BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Motorlar!

Motorlar!

Sahne sanatçıları ve mankenler, şu sıralar durmadan sevgili değiştiriyorlar. Erkeklerin biri gidiyor, biri geliyor. Kim gidiyor, kim geliyor belli değil.



Sahne sanatçıları ve mankenler, şu sıralar durmadan sevgili değiştiriyorlar. Erkeklerin biri gidiyor, biri geliyor. Kim gidiyor, kim geliyor belli değil. Ortalık karışık... Hesap karışık... Sevgililer karışık... “Kaç tane oldu” diye çetele tumaya, kalem yetmiyor. Her duruma uygun... Her zamana uygun... Her ölçüye uygun... Ve her zevke uygun “MODÜLER SEVGİLİ” mevcut... İmalat, fabrikasyon! * * * Toplumun en çok zoruna giden durum da; hemen hepsinin anlık beraberliklere “SON AŞKIM” ifadesini kullanmaları... Sevgilinin haddi hesabı yok! AŞK... Çoğul değil, tekildir. Canımız sıkıldığı zaman, eğlence olsun diye aşık olunmaz. İnsan bir sefer aşık olur... Hadi ilki hataydı diyelim, tutar bir daha aşık olur... Gönül ferman dinlemez, bakarsın üçüncü defa aşık olur. Ama hooop, orada dur! Sevgili sayısı 5’e, 10’a, 20’ye (Hatta kimi kaşarlanmışlarda çok daha fazlaya) fırladı mı; artık hiçbirine AŞK denmez... Ama bazı sahne sanatçılarına ve mankenlere bakıyoruz; çorap değiştirir gibi değiştirdikleri sevgilileri ile olan tüm beraberliklerine “Aşk” diyorlar. Afedersiniz, bunların kalpleri ne kadar yalama olmuş... Giren çıkan belli değil! Aşk, bu kadar mı ayağa düştü? * * * Her beraber oldukları erkek için de, “Bu seferki birlikteliğimiz, çok seviyeli...” derler. Bu da samimi bir itiraf sayılır. Hiç olmazsa geçmiştekilerinin kalitesi konusunda bize bir ipucu veriyorlar. Şimdiki için “Seviyeli” dedikleri beraberlik de, yeni sevgili ile change edilince; eskilerinin konumuna düşer. Bayağılaşır... Türkiye’de ayaküstü atıştırma “Fast Food Aşklar” yaşanıyor. Take away paket servisinden al git... * * * İşin tuhafı; her sevgili mutlaka zengindir ve bunlara kesinlikle pahalı hediyeler alırlar. Otomobil... Ev... Pırlanta... Öncelikli olan aşk değil, avanta... Hediye faslı biterse, ilişki de biter! Ünlü kadın sanatçılarla beraber olanların genel portresi de; genellikle polisle başı derde giren erkeklerden oluşuyor. Ya Mafya’dır... Ya hayâli ihracatçıdır... Ya uyuşturucu illetlisidir... Ya devlet bankası tokatlayandır... Ya tefecidir... Ya Adnan Oktar’cıdır... Ya da... Bunların tamamıyla içli - dışlıdır! Bir de bunların üstüne Adnan Oktar’ın “Motorları” çıktı. Hepsi birden su kaynattı... Aklı sıra kendilerini aklamak için ekrana çıkan manken kızlar; “Biz malikanelere, çiftliklerdeki alemlere gittik ama, masumuz... Amaçlarını bilmiyorduk” diyorlar. Ya bizleri çok saf sanıyorlar, ya da kendileri çok saflar... Yıllardan beri deşifre olmuş bir grubun, ne halt yediğini halâ öğrenememişlerse; derhal bir IQ testine girsinler. Veya seslerini çıkarmayıp, bizi enayi yerine koymasınlar. Bunlardan bir tanesinin porno kasedi yayınlandı... Ünlü manken, kendini para karşılığı pazarladığı iddiasını yalanladı. Bir beraberliğinin, gizli kameralı komplo sonucu; Tele - Kız durumuna getirildiğini söylüyor. Parayla yapsan ne olur, parasız yapsan ne olur? Her hafta sonu, güle - oynaya o yataklara giren kim? * * * Sayısız erkeklerle sayısız defa beraber olup, bunu AŞK diye yutturmaya kalkanlara çok kızıyorum. Aşkın duru ve temiz anlamı, giyotinle ikiye ayrıldı: Amatörler ve profesyoneller... Böyle şey olmaz! Israrla, inatla, özenle ve önemle tekrarlıyalım: İnsan bir defa aşık olur... İki defa, üç defa aşık olur. Anlarım! Ama afedersiniz; bir kadın arka arkaya 20 erkeğe yamanıyorsa ve onlardan çok pahalı hediyeler istiyorsa; artık bu profesyonel seri ilişkilere aşk denmez. Ne denir? FUHUŞ denir, FUHUŞ...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT