BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tırmanışın zamanlaması

Tırmanışın zamanlaması

Terör, denen kanlı eylemler sanki kudurdu. Hem de ne zaman? Açılımların başladığı, kangrenleşmiş ihtilafın biteceğine dair ümitlerin yeşerdiği bir dönemde.



> Washington Dc Terör, denen kanlı eylemler sanki kudurdu. Hem de ne zaman? Açılımların başladığı, kangrenleşmiş ihtilafın biteceğine dair ümitlerin yeşerdiği bir dönemde. Bitti denecekti ki eyvah! dendi. Bu vahşi terör yüzünden Türkiye, insan unsurunu, kardeşlik duygusunu, ekonomik varlığını, değerli zamanlarını kaybetmekte. Günümüz savaşlarında bile bu kadar kayıp verilmiyor. Bizzat genelkurmay başkanı, terörün artabileceğine dikkat çekerken nasıl olur da 250 terörist gelip karakol basabilir? Bunun mantıklı bir izahı olması lazım. Bir meçhul elden söz edilmekte. Başbakan da o elden söz ediyor. Kimdir o elin sahibi, hangi devlet veya devletler? Kimse, kimlerse açıklanmalı. Zira sondan bir önceki safhadayız. Buradan bir adım sonrasını telaffuz etmek istemiyoruz. O meçhul el, çok şeyimizi kaybettirdi. Şimdi de bin yıllık kardeşliği iç düşmanlığa çevirme çabasında. Bu kara manzaraya varılacağının ilk kötü işaretleri, BDP’nin kapatmayı zorlaştıran anayasa değişikliğine karşı çıkma şaşkınlığının ardından ergenekon partisiyle birlikte Anayasa mahkemesine gitmesiyle alındı. Aynı tarihlerde İmralı sakini, ya beni muhatap alırsınız veya neticesine katlanırsınız şeklinde laflar etti. Sonra işaretler arttı. Bu eylemin zamanlaması çok manidardır. Ülke referandum sürecindedir. Hakkaniyet uğruna İsrail’in devlet terörüne karşı mücadele verilmektedir. ABD’nin yanlış talebine karşı BM’de aleyhte oy kullanılmıştır. Bunlar dış sebebler. Bir de iç sebepler var: Saldırı Yargıtay’ın kabulü mümkün olmayan hukuki tasarruflara imza attığı günlere denk gelmiştir. Önce, Mehmet Haberal’ı yargılayan hakimleri daha dava devam ederken tazminata mahkum etti. Ardından da ‘taş plak’ üzerinden dosya birleştirmesine giderek çetrefil Ergenekon sanıklarını saldı. İçerde Ergenekoncuların tükenme noktasına geldikleri. Dışarda İsrail’in hiç olmadığı kadar yalnızlaştığı. BM’de şahsiyetli bir duruş sergilendiği.. Mesut Barzani’nin Ankara ve İstanbul’u ziyaret ettiği. Suriye, hatta Yunanistan’la yakınlaşmaların yaşandığı. Hepsinden daha mühimi ise. Türkiye’nin sınırlarını aşıp dünya ligine çıktığı zamanda bunlar yaşanmaya başlandı. İmparatorluk mirasçısı bir devlet, önce bölgesinde süper güç oldu. Sonra da arzın ta öbür ucuna kadar uzanarak Brezilya ile bile buluştu. Güney Amerika sanki tekrar keşfedildi. Rusya ile hiç olmadığı kadar dostluklar doğdu. Afrika’da nüfuzunu hissettirmeye başladı. Türkiye, referanduma gidecektir. O bu hazırlıktayken referanduma gidecek olan Kırgızistan alt-üst edildi. Buradan Türkiye’ye mesajlar verilmiş olma ihtimali yoktur denebilir mi? Kanlı katiller örgütünün taşeron olduğu, sipariş üzerine çalıştığı artık net. Fakat, hain saldırı, kökünü kazıyacağız gibi sözlerin artık bir değeri yok. Açılımlardan vaz geçmeden, çözüm üretmeliyiz. Kimin ne fikri varsa ortaya koymalı. 16. büyük ekonomi olursan bedel ödetirler. 70 Cente muhtaç olmaya devam etseydin böyle bir meselen olmazdı.. Buna göre her müessese haddini bilerek milli irade eksenli olarak ne yapılacaksa yapılmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT