BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İş işten geçmişti artık!..

İş işten geçmişti artık!..

Serpil yediği tokadın şiddetiyle savruldu odanın ortasına. Kenan hırsından öfkeyle bağırıyordu:



KIRIK HAYALLER Yazan: Seçkin Başkan Serpil yediği tokadın şiddetiyle savruldu odanın ortasına. Kenan hırsından öfkeyle bağırıyordu: - Kimden izin alıp çıktın sokağa? Ben sana bir yere çıkmayacaksın demedim mi? Serpil patlayan dudağından sızan kanı parmaklarının ucuyla silip hayret ve dehşetle baktı kocasına. Evlendiğinden beri neredeyse her gün tekrarlanıyordu bu olaylar. İnanılmaz bir hapis hayatının içine girmişti. Başını dışarıya uzatamıyor, pencereye bile yaklaşmasına izin verilmiyordu. Kekeledi: - Karabiber almak için Kenan. Hemen aşağıdaki bakkaldan! Sözlerini tamamlayamadı. Kocası âdeta bir tufan gibi esti bir anda: - Yeter! Konuşma. Çıkmayacaksın dediysem çıkmayacaksın. Karabiberin yoksa telefon edersin ben getiririm. Eğer seni bir kere daha sözümden çıkmış görürsem hiç acımam parçalarım, anlıyor musun? Pencerenin önünde görmeyeceğim hayalini. Bırak dışarı çıkmayı... Neden anneme söylemiyorsun madem eksiğin var... Serpil yutkundu: - Onu yormak istemedim... - Bırak! Bahaneler uydurma bana. Yormak istememişmiş. Senin canına minnet sokaklarda fink atmak. Otur yerine. Genç kadın çaresiz boynunu eğdi. Evleneli neredeyse bir ay oluyordu, bir ayda en az yirmi gün dayak yemişti. Kayınvalidesi inanılmaz ters bir kadındı. Onun meraklı ve suç ararmış gibi şüpheli bakışları her saniye üzerindeydi. Akşam Kenan eve geldiği zaman ana-oğul mutfağa çekilip baş başa fısıldaşıyorlardı. Ardından da öfkeli bir şekilde üzerine yürüyordu Kenan genç kadının. Psikolojisi bozulmuştu. Geceleri uyuyamıyor, bağırarak fırlıyordu yataktan. Suskun, mutsuz ve çaresizdi. Kenan’dan korkuyordu. Kocasının sesiyle irkildi: - Hazırla sofrayı haydi... Hemen mutfağa koştu. Tabakları, çatalları yüklenip geri geldi. Zayıflamıştı. Gözlerinin altı kapkara olmuştu. Annesini babasını özlemişti ama telefon etmesine izin yoktu. Kenan sabahları giderken telefonu şifreliyor, akşam gelince açıyordu. Sadece gelen telefonlara açıktı. Bu konuda da sıkı sıkı tembihlenmişti Serpil. Eğer Cahit Bey veya Adile Hanım telefon ederse en ufak bir şikayetinde olacaklardan kimsenin sorumlu olmadığını söylemişti kocası genç kadına. Zaten arayan soran da yoktu. Yaptığı hatanın bilincine varmıştı Serpil ama iş işten geçmişti. Babasının nasihatleri kulaklarında kâbus gibi çınlıyordu. “Tanımadan, bilmeden hayat kurulmaz kızım” diye çırpınmıştı adamcağız. İçini çekti. Dudağı yanıyordu. Gözü aynaya ilişti. Şamarın geldiği yer kıpkırmızıydı, dudağındaki kan kurumuştu. Yutkundu. Korku, pişmanlık, çaresizlikle harmanlanmış, genç kadının ruhunu oymaya başlamıştı... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95491
    % 0.07
  • 5.7578
    % -0.57
  • 6.5423
    % -0.57
  • 7.3036
    % -0.69
  • 260.321
    % -1.85
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT