BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine çöp!

Yine çöp!

Geçen haftaki yazım üzerine bir öğretmen okuyucumuz sitem etti: “Söylüyoruz çocuklara... Yerlere çöp atmamalarını söylüyoruz.”



Geçen haftaki yazım üzerine bir öğretmen okuyucumuz sitem etti: “Söylüyoruz çocuklara... Yerlere çöp atmamalarını söylüyoruz.” Sokaklarımızın çöp yığınları ile dolu olduğunu, çocukların, gençlerin, her yaştan insanın elindeki herhangi bir çöpü ortalık yere, kaldırım kenarına, köşe başına, apartmanların, dükkânların önüne, çimenlerin üstüne, çiçeklerin arasına sıkılmadan, utanmadan atıvermekte hiçbir mahzur görmediğini yazmıştım ya... Demek ki söylemek yetmemektedir. Yetmemiştir. Elbette ki söylüyorlardır. Aksini düşünmek mümkün mü? Söylediklerinden, söylüyor olduklarından şüphe etmek mümkün mü? Ama yetmediği ortada. Öğretmenlerin söyledikleri şeyler hayata geçirilmiyorsa, davranış haline gelmiyorsa, alışkanlık olarak kazanılmıyorsa eğitim halkası tamamlanmamış demektir. Okul gayesine ulaşmamış demektir. Ne yapmalı? Bir Kızılderili atasözü var: “Söylersen unuturum, gösterirsen hatırlarım, beni de katarsan yaparım.” Meselâ öğrenciler topluca okul çevresi, sokak, mahalle temizliğine çıkarılabilir. Yerlere atılmış dondurma, şeker, çikolata kâğıtlarını, sigara izmaritlerini, mısır koçanlarını, su şişelerini bizzat toplamaları yere çöp atmalarının önüne geçmekte tesirli olur kanaatindeyim. Amerika’da bu her zaman yapılır. Öğrenciler başlarında bir rehber öğretmen, ellerinde plastik eldivenler ve ucu çivili sopalarla belirlenen bir mıntıkayı dolaşırlar, buldukları çöpleri poşetlere koyarlar. Bu noktada geçen yaz -yine memlekette- kulak misafiri olduğum bir hanımı hatırladım. Çocuğunun devam ettiği ilköğretim okulu çevre temizliğine çıkacakmış. Hanım kararlı ve öfkeli: “Benim çocuğum çöpçü mü? Göndermedim!” diyordu. Aferin! İyi ettin! Çocuğun çöpçü değil tabiî, ama sokaklar nasıl olsa çöplük değil mi?!. Öyleyse bu meselede okulun yanı sıra aileler de sorumludur ve etkilidir, diyorum ama derken de onların yetiştiği yerin de okul olduğu gerçeğini unutmuyorum. Sorumlu ve etkili olan bir diğer kurum da medyadır. Özellikle televizyon. En çok seyredilen saatlerde çevreyi temiz tutmak meselesini çok çarpıcı şekillerde ekrana taşımalıdırlar. Kısacası, okul, “söylüyoruz ama ne yapalım?!.” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Aileyi de, medyayı da, mahallî idareleri de dürtecek, silkindirecek, etkili ve cazip usullerle ayağa kaldıracak olan, hepsine bu şuuru verecek olan okuldur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT