tüketim tarzı olarak kısaca özetlenebilecek bu uygulama, sonunda büyük bir gürültüyle çökmüştür. Bu sistemde insanlar şahsen gösterdikleri gayretin karşılığını alamadıkları için, yeni deyimiyle performans değerlendirmesi yapılmadan paylaşım yapıldığı için sistemi sabote etmişlerdir. Komünist sistemin çöküşünün temel sebebi sistemin temel direkleri olarak bilinen ‘üretim kooperatiflerinin’ bu sabotajlar sonucu başarısız olmalarıdır. Stalin’den sonra biraz yumuşayan rejim insanların evlerinin önündeki yarım dönümlük bahçelerde geliri kendilerine ait olmak üzere sebze meyve üretimine müsaade etmiş, Sovyetlerin meyve-sebze ihtiyacının büyük kısmı bu minik bahçelerden sağlanmıştır. İnsanın tabiatı kendisine doğrudan fayda sağlayan sistemlere daha yatkındır. Mesela dünyaca meşhur 3M firması çalışanlarına günlük çalışma zamanlarının birkaç saatini kendilerine ait projelere ayırmalarına müsaade etmekte ve bu uygulamayla ‘İnovasyon Kültürünü’ daha da güçlendirmektedir. Rekabetle baş edebilmenin yolu ‘çalışanlarımıza emeklerinin karşılığını adaletli bir ölçümle aldıkları bir yönetim tarzı uygulamaktan’ geçmektedir. Anadolu deyişiyle ‘Suyu getirenle, testiyi kıran bir olmamalıdır.’
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT