BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > OKUL SEÇMENİN PÜF NOKTALARI!

OKUL SEÇMENİN PÜF NOKTALARI!

Bir veli olarak kendi adımıza kararlar alırken ne kadar rahatız. Çocuklarımız adına da o kadar rahat mıyız? Ya yanlış yaparsak, ya seçimimiz hatalı olursa!.. Doruk performansa ulaşmak için doğru başlangıç çok önemli



“TÜRKİYE’NİN EĞİTİM PLATFORMU” Kurşunkalem İhlas Koleji'nin KATKILARIYLA... Sorularınız için: kursunkalem@tg.com.tr > Şaban Yılmaz- A. Faruk Levent Çocuğunuzun, eğitim alacağı okulda zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimini tamamlamış bir genç olarak yetişmesini istiyorsanız, onu vereceğiniz eğitim kurumunu “sorgulayarak seçmek” en iyi ve en doğru yöntemdir. Öncelikli husus, beklentileriniz ve ihtiyaçlarınız arasında uyum olmasıdır. Bir veli olarak kurum tarafından size vaat edilenlere değil, var olanlara bakmanız ve bunların ihtiyaçlarınızla örtüşüp örtüşmediği önemlidir. Şimdi adım adım çocuğunuzu göndereceğiniz öğretim kurumunu incelemeye başlayalım: TANIŞMA RANDEVUSU > Okul hakkında bilgi edinmek için telefonla tanışma randevusu almak istediğinizde bir yetkiliye bağlanabiliyor musunuz, yoksa sizi oradan oraya mı dolaştırıyorlar? > Randevu talebinde bulunurken, görüştüğünüz yetkili kim olduğunuza dair (isminiz, telefon numaranız, çocuğunuzun ismi gibi) bilgiler istiyor mu? Bu hususlar size, okulun ne kadar kurumsallaştığı, ne kadar sistemli çalıştığı ve veli ihtiyaçlarına ne kadar önem verdiğini gösterecektir. RANDEVUYA GİTTİĞİNİZDE > Okula rahatlıkla ulaşabildiniz mi? > Arabanızı rahatlıkla park edeceğiniz bir park yeri var mı? Park yerinin temizliği, okulun temizliği hakkındaki ilk ipucudur. > Okul alanına girerken nasıl bir güvenlik yaklaşımı ile karşılaşıyorsunuz? > Okul genel görünüm olarak; > Okul olarak mı inşa edilmiş, yoksa apartmandan çevrilme bir yapı mı? > Depreme dayanıklı mı? (radye temel, tünel kalıp sistemi ile yapılmış) > Bina aydınlık ve havadar mı? > Bahçesi ve oyun alanları yeterli büyüklükte mi? > İçeri girdikten sonra nereye ve kime yöneleceğinizi rahatlıkla fark edebildiniz mi? > Muhatap olduğunuz ya da çevrede gördüğünüz insanların (idareci, halkla ilişkiler sorumlusu, öğretmen, güvenlik görevlisi) tavırları size nasıl bir izlenim veriyor. > Çevrede kurumun misyon ve vizyonunu yansıtan duyuru ya da semboller var mı? > Derse giriş-çıkış saatlerine titizlik gösteriliyor mu? Kurumsallaşmış bir okuldan içeriye giren her ziyaretçi kendisine sahip çıkıldığını ve kurumun varlığını hissetmelidir. Böyle bir eğitim kurumundan içeri giren kişi, nereye gideceğim, kime başvuracağım gibi konularda hiç bocalamamalı, ilk sorudan sonra doğru adrese ulaşabilmelidir. GÖRÜŞMEDE BUNLARI SORUN Aşağıdaki sorulara alacağınız cevaplar, okulun eğitim öğretim anlayışı hakkında size ipuçları verecek, sağlıklı kararı vermenizi sağlayacaktır > Kurumun vizyonu nedir? Bu soru, bir veli olarak cevabını arayacağınız en önemli husustur. Vizyonu olan bir kurumun günü kurtarmakla sınırlı olmayan uzun vadeli hedefleri olur. Bu hedeflere ulaşabilmek için sektöründeki yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri yakından izler, bunları seçer ve uygular. > Kurumun öğrenci kaydı sırasında uyguladığı prosedür nedir? Kayıt için gelen öğrencinin akademik seviyesinin tespiti yapılıyor mu? Rehberlik servisi öğrenciyi psiko-sosyal yönden inceliyor mu? Bir eleme var mı? Varsa kriterleri nelerdir? > Sınıflardaki öğrenci mevcudu ne kadar? Dersliklerin dizaynı, aydınlatılması, havalandırılması uygun mu? > Haftalık ders saati ne kadar? Etüt var mı? Akademik başarısı düşük öğrenciler için neler yapılıyor? Birebir öğretim var mı? > Öğretmen kadrosu nasıl? Öğretmen seçim kriterleri nelerdir? > Sistemi uygulayacak olan öğretim kadrosunun modern teknolojiyi kullanarak ders anlatması sağlanıyor mu? > Yabancı dil dersi, haftada kaç saat? > Bilgisayar eğitimi haftada kaç saat? > Bilgisayar eğitimi nerede yapılıyor? Bilgisayar laboratuvarının kapasitesi ne kadar? > Okulun rehberlik servisi var mı? Rehber öğretmen kadrosunun formasyonu nedir? > Öğretmen kadrosu içinde “uzman” (master yapmış) olanlar var mı? > Kurumun öğrenci ve velilerin uyması gereken kuralları var mı? Disiplin anlayışı nasıl? > Öğrenmeyi ilginç kılmak için kullanılan yardımcı araçlar ve bunların okul içindeki sayısı/sınıflara göre dağılımı nasıl? (Akıllı sınıf, elektronik tahta, video, projeksiyon cihazı, internet bağlantısı, kamera vb.) > Öğrencilerin internet imkânları nasıl? > Eğitim sisteminde/programında bir öğrenme/araştırma aracı olarak internet hangi ağırlıkta kullanılıyor? > Servis ve yemek hizmetinin kalitesi nasıl? > Kurumun spor tesisleri var mı? > Okulun spor takımları var mı? > Okul içi temizliğin belli bir birimi, izleyicisi ve sorumlusu var mı? > Yıllık okul ücreti ne kadar? Nasıl alınıyor? Okul ücreti neleri kapsıyor? Kurumun yıldan yıla ücret artış politikası nasıl? > Okul içi güvenlik nasıl sağlanıyor? ATAN ATANA BATAN BATANA > İstanbul Türkçesi gibi İstanbul terbiyesi de tarihe karıştı. Koca şehir, yıllar sonra kafası bozuk, asabı bozuk, dili bozuk insanlarla dolup taştı. Babıâli terbiyesi gibi bir de İstanbul terbiyesi vardı. Türkçe’yi en güzel konuşanların başında İstanbul hanımefendileri geliyordu. Bu şehrin kabadayıları bile Beyoğlu’na gidecekleri zaman kendilerine çekidüzen veriyorlardı. Taşradan gelenler “İstanbul adabı”na hayran oluyorlardı, memleketlerine döndükleri zaman kendilerini etkileyen bu güzelliği anlata anlata bitiremiyorlardı. Böyle bir ilim, irfan merkezinin cazibesine kapılan bazı kimseler zaman zaman “Mektep, medrese görmediysek de İstanbul kaldırımı çiğnedik!” demekten kendilerini alamıyorlardı. Geçen gün minibüste giderken arka koltuklardan birinde oturan bir genç: “Dayı şunu versene!” diye parayı uzattı. Emrini yerine getirerek aldım: “Peki yeğenim!” diyerek şoföre uzattım. O da parayı “efendice” değil, “kabaca” aldı ve öndeki boşluğa attı. Zaten şimdiki insanlar, aralarında konuşurken “mesela, örnek veriyorum, misal, faraza” gibi sözleri kullanmıyorlar, durmadan “Atıyorum!” diyorlar. Atan atana, batan batana. (Dursun Gürlek’in yazılarından alıntıdır.) DANIŞMAYAN DÜZ YOLDA ŞAŞMIŞ > Bir kola firmasının pazarlama temsilcilerinden biri Orta Doğu’daki görevinden büyük hâyâl kırıklığıyla dönmüş. Bir arkadaşı ona sormuş: “Sence Arap ülkelerinde niye başarılı olamadınız?” O da: “Beni Orta Doğu’ya ilk gönderdiklerinde kendime çok güveniyordum; bir tek problem vardı, o da Arapça bilmememdi. Bu yüzden onlara vermek istediğim mesajı yan yana 3 poster hâlinde düzenledim. 1. posterde kızgın çölde kumların üstünde sürünen, susuzluktan kavrulmuş bir adam. 2. posterde adam yerde bulduğu kolayı alıp içiyor. 3. posterde ise adam diriliyor, ayağa kalkıyor ve capcanlı oluveriyor.” -”Eeee, bu harika bir reklam; niye işe yaramadı?” -”Arapçanın sağdan sola doğru okunduğunu bilmiyordum ki!” DENGE FORMÜLÜ! > Her tür iletişim, avuç içinde duran kum taneleri gibidir. Avucumuzu sıkmadan, gevşekçe tutarsak kum taneleri kaymaz, avucumuzda durur. Avucumuzu kapatıp sıkmaya başladığımız an, kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya başlar. Bir kısmını tutmayı başarsak da çoğu akıp gider. İlişkiler de böyledir. Esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz. Ama diğer insanı çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter. AKILDAN ÇIKMAYACAK NÜKTE: Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri kayıkla Boğaz’ı geçerken: “Efendim, ölümle aramızda şu tahta kayıktan başka bir şey yok!” diyen talebesine demiş ki: “Evladım, karada o da yok!” ÖZLÜ SÖZ: “Kurnaz insanlar okumayı küçümser, basit insanlar okumaya saygı duyar, akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.” Bacon AZMİ AKSOY Etkiliyorum Çukur ve tümsekler Yolun sol şeridini babadan miras kalmış gibi tapulayan sürücüden, evinin önündeki sokağa keyfi bir şekilde kasis inşa eden vatandaşa kadar pek çok kimsenin yer aldığı bir toplumda yaşama gayreti içindeyiz. Öyle ki, iki vasıtanın yan yana gidebileceği genişlikteki bir yolda, solladığı ya karşıdan gelen aracın sahibi tanıdık çıkınca yol ortasında durup otomobilin camından sohbete dalan serbestlikte insanlar var aramızda. Geçmek için korna vs. ile müsaade isterseniz özeline karışma saygısızlığı göstermiş olursunuz. Aman dikkat ha!... Birkaç sene önce İstanbul Kartal’da trafik lambasında ailesi ile piknikten dönen bir baş komiseri vurdular. Hâkim soruyor nedenini. Cevap; “Korna çaldım, yol vermedi.” Aman Ya Rabbi! Gerekçeye bak! Hani meşhur fıkradır; adam palas pandıras zor atmış kendini umumi tuvalete, en yakın ibriği kaptığı gibi tam kabine girecekken ensesinden asılmış birisi, çevirmiş başını, bakmış, palabıyık, iriyarı bir tip onu yakalayan. Sertçe “Bırak elindeki ibriği, şunu al” diye boş bir ibrik göstermiş. Adam da mecburen dolu olanı bırakıp, boşu almış. Ancak onu doldurup, gireyim falan derken biraz kaçırmış altına. Rahatlayıp çıktıktan sonra biraz sitemkâr ve kızgın bir sesle, elinde ibriği göstererek “bununla onun arasında ne fark var da onu bıraktırıp bunu aldırdın be adam” diye sorunca, palabıyık çok önemli biriymiş pozu takınarak “E, buranın sorumlusu BENim, o kadar da olacak” diye cevaplamış. Toplumda küçüğünden büyüğüne kadar pek çok fert kendisinin farkına varılmasını, önemsenmesini istiyor. Tabii bu anormal bir durum değil. İnsanın doğasında olan bir şey. Ancak bu farkına varılma isteğinin yöntemi yanlış. Yapıcı, olumlu olmak, yıkıcı olumsuz olmaktan daha mı zor acaba diye akla geliyor hemen. Oysa kültürümüzün en temel değerlerinden biri “zorlaştırmamak, kolaylaştırmak” olmasına rağmen, insanın egosu negatif olana yöneliyor ve üstelik bundan da keyif alıyor. Burada, bize düşen görev sergilenen irade dışı, refleks bir davranış yerine ne yaptığının ve ne söylediğinin farkında olarak hareket etmek ve bu olumlu davranışları sürdürerek kültür düzeyine çıkarmak. Öncelikle anne - babaların, öğretmenlerin ve sırasıyla toplumdaki fertlere örnek olacak konumdaki her bireyin buna fevkalade önem vermesi ve özen göstermesi gerekli. Çukur ve tümsekten asude bir toplumda yaşamak için ilk önce kafalardaki engellerin kaldırılmasını da unutmamak gerekiyor tabii. HATIRINIZ OLSUN Paylaşmak istediklerinizi bize yazın. ‘Hatırlı Tahta’da hatırınız olsun. kursunkalem@tg.com.tr
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95258
    % 1.36
  • 5.8794
    % -0.79
  • 6.4915
    % -0.69
  • 7.4849
    % 0.15
  • 280.247
    % -1.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT