BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnız ve kimsesiz kız...

Yalnız ve kimsesiz kız...

Ayrılık vakti geldi... Vedalaşırken dudaklarından dökülen kelimelere söz geçiremedi: -Yarın görüşmek üzere. -Görüşmek üzere. Eve geldiğinde mutluluktan uçuyordu ama, yüreğinde aynı oranda bir korku peydah olmuştu. Yarın olacak mıydı?



“Kara Murat” rumuzuyla mail geçen okuyucumuzun duygularına yer veriyoruz bugün... “Güzel kız, yalnızlık ve sıkıntı içerisindeydi yine. Oturdukları bu yeni eve babasıyla birlikte taşınmışlardı. Annesi mi? O çoktan göçmüştü fani alemden... O günden beri kendisiyle şöyle oturup da uzun uzadıya konuşan kimse olmamıştı. İnsanlar onu sıkıyordu. Herkesten kaçıyor, kendi dünyasına kapanıyor ve kapısını da kimselere açmıyordu. Güzel kızın bu huyu, onu daha da esrarengiz yaptı. Hayatta sevdiği tek şey, odasına kapanıp müzik dinlemek, şiir kitapları okumaktı. Annesine olan özlemini ve kendi duygularını paylaşacak bir sevgiliye olan özlemle ilgili birçok şiiri vardı bilgisayarında. İstediği her şey vardı ama mutlu değildi o. Çok mutsuzdu. Babası eve geldiğinde onunla birkaç cümlelik günlük olaylardan konuşur sonra kendi odasına çekilirdi. Yine kendi dünyasında, yine tek başına, yine yapalanız ve kimsesiz... O yaz bir akşam, akşam yemeğini bahçede yemek istedi nedense. Canı öyle istemişti birden. Bir garip heyecanla, masayı bahçeye hazırladı. Yapabileceği en güzel yemekleri yaptı. Akşama doğru eve gelen babası bile şaşırmıştı ondaki bu değişikliğe... Yemekten sonra kitabını alıp bahçeye çıktı. Bahçedeki salıncağına oturup büyük bir dikkatle okumaya başladı. Tam o sırada kulağına bir ses geliyordu ufaktan ufaktan. Büyülenmiş gibi yerinden kalktı ve sesin geldiği tarafa yöneldi. Duyduğu gitar sesiydi ve yandaki evden yayılıyordu. Dikkat ettiğinde çok enteresan bir manzarayla karşılaştı. Yan taraftaki evde, kendi yaşlarında bir çocuk yaşıyordu evet. Demek orda böyle birisi vardı ve şimdiye kadar hiç ilgisini çekmemişti?.. Demek ki o da içine kapanık ve esrarengiz birisiydi. Kendini maziye adamış, içine kapanık, sessiz biri... Fark edildiğini anlayınca hafif bir gülümseme yayıldı dudaklarına. Birlikte çok kısa süren bir gülümseme yaşadılar. Tanışmaları hiç uzun sürmemişti. Üstelik bir bakışta kolayca anlaşabildiklerini fark ettiler. Güzel kız için değişiklik zamanı gelmişti artık. Ertesi gün bahçeye çıkma isteği tesadüfen ve içinden geldiği için değil, bilerek ve isteyerek bir çıkış olacaktı. Üstelik dün bahçeye çıkarken, giyim kuşamına hiç dikkat etmemiş, daha doğrusu aklına bile gelmemişken, bugün bahçeye çıkarken ne giyeceğini düşünmüş, kıyafetlerini özenerek seçmeye çalışmıştı. Hatta kendisinin bile anlam veremedği şekilde, saatlerce aynanın karşısına geçip, saçlarına farklı bir şekil verdi. Bahçeye çıkarken içinde değişik bir heyecan vardı. Elinde yine kitap vardı ama yüreğinde dünden farklı duygular yaşıyordu... Üstelik bu kez kahvaltı için çıkmışlardı bahçeye... Babası bile anlamıştı ondaki bu değişikliği. Kahvaltı çok büyük bir neşe içerisinde geçti. Kahvaltıdan sonra, yıllardan beri ilk kez kendi arzusuyla alış verişe çıkmak isteğini dile getirdi. -Çarşıya çıkabilir miyim? -Neden çıkmıyorsun, hemen... O gün ilk kez kendi arzusuyla alış veriş yaptı. Bu kez kendine esrarengiz elbiseler yerine daha canlı ve cıvıl cıvıl giyecekler seçti. Hatta seçerken içinde ikinci birinin tercihine göre hareket ettiğini hissediyordu. Sanki kendi için değil de bir başkası için beğeniyordu beğendiklerini... İlk defa yüreğine tarif edemediği bir korku yayılmıştı. Ya beğenilmezsem korkusu... Ama kim beğenecekti, kime beğenilecekti? Bu henüz netleşmiş değildi... Belki korkusu, tüm bu mutlulukların bir kuru hayal ürünü olmasından kaynaklanıyordu. Belki yaşadıkları bir rüya olabilirdi... O akşam değişik bir atmosferde, bütün geceyi onunla konuşarak geçirdi. “Meğer başkalarıyla konuşacak ne çok şey varmış” diye düşündü. Saatlerin ne kadar çabuk geçtiğinin farkına vardı. Oysa iki gün öncesinde hiç ilerlemiyordu vakit... Derken ayrılık vakti geldi... Vedalaşırken dudaklarından dökülen kelimelere söz geçiremedi: -Yarın görüşmek üzere. -Görüşmek üzere. Eve geldiğinde mutluluktan uçuyordu ama, yüreğinde aynı oranda bir korku peydah olmuştu. Yarın olacak mıydı? Olsa bile onunla buluşabilecekler miydi? Ah şu yarın bir olsaydı... Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT