BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekmek EJDERİN ağzında

Ekmek EJDERİN ağzında

Uzak Doğu’nun bu şirin ülkesinin mutfak kültürü bize pek uymadığı için zorlanabilir, hatta ekmek bulamadığınız için aç bile kalabilirsiniz. Fakat alışveriş bakımından ülke tam bir cazibe merkezi haline gelmiş.



YAZI DİZİSİ KARE KARE KORE -3- HAZIRLAYAN: İNAN ARVAS inan.arvas@tg.com.tr Uzak Doğu’nun bu şirin ülkesinin mutfak kültürü bize pek uymadığı için zorlanabilir, hatta ekmek bulamadığınız için aç bile kalabilirsiniz. Fakat alışveriş bakımından ülke tam bir cazibe merkezi haline gelmiş. Güney Kore 99 bin 274 kilometrekarelik alanı ile Türkiye’nin neredeyse 8/1’i kadar. Fakat nüfusu 50 milyon. Ülkenin para birimi Won. 1 dolar yaklaşık olarak bin Won yapıyor. Para konusu açılmışken alışveriş kısmına gelelim. Alışveriş yapmak isteyenler için Seul tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Türkiye’den daha ucuz mallar bulacağınız kesin. Büyük alışveriş merkezleri her türlü ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde. Sadece teknoloji ürünleri satan dev iş merkezleri bulunuyor. Mesela bir İstinye Park veya Cevahir gibi alışveriş merkezi düşünün sadece cep telefonu ve aparatları satan veya bilgisayar teknoloji ürünleri satan koca bir AVM. Tabii bunun gibi sadece giysi, yiyecek vs. satan çok büyük iş merkezleri de bulunuyor. Güney Kore de Çin’den geri kalmamış. Burada her şeyin çakmasını bulmak mümkün, taklit ürünler piyasayı istila etmiş. KARNIMIZ ZİL ÇALDI Gelelim yemek konusuna. Yani benim en mağdur olduğum sahaya... Güney Kore birçok yönü ile Türkiye’yi andırsa da yemek kültürü yönünden kesinlikle benzeşmiyor. Zaten hep merak ederdim, Asyalılar neden hep aynı kilodalar, formlarını nasıl koruyup bu kadar zarif olabiliyorlar? Bu merakımı Güney Kore yemeklerini gördükten sonra giderdim. Güney Kore yemeklerine alışmak gerçekten çok zor. Hele hele mideniz hassas ise yandınız. Önünüze konulan yemekleri daha önce hiçbir yerde görmeniz mümkün değil. Ne olduğunu öğrenebilmek için yanınızda muhakkak bir tercüman olması gerekiyor. Garsonlar ile anlaşabilmeniz çok zor. SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK Güney Kore’de hafızamdan silinmeyecek detaylardan biri de ülkedeki insanların “sarımsak” geleneği. Daha havalimanına iner inmez metroya bindiğinizde ağır bir sarımsak kokusu ile karşılaşıyorsunuz. Bu koku sokaklara bile hakim. İnsanlarda inanılmaz bir sarımsak ve soya yağı tüketme geleneği var. Yemeklerde masaya muhakkak bir kase taze sarımsak konuyor. Sarımsak yemeyeyim kokar, ayıp olur diye sakın düşünmeyin. Hatta yiyebildiğiniz kadar yiyin. Böyle bir fırsat ele geçmez bir daha. Sarımsak ayrıca birçok yemeğin içine konuluyor. Salata sosundan tutun çorbalara kadar... Yemekler hayli baharatlı. Bazen yemeğin üzerindeki acı soslardan dolayı ağzınız yanabilir. Acıya duyarlı insanlar sosun güzelliğine aldanıp yemeği tattığı zaman mide ağrısından duramaz. Başıma geldi...Tecrübe ile sabittir... KENDİN PİŞİR KENDİN YE Güney Kore’de iki tür restoran ve lokanta var. Bunlardan geleneksel olan lokantalarda özel odalar bulunuyor. Bu özel odalara girerken ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz. Çünkü oturarak yiyeceksiniz ve yere sofra örtüsü serili. Herkes bağdaş kuruyor. Yer sofraları bize Anadolu’yu hatırlatıyor. Sofra tahtasının üzeri süsleniyor, göze de ziyafet sunuluyor. Sofra tahtasının tam ortasında ise bir ocak. Yemekler burada ısıtılıp servis yapılıyor. Dileyen etini burada pişirebiliyor. Siz yeter artık diyene kadar garsonlar sürekli ocakta pişirilecek etlerden getirip duruyor. Hele bir pilavları var sormayın gitsin. Tatsız, tuzsuz ve yağsız. Lapa mı lapa. Buna pilav demek için bin şahit gerek. Nerde bizim kuru fasülyenin yanındaki tereyağlı pilav. Pirinçler tane tane dökülecek ki... EKMEĞE HASRET KALACAKSINIZ Türklerin yemeklerin yanında ekmeği çok tüketmesi meşhurdur. Kore’de bir kerecik ekmek yüzü gördüm desem yalan olmaz. Ama o gördüğüm ekmeğin içine de bilimum şeker çeşitleri katılmış. Tabiri caizse Güney Kore’de ekmek aslanın ağzında. Burada kaldığınız müddetçe ekmeğe hasret kalacaksınız. Ekmeğin olmaması demek bizim aç kalacağımız anlamına geliyor. Geçen yıl Cenevre seyahati yapmıştık. Rehberimiz rezervasyon yapılan restoranlara gitmeden önce arıyordu. Türk misafirlerin yolda olduğunu birazdan geleceklerini o sebeple lütfen ekmeklerin masalara fazlaca konmasını hatta gerekirse dışarıdan ekmek siparişi verilmesini rica ediyordu. Tabii bu Güney Kore’de mümkün değildi.. İMDADIMIZA KUMANYA YETİŞTİ Güney Kore’ye gelmeden önce birçok kişiden orada ne yenir diye sordum. Herkes hemfikir olmuşçasına muhakkak kumanya götür demişlerdi. Kimisi Trabzon ekmeği, kimisi kaşar, kimisi konserve kimisi de bisküvi götür dedi. Ben de abartılı bulmuştum. Yine de tedbir olarak bir Trabzon ekmeği, ufak bir kutu kaşar peynir, biraz ton balığı ile birlikte bir iki kutu bisküvi götürdüm. Tabii oradaki yemeklerden sadece ucundan tatmama rağmen ilk gün acıdan dolayı mide spazmı geçirecek raddeye geldim. Götürdüğüm yiyecekler işime nasıl yaradı anlatamam. Akşamları otel odasında kurduğum sofra sultanlara layıktı... BİZİM BALIKLARA BENZEMİYOR Özellikle deniz ürünleri ve çiğ balık Güney Kore’nin favori yiyeceklerinden. Yalnız şöyle bir durum var. İster balıklar olsun ister diğer deniz ürünleri olsun bunlar daha canlı iken pişiriliyor, ölmesi beklenmiyor. Tabii pişerken görmediğimiz için bu olaydan haberimiz olmuyor. Biz de bunu orada yaşayan arkadaşlarımızdan öğrendik. Yalnız yemekte gördüğüm balıklar bizim yediğimiz balıklardan çok farklı. Okyanus balıkları bizimkilere benzemiyor. Haa unutmadan sokaklarda bizim mantı’ya benzeyen hamur ile yapılan “Mantu” isimli bir yiyecekleri var. İş icabı dışarıda olanlar ayaküstü atıştırıyorlar. SEUL’ün Mahmutpaşa’sı Seul’e gelen turistlerin çoğu “Nam Dae Mun”u bilmez. Herkes büyük outlet ve alışveriş mağazalarına koşar. Fakat Seul’de öyle bir pazar var ki Türkiye’nin Mahmutpaşa’sını aratmıyor. İsmi “Nam Dae Mun” burada ne ararsanız var. Ayakkabı’dan çantaya, hediyelik eşyadan bitki çaylarına, kadar her şey tezgahlarda mevcut. Üstelik büyük markaların taklitleri de var. Sosyete bile bu pazara gelerek çakma ürünlerden alıyor. Rehber arkadaşımız burada 1000 adetten fazla dükkan olduğunu, her şeyi bulabileceğimizi hatta pazarlık yaparak yarı fiyatına kadar indirebileceğimizi söyledi. Hakikaten de öyle oldu. Bir mağaza sahibi 20 bin Won dediği ürünü bize 10 bin Won’a verdi. Siz siz olun sakın pazarlık etmemezlik yapmayın. Pazarda Çin çayları ve uzak doğuya has köklerden elde edilen çaylar var. Zindelik veren bu çaylardan da almanızı tavsiye ederim. Ha bu arada unutmadan alışveriş yaparken Türk olduğunuzu muhakkak belirtin “dost kazığı” yerine dost indirimi yapacaklarından emin olun. YARIN: 10 bin km ötede fatiha bekliyorlar
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94831
    % -0.62
  • 5.776
    % -0.25
  • 6.5746
    % -0.08
  • 7.3372
    % -0.24
  • 262.412
    % -1.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT