BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Avans kâr dağıtımı

Avans kâr dağıtımı

Sermaye şirketlerinde kâr payının tespit edilmesi ve dağıtılması, pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğu dolayısıyla, şahıs şirketlerine nazaran farklılıklar ve bazı özellikler taşır.



Sermaye şirketlerinde kâr payının tespit edilmesi ve dağıtılması, pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğu dolayısıyla, şahıs şirketlerine nazaran farklılıklar ve bazı özellikler taşır. Her şeyden önce, kâr dağıtımı için, genel kurulun onayından geçmiş bilançoda bir kârın bulunması gerekir. Nitekim Ticaret Kanunu, safi kazancın yıllık bilançoya göre hesap ve tespit edileceğini hükme bağlamıştır. Ayrıca Kanunda, yıllık bilançonun, ticari defterler bölümündeki hükümlere göre tespit olunacağı ifade edilmiştir. Bu maddede yer alan “yıllık bilanço ve kârın bilançoya göre tespitine” ilişkin ilkeler, kârın yıl sonunda bilançoya göre belirlenip, izleyen yılda, dağıtılabileceğini göstermektedir. Ancak Kanun başka bir düzenlemesiyle de, “iş yılı, altı aydan az, bir yıldan çok olamaz” hükmünü getirmiş, her iş yılı sonunda bilançonun tanzim olunacağını ifade etmiş ve bu düzenlemelere bağlı olarak “yılda birkaç kez kazançlarını dağıtan anonim şirketlerde her dağıtma için umumi heyeti toplantıya davet lazımdır” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelerin çelişik olup olmadığı ve dolayısıyla anonim şirketlerin yıl tamamlanmadan, yıldan kısa hesap dönemlerine göre kâr dağıtıp dağıtamayacakları, ticaret hukukçuları arasında yoğun tartışmalara yol açmıştır. Vergi hukukçuları ise, Vergi Usul Kanunu’nun vergilendirme dönemi ve takvim yılı esasına ilişkin düzenlemeleriyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun örtülü kazanç dağıtımı hükümlerine öncelik ve ağırlık vererek, iki hukuk dalını birlikte yorumlayıp bir sonuca ulaşmaya çabalamak yerine, ara kâr dağıtımına karşı çıkmayı yeğlemişlerdir. Bütün bu tartışmalar bir kenara, geçtiğimiz günlerde yasalaşan ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda önemli değişiklikler yapan 4487 sayılı Kanunla, cari yıl kazancından avans kâr dağıtımı yapılabilmesi kabul edilmiştir. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 4487 sayılı Kanunla değişik 15. Maddesine göre, halka açık anonim şirketler, sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak düzenlenmiş ve bağımsız denetimden geçmiş üçer aylık ara dönemler itibariyle hazırladıkları mali tablolarında yer alan kârlarından, temettü avansı dağıtabileceklerdir. Halka açık anonim ortaklıkların üçer aylık ara dönemler itibariyle avans kâr dağıtımında bulunabilmeleri için gerekli şart, ana sözleşmelerinde bu yolda bir hüküm bulunması ve ayrıca şirket yönetim kuruluna ilgili yılla sınırlı olmak üzere, söz konusu ana sözleşme hükmü uyarınca genel kurul tarafından yetki verilmesidir. Bu yetkilendirme üzerine, avans kâr dağıtımı yapıp yapmama yönünde karar yetkisi, Yönetim Kurulu’na ait olacaktır. Bu düzenlemelerin özellikle borsa üzerinde olumlu etki yapacağı açıktır. Özellikle yılın ilk dönemlerinde yüksek kârlar sağlayan halka açık şirketlerin bu kârlarının, daha kısa sürelerde ve enflasyona uğramadan hissedarlara ve yatırımcılara ulaşacağı açıktır. Ancak bu uygulamanın hayata geçmesi için, halka açık anonim şirketlerin ana sözleşmelerini, bu yeni yasal düzenlemeye uygun hale getirmeleri gerekmektedir. Ancak yukarıda özetle aktarmaya çalıştığımız bu düzenleme, bazı eksiklikleri de nazara alınırsa uygulamada pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirecek gibi gözükmektedir. Örneğin, yılın ilk iki veya üç üçer aylık dönemlerinde avans kâr dağıtımında bulunan bir şirketin, yılı zararla kapatması halinde, bu avansların akıbetinin ne olacağı belli değildir. Haksız yere kâr payı alan pay sahiplerinin, bu kârı iade etmekle yükümlü olduklarını söyleyen Ticaret Kanunu’nun 473. Maddesi dolayısıyla, özellikle, borsada işlem gören hisse senetlerinin hızlı tedavülü veya hisselerin yabancı yatırımcılarda olduğu da nazara alınırsa, haksız kârın kimden ve nasıl geri isteneceği sorusu ortaya çıkacaktır. Haksız kârın geri istenmemesi ise, Ticaret Kanunu’na göre Yönetim Kurulu’nun sorumluluğunu getirecektir. Kanunun vergi yönünün düzenlemesi de, başka bir kısım sorunları beraberinde getirmektedir. Bugüne kadar avans kâr dağıtımına, örtülü kazanç dağıtımı oluşturacağı gerekçesi ile karşı çıkan maliye idaresinin bu görüşünü gözden geçirmesi gerekmektedir. Zira Sermaye Piyasası Kanunu’nda yer alan bu düzenlemenin vergi idaresi tarafından itibar görmesi halinde, -ki görmek durumundadır- halka açık olmayan şirketler içinde Ticaret Kanunu’nun yukarılarda anılan maddelerin de itibar görmesi ve belki bütün anonim şirketlere bu hakkın tanınması gerekecektir. Böyle bir uygulama ise şirketlerden ortaklarına cari hesap yolu ile para aktarma uygulamasını da büyük ölçüde ortadan kaldıracak, buna bağlı ihtilaflar da kaybolacaktır. Görüldüğü gibi, konumuza ilişkin sorun çoktur. Bu yeni doğmuş müessesenin hayata aktarılabilmesi, bu sorunların daha baştan net olarak çözüme kavuşmasına bağlıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT