BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ali ile Selim şehit olurlar

Ali ile Selim şehit olurlar

Kırkpınar’ın ilk doğuşu Sarı Saltuk’ladır. Sarı Saltuk kimdir? O, Türk insanına Anadolu’yu ve Avrupa’yı hedef gösteren Türkistan’ın büyük evliyası Ahmet Yesevi Hazretlerinin talebesinin talebesi bir alperendir.



Kırkpınar’dan kırk damla - 2 - Halil DELİCE halil.delice@tg.com.tr Kırkpınar’ın ilk doğuşu Sarı Saltuk’ladır. Sarı Saltuk kimdir? O, Türk insanına Anadolu’yu ve Avrupa’yı hedef gösteren Türkistan’ın büyük evliyası Ahmet Yesevi Hazretlerinin talebesinin talebesi bir alperendir. Hocasının işaretiyle Türk oğluna Avrupa’yı vatan kılmak üzere, arkadaşlarıyla birlikte Anadolu’ya gelir. Burada Peygamber Efendimizi rüyasında görür. Efendimiz, rüyada Sarı Saltuk’a, “Edirne’yi fethet. Bu diyar, darünnasırdır (yardım diyarıdır), burasını küffar elinde komayın” der. Bu işaret üzerine Sarı Saltuk ve beraberindekiler Çanakkale Boğazı’na ulaşırlar. Ve Trakya’ya, (Rumeli’ne, Avrupa’ya) ayak basarlar. Bu muhteşem hadiseyi Seyyid Lokman Oğuznamesi’nde, “Sarı Saltuk, ubur etti (geçti) Urumeli’ne Altı yüz altmış iki idi heman” şeklinde ifade etmektedir. Tarih, hicri 662, miladi 1263 idi. Yani Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman’ın Rumeli’ye geçişinden 91 yıl önce, Sarı Saltuk ve arkadaşları Rumeli’ne geçtiler. Yollarına devam ederek, Edirne’ye geldiler ve 1264 yılında Edirne’yi fethettiler. Edirne’nin fethiyle birlikte burada Kırkpınar güreşlerini başlattılar. Edirne’yi terk ettikleri 1304 yılına kadar Kırkpınar güreşlerine devam ettiler. Edirne, kurulmuş yay demektir. Tarihçiler, “Edirne’ye hakim olan dünyaya hakim olur” demektedirler. Ondan fazla yerde kabri var Demek ki, Kırkpınar’ın asıl başlangıç tarihi, bugün kabul edilen başlangıç tarihinden 98 yıl öncedir. Sarı Saltuk, kendisi bir cihan pehlivanıydı, dünya şampiyonuydu. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Şehzade Cem, Edirne Valiliği sırasında Sarı Saltuk ile ilgili o kadar çok efsane duyar ki Ebul Hayr-i Rumi’ye Saltukname isimli kitabı hazırlatır. Bu kitapta, Sarı Saltuk’un düşmanlarıyla karşılaştığında, “Ben ki cihan pehlivanı Sarı Saltuk’am” diye nara attığı, kendisinin Hıristiyanların başpehlivanı Elyon-i Rumi ile güreş tuttuğu ve onu yendiği, bunun üzerine Elyoni Rumi’nin Müslüman olarak “İlyas-i Rumi” ismini aldığı yazar. Sarı Saltuk’un ondan fazla yerde kabri, onlarca makamı vardır. Asıl kabrinin Romanya-Babadağ’daki kabri olduğu belirtilmektedir. Bu türbesi, İkinci Beyazıt tarafından yapılmıştır. Türkiye’deki kabirleri, Edirne, Babaesiki, İstanbul-Rumeli Feneri, İznik, Niğde-Bor, Yozgat ve Diyarbakır’dadır. Gelelim Kırkpınar’ın Osmanlı zamanında doğuşuna. 1354 yılının Haziran günleriydi. Osmanoğlu’na Anadolu dar geliyor, Boğazı geçip Avrupa’ya kanat açmak için izin bekliyordu. Orhan Gazi, oğlu Şehzade Süleyman’ı Avrupa’ya (Rumeli’ne) geçmekle görevlendirdi. Mevlana sevdalısı genç şehzade, kırk alperen arkadaşıyla, Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasındaki Çardak kasabasına geldi. Bir mübarek gecede, 13 Haziran’da Salcı Baba’nın yaptığı sala binerler. Deli Kızıl Sultan isimli bir meczup kendisini de sala almalarını ister. Kabul etmezler. Yola çıkarlar. Gürültü üzerine döner bakarlar ki, Deli, kucağını kumla doldurmuş, saçıyor, saçtığı yerde kara yürüyor. Bakarlar ki, Boğaz kapanacak, onu da sala alırlar ve Rumeli’ne geçerler. Mevlit yazarı Süleyman Çelebi’nin dedesi ve Orhan Gazi’nin kayınbiraderi Şeyh Mahmut, bu geçişi, halkın hissiyatına tercüman olarak şöyle dile getirmiştir: Keramet gösterip halka, Suya seccade salmışsın, Yakasın Rumeli’nin, Dest-i takva ile almışsın. Halk, Şehzade Süleyman ve arkadaşlarını alperen olarak görüp, onların keramet gösterip seccade üstünde Boğazı geçtiklerine, Avrupa’yı kılıç zoruyla değil, takva eliyle, gönüllerin fethiyle, Allah-ü Teâlâ’nın emirlerine sarılmakla aldığına inanmıştır. BATILILAR ONÜÇÜ NİÇİN SEVMEZ? Bu geçişi tarihçiler, Türk tarihinin en önemli üç hadisesinden biri olarak zikretmektedirler (Diğer ikisi, Türklerin Müslüman olması ve 1071 Malazgirt zaferidir.) Avrupalılar13 rakamını uğursuz kabul etmeyip de ne yapsınlar? Peygamber Efendimizin doğum tarihi 571, Rumeli’ye geçiş 1354 ve İstanbul’un fethi 1453. Hepsin de rakamların toplamı 13... Ayrıca Rumeli’ye 13 Haziran’da geçmişler. Her üç hadise de Avrupa’nın, Hıristiyan Batı’nın kıyamete kadar devam edecek kâbusu olmuş. Şehzade Süleyman, bu geçişten sonra, Gelibolu yakınlarında atından düşerek, şehit olur. Alperenler tarafından Gelibolu-Bolayır’a defnedilir. Atı da hemen yanına. Bu, binlerce yıldır devam eden bir alp geleneğidir. Akın başlamıştır, durmak yoktur. Şehzade Murat, bayrak yere düşmeden ağabeyinin elinden alır. Trakya içlerine ağabey yadigârı alperenlerle akmaya devam eder. Akıncı, alperen, her an savaşa hazır kimse demektir. Güreş de savaşa en güzel hazırlık vasıtasıdır. Kırk yiğit fırsat buldukça birbirleriyle güreşmektedirler. 38’i güreşlerini ayırmıştır. Ancak iki yiğit bir türlü yenişemezler. Yolları Edirne yakınlarına, Arda nehri boylarına, bu güzel nehir kenarındaki, Simovina yakınındaki çayırlığa düşer. Yine güreşirler. Ama iki can yiğit, Ali ile Selim yine yenişemezler. Pes etmeyi de birbirlerine ihanet görürler. Güreş, savaşa hazırlık olduğundan, ustalık, kuvvet, maharet gibi sahip bulundukları bütün güçleri kullanırlar. Akşam olmuştur, güreşleri hâlâ devam etmektedir. Gönülceğizleri, bu kadar yükü kaldıramaz. Emanetleri, sahibine teslim ederler. Şehit olmuşlar, çalışmakla kazanılabilecek en yüksek dereceye kavuşmuşlardır. Yarın: 1361’de Kırkpınar güreşleri başlAR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT